10 Temmuz 2009 Cuma

Karışan Teller

Hani demiştim ya maymuna ne isterse onu veriyorum, ağlıyor, hadi memeler çıkıyor, bir o yandan bir bu yandan, sonra tekrar mı ağlıyor bu sefer " Haaa diyorum demek meme istemiyor bu çocuk, haydi koş pompaladığın sütü ısıt bakalım!" Haydaaa bir koşu ısıtıcıya...O da mı olmadı, " Aaaa! Mama istiyor bu çocuk benim sütümle doymuyor!", hadi bakalım formül süt hazırlamaya...

İkinci ayın sonuna kadarki dönem böyle bir karman çormanlık yaşandı bizim evde. En sonunda anladık ki yok meme, dur olmadı biberon, hadi o da mı olmadı gaz çıkart, aman yine ağlıyor amuda kalkla olmuyor bu iş. Bizim koala bear öyle her telden çalınca kendinden geçiyor, herşey karman çorman olmakla beraber alacağı memeyi de almaz, biberondan mı memeden mi içeceğine karar veremez, hepsini reddeder hale geliyor.

Üçüncü ayın başında ( düzeltilmişi kullanmıyorum çünkü bu hayata geldiği zamandan itibaren tecrübeyle sabitlenmeye çalışılan bir durum )anlaşıldı ki bir konuda karar verilecek, öyle bir meme, bir biberon, bir şu, bir bu verilmeyecek hanımefendiye. Bırak meme ucunu Nuk'un yassı ucuyla, diğer klasik silikon ucu bile ayırd edip kendi tercihini ortaya koyarak işi noktaladı ufaklık.

İlk eve geliş, bir ay sessiz ve sakin dönem. Ardından ikinci ayın başında başlayan gazlı aşamalar, o sırada benim BPA olayını keşfetmemle beraber torbanın içinde beklemeye alınan bilmemne kadar Avent şişesi. E her şişenin, özellikle bu pahalı olanların ağızlıkları birbirine de uymuyor mu! Hangisi BPA Free? Nuk...Ama uçlar basık, ortodontikmiş fakat zaten bebek memeyi ağzına alıp emme hareketi yaparken yassılaşmayı sağlayıp sütü çekmiyor mu? Yani o islikon uç pestil gibi ağzının içinde bastırsan da zaten basılmış, sütü ancak çekme hareketi ile alabilir bebek. Zaten ilk aylardan sonra biberonun silikon ucundan emme hareketi değil, çekme ile alırmış sütü gibi bir şey de okudum ama olsun, yine de bana rahatsız geldi ve benimki sevmedi zaten konu kapanmıştır. Aslında eskiden Chloe'de ben o uçları kullanıyordum ve klasik olanlardan yan akıtması yaptığı için tercihim o şekilde olmuştu, bu bebekte farklı.

İkinci ayda Nigar ile telefonda beyin fırtınası yapıyoruz, bu yaşanan kolik mi değil mi diye. Şimdi elimdeki Mother Care kataloğuna bakıyorum da...Dr. Brown'un hem prematüreler, hem de kolik bebekler için özel ürettiği başlıklar var ama maalesef biberonlar BPA'lı ve de yine araştırmaya göre en fazla akma yapan da bu marka, iyi mi?! Disney'de var işin içinde.

Dikkatimi çeken diğer bir ürün, antikolik bir örtü çıkartmışlar mesela, omzuna koyuyorsun, bebeği onun üzerine yatırıyorsun omuz hizzanda tabi ki ve vibrasyon veriyor. Dahiyane...Ama denemedim, bilmiyorum zaten kolik denilen meret genelde üç ayın sonunda bitiyor. Biz Allah'tan bu aşamayı geride bırakmış durumdayız artık.

İki çocuklu olmak üzerine de yazılacak çok şey var kuşkusuz. Kız çocuklarının bazı konularda daha zorlukları var. Erkeklerin de ilerdeki yaşlarda bazı zorlukları...Şimdi kızımı babasıyla yukarı kata yolluyorum mesela değil mi? Yapılacaklar şöyle özetlenebilir;

1-Tuvalete girilecek, sifon çekilecek, atlanan bir temizlik noktası varsa söylenilecek.

2-El ve ağız yıkanacak.

3-Dişler fırçalanacak, bu iş yapılırken başta beklenecek, atlanan yanlar giderilecek.

