Hani demiştim ya maymuna ne isterse onu veriyorum, ağlıyor, hadi memeler çıkıyor, bir o yandan bir bu yandan, sonra tekrar mı ağlıyor bu sefer " Haaa diyorum demek meme istemiyor bu çocuk, haydi koş pompaladığın sütü ısıt bakalım!" Haydaaa bir koşu ısıtıcıya...O da mı olmadı, " Aaaa! Mama istiyor bu çocuk benim sütümle doymuyor!", hadi bakalım formül süt hazırlamaya...
İkinci ayın sonuna kadarki dönem böyle bir karman çormanlık yaşandı bizim evde. En sonunda anladık ki yok meme, dur olmadı biberon, hadi o da mı olmadı gaz çıkart, aman yine ağlıyor amuda kalkla olmuyor bu iş. Bizim koala bear öyle her telden çalınca kendinden geçiyor, herşey karman çorman olmakla beraber alacağı memeyi de almaz, biberondan mı memeden mi içeceğine karar veremez, hepsini reddeder hale geliyor.
Üçüncü ayın başında ( düzeltilmişi kullanmıyorum çünkü bu hayata geldiği zamandan itibaren tecrübeyle sabitlenmeye çalışılan bir durum )anlaşıldı ki bir konuda karar verilecek, öyle bir meme, bir biberon, bir şu, bir bu verilmeyecek hanımefendiye. Bırak meme ucunu Nuk'un yassı ucuyla, diğer klasik silikon ucu bile ayırd edip kendi tercihini ortaya koyarak işi noktaladı ufaklık.
İlk eve geliş, bir ay sessiz ve sakin dönem. Ardından ikinci ayın başında başlayan gazlı aşamalar, o sırada benim BPA olayını keşfetmemle beraber torbanın içinde beklemeye alınan bilmemne kadar Avent şişesi. E her şişenin, özellikle bu pahalı olanların ağızlıkları birbirine de uymuyor mu! Hangisi BPA Free? Nuk...Ama uçlar basık, ortodontikmiş fakat zaten bebek memeyi ağzına alıp emme hareketi yaparken yassılaşmayı sağlayıp sütü çekmiyor mu? Yani o islikon uç pestil gibi ağzının içinde bastırsan da zaten basılmış, sütü ancak çekme hareketi ile alabilir bebek. Zaten ilk aylardan sonra biberonun silikon ucundan emme hareketi değil, çekme ile alırmış sütü gibi bir şey de okudum ama olsun, yine de bana rahatsız geldi ve benimki sevmedi zaten konu kapanmıştır. Aslında eskiden Chloe'de ben o uçları kullanıyordum ve klasik olanlardan yan akıtması yaptığı için tercihim o şekilde olmuştu, bu bebekte farklı.
İkinci ayda Nigar ile telefonda beyin fırtınası yapıyoruz, bu yaşanan kolik mi değil mi diye. Şimdi elimdeki Mother Care kataloğuna bakıyorum da...Dr. Brown'un hem prematüreler, hem de kolik bebekler için özel ürettiği başlıklar var ama maalesef biberonlar BPA'lı ve de yine araştırmaya göre en fazla akma yapan da bu marka, iyi mi?! Disney'de var işin içinde.
Dikkatimi çeken diğer bir ürün, antikolik bir örtü çıkartmışlar mesela, omzuna koyuyorsun, bebeği onun üzerine yatırıyorsun omuz hizzanda tabi ki ve vibrasyon veriyor. Dahiyane...Ama denemedim, bilmiyorum zaten kolik denilen meret genelde üç ayın sonunda bitiyor. Biz Allah'tan bu aşamayı geride bırakmış durumdayız artık.
İki çocuklu olmak üzerine de yazılacak çok şey var kuşkusuz. Kız çocuklarının bazı konularda daha zorlukları var. Erkeklerin de ilerdeki yaşlarda bazı zorlukları...Şimdi kızımı babasıyla yukarı kata yolluyorum mesela değil mi? Yapılacaklar şöyle özetlenebilir;
1-Tuvalete girilecek, sifon çekilecek, atlanan bir temizlik noktası varsa söylenilecek.
2-El ve ağız yıkanacak.
3-Dişler fırçalanacak, bu iş yapılırken başta beklenecek, atlanan yanlar giderilecek.