4-Ayaklar yıkanacak

5-Saçlar fırçalanacak

6-İç çamaşırı değiştirilecek

7-Kıyafetler öyle sağa sola saçılmayacak, katlanılarak ya da düzgün bir şekilde konulacak.

8-Bu arada, yatağa giderken aşağıda kalmaması gereken ama gün içinde oynanmış oyuncak, okunmuş kitap vesaire ne varsa yukarki kata çıkartılacak.

9-Ve son olarak kitap okunarak gün bitirilmiş olacak.

Bütün bunlar rutinde olmalı ve otomatik olarak yapılmalı. Sekiz yaşındaki bir çocuk için zaman zaman sıkıcı ve gereksiz görülebilir ama alışkanlığa dönüşmesi için bir büyükle yerine getirilmeli. O da dönüşümlü olarak babayla bana ait. Kim hangi çocuğu kaparsa artık :)

Zoe'nin beslenmesi esnasında da trickler var. Genelde bakmaya kalkan kişi bebeğin kendi mesaisi sırasında uyumasını tercih ettiği içindir ki ( Bu, bebekle ilgilenip agu gugu yapmaktan daha kolay çünkü ) süt alırken uyuyakalınırsa öyle hop diye yatağa konulmayacak.

Diyelim mamayı aldı ama alması gerekenin çeyreği kadar, o zaman uyanacağı yerlerden biri olan alt açma matine yatırırsın, kendisi otomatik uyanır, konuşursun, biraz zaman geçer ve geri kalanı almaya hazır hale gelir.

Hadi bu sefer aman uyudu diye tam anlamıyla beslenmedi değil mi? Bütün birbirine zincirleme olan beslenme düzeninin içine edilmiş olunur. O yüzden ben control freak bir anneyim çünkü ne zaman kendimin bir işini başkasına yüklesem o zaman bir eksiklik, değişim oluyor ve bana da gelenler geliyor.

Tabi ki hiç yardım teklif edilmesin demiyorum, onu yapanın da ümüğüne yapışırım bundan eminim ve hayatta en nefret ettiğim şeydir paylaşımcı olmayan eş ama sorulsun ben yine kendim yaparım :)))) Böyle de bir durum.

Bir ara da insan bebeğin aldığı süt miktarına takıyor kafayı. Prematüre doğan bebekler zaten hayata normal doğmuş olan bebeklerden en az bir kilo az başlıyorlar, daha beteri de var. Ama Chloe'nin eski kayıtlarından gördüğüm şu ki çocuklar istedikleri zaman ve istedikleri kadar beslendiklerinde kendi kodlandıkları büyüklüklere erişiyorlar. Chloe'nin düzeltilemiş olarak altıncı ayında kilosu 4.900 müş mesela, boyu da 56.5cm, Zoe bunu üçüncü ayında yakalamış durumda. E peki ne olacak? Hiçbir şey çünkü Chloe şu anda sınıfında ortalamanın üzerinde, boy anlamında konuşuyorum, hiçbir zaman chubby bir çocuk olmadı da ben zamanında 3200 gr doğmuş bir çocuk olmama rağmen annemi deli edecek kadar zayıf bir çocuktum mesela. Şimdi 10 kilo fazlamı nasıl verecem diye kara kara düşünüyorum. Neyse...

Bütün bunları bilmeme, kendimde ve ilk çocuğumda deneyimlememe rağmen anneliğin verdiği bebeğini besleme içgüdüsü ile ve özellikle de ilk aylarda süt alma işi bayağı üzerinde durulması gerekli bir konu gibi geliyor. Verilen bilgileri ayrıca karıştırıp kafayı sıyırmamak, üzerinde düşünmeden " Aman, her öğünde benimki bu söylenenin yarsını alıyor yandım!" dememek lazım.

Bendeki chartlar mesela, yazmışlar, ilk ay 8-10 aralığı beslenme, 2-3 ay 5-6 aralığı beslenme diye gidiyor. Birinci ayda alınan 40-80 aralığı ise 3.ayda efendim en az 120 almalı diyelim...Bakıyorum, benim ufaklık 120 yi neredeyse hiç görmüyor ama günde hala sekiz kere beslenme yanlısı velet.

O zaman ne yapmak lazım? Totale bekılacak elbet, aralık diyelim 550-900 attım şimdi tam aklımda değil, haaa Zoe her seferinde 80 gibi alıyor, zaman oluyor 110-120 yapıyor bazen 90 ama bir an oluyor ki 60 hatta nadiren 50 alıp bırakıyor ama yazıyorum diyelim total en azı her zaman tutup, gerisinde geçiyor. Oh! Dünya varmış diyorum. Demeki ki o yazılanlar gibi tek alışta ne kadar götürüyor a takılı kalınmayacak.