4-Ayaklar yıkanacak
5-Saçlar fırçalanacak
6-İç çamaşırı değiştirilecek
7-Kıyafetler öyle sağa sola saçılmayacak, katlanılarak ya da düzgün bir şekilde konulacak.
8-Bu arada, yatağa giderken aşağıda kalmaması gereken ama gün içinde oynanmış oyuncak, okunmuş kitap vesaire ne varsa yukarki kata çıkartılacak.
9-Ve son olarak kitap okunarak gün bitirilmiş olacak.
Bütün bunlar rutinde olmalı ve otomatik olarak yapılmalı. Sekiz yaşındaki bir çocuk için zaman zaman sıkıcı ve gereksiz görülebilir ama alışkanlığa dönüşmesi için bir büyükle yerine getirilmeli. O da dönüşümlü olarak babayla bana ait. Kim hangi çocuğu kaparsa artık :)
Zoe'nin beslenmesi esnasında da trickler var. Genelde bakmaya kalkan kişi bebeğin kendi mesaisi sırasında uyumasını tercih ettiği içindir ki ( Bu, bebekle ilgilenip agu gugu yapmaktan daha kolay çünkü ) süt alırken uyuyakalınırsa öyle hop diye yatağa konulmayacak.
Diyelim mamayı aldı ama alması gerekenin çeyreği kadar, o zaman uyanacağı yerlerden biri olan alt açma matine yatırırsın, kendisi otomatik uyanır, konuşursun, biraz zaman geçer ve geri kalanı almaya hazır hale gelir.
Hadi bu sefer aman uyudu diye tam anlamıyla beslenmedi değil mi? Bütün birbirine zincirleme olan beslenme düzeninin içine edilmiş olunur. O yüzden ben control freak bir anneyim çünkü ne zaman kendimin bir işini başkasına yüklesem o zaman bir eksiklik, değişim oluyor ve bana da gelenler geliyor.
Tabi ki hiç yardım teklif edilmesin demiyorum, onu yapanın da ümüğüne yapışırım bundan eminim ve hayatta en nefret ettiğim şeydir paylaşımcı olmayan eş ama sorulsun ben yine kendim yaparım :)))) Böyle de bir durum.
Bir ara da insan bebeğin aldığı süt miktarına takıyor kafayı. Prematüre doğan bebekler zaten hayata normal doğmuş olan bebeklerden en az bir kilo az başlıyorlar, daha beteri de var. Ama Chloe'nin eski kayıtlarından gördüğüm şu ki çocuklar istedikleri zaman ve istedikleri kadar beslendiklerinde kendi kodlandıkları büyüklüklere erişiyorlar. Chloe'nin düzeltilemiş olarak altıncı ayında kilosu 4.900 müş mesela, boyu da 56.5cm, Zoe bunu üçüncü ayında yakalamış durumda. E peki ne olacak? Hiçbir şey çünkü Chloe şu anda sınıfında ortalamanın üzerinde, boy anlamında konuşuyorum, hiçbir zaman chubby bir çocuk olmadı da ben zamanında 3200 gr doğmuş bir çocuk olmama rağmen annemi deli edecek kadar zayıf bir çocuktum mesela. Şimdi 10 kilo fazlamı nasıl verecem diye kara kara düşünüyorum. Neyse...
Bütün bunları bilmeme, kendimde ve ilk çocuğumda deneyimlememe rağmen anneliğin verdiği bebeğini besleme içgüdüsü ile ve özellikle de ilk aylarda süt alma işi bayağı üzerinde durulması gerekli bir konu gibi geliyor. Verilen bilgileri ayrıca karıştırıp kafayı sıyırmamak, üzerinde düşünmeden " Aman, her öğünde benimki bu söylenenin yarsını alıyor yandım!" dememek lazım.
Bendeki chartlar mesela, yazmışlar, ilk ay 8-10 aralığı beslenme, 2-3 ay 5-6 aralığı beslenme diye gidiyor. Birinci ayda alınan 40-80 aralığı ise 3.ayda efendim en az 120 almalı diyelim...Bakıyorum, benim ufaklık 120 yi neredeyse hiç görmüyor ama günde hala sekiz kere beslenme yanlısı velet.
O zaman ne yapmak lazım? Totale bekılacak elbet, aralık diyelim 550-900 attım şimdi tam aklımda değil, haaa Zoe her seferinde 80 gibi alıyor, zaman oluyor 110-120 yapıyor bazen 90 ama bir an oluyor ki 60 hatta nadiren 50 alıp bırakıyor ama yazıyorum diyelim total en azı her zaman tutup, gerisinde geçiyor. Oh! Dünya varmış diyorum. Demeki ki o yazılanlar gibi tek alışta ne kadar götürüyor a takılı kalınmayacak.
Belli bir aydan sonra beslenme saatlerini bu kadar yapacak diye bir
kural da yok, bu bebeğin kilosu ve boyuna bağlı olarak mide kapasitesinin gelişimine bağlı. Üç aylık olup 6 kiloya yaklaşmış 62cmlik bir bebekle aynı aydaki 4.5 kilo 55 cmlik bebek kıyaslanmaz. Ve zaten asla kıyaslanmamalı! Bebekler anne ve babalarının ve kendi akrabalarının bileşkesi, dolayısıyla kısası var, uzunu var, toplusu var, zayıfı var...
Şimdi soruyorum, beslenme, alt değiştirme gibi rutinleri benden başka birisi yapsa;
Hayatta aman uyansın, oynasın, ardından tekrar acıkıp tamamlasın gibi bir trip yapmaz bu birrrr, ikincisi ne aldığını, ne zaman, ne kadar aldığını asla dikkatle izlemez bu ikiiiii. Bu işin doğası bu arkadaşlar, yapmazzzzz! Haaa belki dünya üzerinde yapanı da bir elin parmağını geçmez. Anneme bırakırım örneğin, kusturana kadar ağzına tıkar, bebeğin alıp almadığını gözlemlemez, kayınvalideye bırakırım " Aaa doydu bu çocuk, meyve yesin!" der yiyeceğini de yedirmez. Yardımcı olsa cahil cüheyla kafasıyla benim yaptığımı, bulduğum çözümü asla bulamaz.
Ukala mıyım? Bu ukalalıksa evet öyleyim, zaten aksini düşünsem ne çalışmayı bırakırdım, ne de kariyerimi stoplardım. Ben kendime ait olan şeylerin paylaşılması konusunda beceriksiz bir insanım, herşeyi ben yaparımcıyım ama denemiyor, gözlemlemiyor da değilim, gördüklerim arttıkça ne kadar doğru karar verdiğimi tekrar tekrar görüyorum. Şimdi minicik bebek mesela, kendi kendine, odasında uykuya gitme alışkanlığını oturttum bile! Evet, kendimle gurur duyuyorum, hayatta çocuklarımı ne pişpişledim ne tiştişledim, Zoe krize girmedi mi?! Ağladığı zaman anında yanındayız, hemen kucağa alıp sakinleştiriyoruz, aç mı, altı kirli mi ondan mı rahatsız bakıyoruz ama kendi kendini uyutabilecek bir çocuğun ağzına edip de senin yerine o işi de ben yaparımcı değiliz.
Şu an akşam beslenmeleri en kolayı, dikkati dağılmadan sütünü alıyor, gazını çıkartıyor, ardından oynamaya meyilli bile olsa öpülüp yatağa bırakılıyor aman illa benim kucağımda sallanarak uyutulacak diye bir kaide yok, kendi kendine oynaya oynaya, bacaklarını havaya sallayarak uyuyor. Bir tek ben hala gece onikide, sabah üçte ve altıda kalkmak zorunda olmaktan hazetmiyorum, o kadar.
Bir de unutmadan yazayım, 1 numarada çok memnun kaldığımız bir ürün vardı. O çok prematüre olduğu için yatak apnesine karşılık eşimin kızkardeşi Johnson and Johnson'ın Intouch diye bir ürününü yolladı yıllar önce tabi bu. Zoe'de böyle bir şeye gerek duymadık ama şimdi hata ettiğimizi anlıyorum. Chicco'nun gayet basit monitörünü aldık ama en küçük sesleri duymak istediğimde sesi çok açmak gerekiyor, bu hışırtı yapmasına sebep oluyor, minik bebeklerini başka odada yatırmaya alıştırmalarında zorlayıcı bir alet.
Araştırdım...Tomy Tipee, sanırım böyle yazılıyor, bir de Angelcare'in yatak altına konulan aparatla çalışan monitörleri var. Gel gör ki koca Dubai Mall'da dahi bulamadım ürünleri. Bu arada Dubai Mall'a BPA Free Aventler daha yeni gelmiş, çiçeği burnunda ama ne menemse normal biberonun iki katı fiyatı, yani bebeğini zehirlemek istemeyen annelere bir nevi ceza!!! 24 dirhem normal küçük Avent, 42 dirhem aynısının BPA Free olanı.