Belli bir aydan sonra beslenme saatlerini bu kadar yapacak diye bir
kural da yok, bu bebeğin kilosu ve boyuna bağlı olarak mide kapasitesinin gelişimine bağlı. Üç aylık olup 6 kiloya yaklaşmış 62cmlik bir bebekle aynı aydaki 4.5 kilo 55 cmlik bebek kıyaslanmaz. Ve zaten asla kıyaslanmamalı! Bebekler anne ve babalarının ve kendi akrabalarının bileşkesi, dolayısıyla kısası var, uzunu var, toplusu var, zayıfı var...

Şimdi soruyorum, beslenme, alt değiştirme gibi rutinleri benden başka birisi yapsa;

Hayatta aman uyansın, oynasın, ardından tekrar acıkıp tamamlasın gibi bir trip yapmaz bu birrrr, ikincisi ne aldığını, ne zaman, ne kadar aldığını asla dikkatle izlemez bu ikiiiii. Bu işin doğası bu arkadaşlar, yapmazzzzz! Haaa belki dünya üzerinde yapanı da bir elin parmağını geçmez. Anneme bırakırım örneğin, kusturana kadar ağzına tıkar, bebeğin alıp almadığını gözlemlemez, kayınvalideye bırakırım " Aaa doydu bu çocuk, meyve yesin!" der yiyeceğini de yedirmez. Yardımcı olsa cahil cüheyla kafasıyla benim yaptığımı, bulduğum çözümü asla bulamaz.

Ukala mıyım? Bu ukalalıksa evet öyleyim, zaten aksini düşünsem ne çalışmayı bırakırdım, ne de kariyerimi stoplardım. Ben kendime ait olan şeylerin paylaşılması konusunda beceriksiz bir insanım, herşeyi ben yaparımcıyım ama denemiyor, gözlemlemiyor da değilim, gördüklerim arttıkça ne kadar doğru karar verdiğimi tekrar tekrar görüyorum. Şimdi minicik bebek mesela, kendi kendine, odasında uykuya gitme alışkanlığını oturttum bile! Evet, kendimle gurur duyuyorum, hayatta çocuklarımı ne pişpişledim ne tiştişledim, Zoe krize girmedi mi?! Ağladığı zaman anında yanındayız, hemen kucağa alıp sakinleştiriyoruz, aç mı, altı kirli mi ondan mı rahatsız bakıyoruz ama kendi kendini uyutabilecek bir çocuğun ağzına edip de senin yerine o işi de ben yaparımcı değiliz.

Şu an akşam beslenmeleri en kolayı, dikkati dağılmadan sütünü alıyor, gazını çıkartıyor, ardından oynamaya meyilli bile olsa öpülüp yatağa bırakılıyor aman illa benim kucağımda sallanarak uyutulacak diye bir kaide yok, kendi kendine oynaya oynaya, bacaklarını havaya sallayarak uyuyor. Bir tek ben hala gece onikide, sabah üçte ve altıda kalkmak zorunda olmaktan hazetmiyorum, o kadar.

Bir de unutmadan yazayım, 1 numarada çok memnun kaldığımız bir ürün vardı. O çok prematüre olduğu için yatak apnesine karşılık eşimin kızkardeşi Johnson and Johnson'ın Intouch diye bir ürününü yolladı yıllar önce tabi bu. Zoe'de böyle bir şeye gerek duymadık ama şimdi hata ettiğimizi anlıyorum. Chicco'nun gayet basit monitörünü aldık ama en küçük sesleri duymak istediğimde sesi çok açmak gerekiyor, bu hışırtı yapmasına sebep oluyor, minik bebeklerini başka odada yatırmaya alıştırmalarında zorlayıcı bir alet.

Araştırdım...Tomy Tipee, sanırım böyle yazılıyor, bir de Angelcare'in yatak altına konulan aparatla çalışan monitörleri var. Gel gör ki koca Dubai Mall'da dahi bulamadım ürünleri. Bu arada Dubai Mall'a BPA Free Aventler daha yeni gelmiş, çiçeği burnunda ama ne menemse normal biberonun iki katı fiyatı, yani bebeğini zehirlemek istemeyen annelere bir nevi ceza!!! 24 dirhem normal küçük Avent, 42 dirhem aynısının BPA Free olanı.