Neyse monitörlerden bahsediyordum. Bunun ne faydası ya da gereği var denirse, yanıtım iç rahatlığıyla şu; benim elim ayağımdı o alet. Chloe'nin kendi odasında kendi kendine uyuma alışkanlığı edinmesindeki yegane makinaydı.
Neden? Normal telsizlerde bebek sessiz sedasız uyuduğunda sürekli ay nefes alıyor mu korkusu yaşanıyor, bu böyle, o zaman ne oluyor, illa ki kendi yatak odana taşıyorsun çocuğu ki benim için ikinci aydan sonra sıkıcı bir durum. Ağlıyor, dönüyor, kalkıyor bu sefer yanında yatanı, aynı kattakini falan filan uyandıracam diye stres oluyorsun, hadi bu sefer olay bebeği alıp başka odada yatma macerası ile sonlanıyor bu da evlilik için ne kadar faydalı soru işareti.
Ben bebeğine kul köle olup eşleri dışlayan, bebelerine kumru gibi yapışıp kocalarını itekleyen kadınlardan da olamadım, olmaya da niyetim yok, elden geldiğince normal hayatıma dönme çabalarım, o hayata bebeğimi uydurma düşüncem var.
Bu şartlar altında diyelim ki bu aletleri aldıkkkk, o zaman;
1-Bebeğe gereksiz yere gidip gelip, yapmadığında da rahatsızlık duygusunu ortadan kaldırıyor çünkü sağlıklı, ağlamıyor ama nefes alıp verdiği monitörde gözüküyor, herkesin içi rahat.
2- Aynı şekilde bebeğin rengini görmek için odada illa ışık bulundurma sorununu ortadan kaldırıyor, böylece gece üretilen ve büyümeyi sağlayan hormonu ketlememiş ( o hormon prolaktin miydi ben mi yanlış hatırlıyorum?), çocuğa bebeklikten itibaren karanlığın da gecenin bir parçası olduğu duygusunu vermiş olunuyor.
3-Bebekler açlıktan uyanırlarken bir anda yaygarayı basmıyorlar, en azından Zoe öyle yapmıyor, ilk önce elini emmeye, sağa sola dönüp mıgırdanmaya başlıyor. O esnada kalkılıp hazırlık yapılır ise hiçbir kriz olmadan, ağlamadan olay atlatılıyor, uykuya kalınan yerden devam etme imkanı sağlanıyor, öbür türlü bebeğin uykusu bölünüyor, metabolizmalar iki taraflı bozuluyor, tansiyonlar çıkıyor, mama hazırlanırken bile iki ayak bir pabuca giriyor. Yatak altı aparatı bebeğin hareketlerini de algıladığı ve ebeveyne ilettiği için dönme sesi bile duyuluyor ki benim için bu anlamda çok ama çok önemli.
4-Bebeğin gereksiz yere anne babayla uyumasını, annenin kul köle hallerini önlüyor. Herkes kendi odasında kendi düzeninde uyumayı öğreniyor ki bebeklerin ilk olarak kendi gelişimleri için öğrenmeleri gereken konu.
5-Çocuk büyürken odasında yatağından kalkmadan, ağlama krizine girmeden annesiyle babasının onu duyduğundan emin sakin bir şekilde gelişimini sağlıyor. Çünkü yatağında en ufak sesi onların duyacağından şüphesi yok. Bu duygu ona büyük bir avantaj, anne&baba nereye giderse gitsin aynı sistemi kurarak evin balkonuna da, başka bir odasına da geçebiliyorlar.
6-Ve en son olarak bebeğin solunumu 20 saniyeden fazla durursa makina alarm vermeye başlıyor. Bu da çok önemli çünkü bebekler zaman zaman soluk alıp vermeyi unutabiliyorlar :(
İşte bu sebeplerden dolayıdır ki şimdi aklıma yine aynı makinayı takmış bulunuyorum. Hedefimde Johnson&Johnson'ın br şekilde üretimi durduğundan Angel Care var. Bakalım, eğer bir şekilde getirtebilir ve kullanma imkanına kavuşursam buradan onu da paylaşırım.