Neyse monitörlerden bahsediyordum. Bunun ne faydası ya da gereği var denirse, yanıtım iç rahatlığıyla şu; benim elim ayağımdı o alet. Chloe'nin kendi odasında kendi kendine uyuma alışkanlığı edinmesindeki yegane makinaydı.

Neden? Normal telsizlerde bebek sessiz sedasız uyuduğunda sürekli ay nefes alıyor mu korkusu yaşanıyor, bu böyle, o zaman ne oluyor, illa ki kendi yatak odana taşıyorsun çocuğu ki benim için ikinci aydan sonra sıkıcı bir durum. Ağlıyor, dönüyor, kalkıyor bu sefer yanında yatanı, aynı kattakini falan filan uyandıracam diye stres oluyorsun, hadi bu sefer olay bebeği alıp başka odada yatma macerası ile sonlanıyor bu da evlilik için ne kadar faydalı soru işareti.

Ben bebeğine kul köle olup eşleri dışlayan, bebelerine kumru gibi yapışıp kocalarını itekleyen kadınlardan da olamadım, olmaya da niyetim yok, elden geldiğince normal hayatıma dönme çabalarım, o hayata bebeğimi uydurma düşüncem var.

Bu şartlar altında diyelim ki bu aletleri aldıkkkk, o zaman;

1-Bebeğe gereksiz yere gidip gelip, yapmadığında da rahatsızlık duygusunu ortadan kaldırıyor çünkü sağlıklı, ağlamıyor ama nefes alıp verdiği monitörde gözüküyor, herkesin içi rahat.

2- Aynı şekilde bebeğin rengini görmek için odada illa ışık bulundurma sorununu ortadan kaldırıyor, böylece gece üretilen ve büyümeyi sağlayan hormonu ketlememiş ( o hormon prolaktin miydi ben mi yanlış hatırlıyorum?), çocuğa bebeklikten itibaren karanlığın da gecenin bir parçası olduğu duygusunu vermiş olunuyor.

3-Bebekler açlıktan uyanırlarken bir anda yaygarayı basmıyorlar, en azından Zoe öyle yapmıyor, ilk önce elini emmeye, sağa sola dönüp mıgırdanmaya başlıyor. O esnada kalkılıp hazırlık yapılır ise hiçbir kriz olmadan, ağlamadan olay atlatılıyor, uykuya kalınan yerden devam etme imkanı sağlanıyor, öbür türlü bebeğin uykusu bölünüyor, metabolizmalar iki taraflı bozuluyor, tansiyonlar çıkıyor, mama hazırlanırken bile iki ayak bir pabuca giriyor. Yatak altı aparatı bebeğin hareketlerini de algıladığı ve ebeveyne ilettiği için dönme sesi bile duyuluyor ki benim için bu anlamda çok ama çok önemli.

4-Bebeğin gereksiz yere anne babayla uyumasını, annenin kul köle hallerini önlüyor. Herkes kendi odasında kendi düzeninde uyumayı öğreniyor ki bebeklerin ilk olarak kendi gelişimleri için öğrenmeleri gereken konu.

5-Çocuk büyürken odasında yatağından kalkmadan, ağlama krizine girmeden annesiyle babasının onu duyduğundan emin sakin bir şekilde gelişimini sağlıyor. Çünkü yatağında en ufak sesi onların duyacağından şüphesi yok. Bu duygu ona büyük bir avantaj, anne&baba nereye giderse gitsin aynı sistemi kurarak evin balkonuna da, başka bir odasına da geçebiliyorlar.

6-Ve en son olarak bebeğin solunumu 20 saniyeden fazla durursa makina alarm vermeye başlıyor. Bu da çok önemli çünkü bebekler zaman zaman soluk alıp vermeyi unutabiliyorlar :(

İşte bu sebeplerden dolayıdır ki şimdi aklıma yine aynı makinayı takmış bulunuyorum. Hedefimde Johnson&Johnson'ın br şekilde üretimi durduğundan Angel Care var. Bakalım, eğer bir şekilde getirtebilir ve kullanma imkanına kavuşursam buradan onu da paylaşırım.

20 yorum:

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

yapacak yorumum yok da yazını okudum demek istedim :))
okudum.....

Evin Kedisi dedi ki...

Sevgili Hülya;

Teşekkürler :) Ben de dün akşam sendeydim, bir sürü yazı var ama elimden geldiğince devirmeye çalışıyorum. Çok şeker gerçekten de...Bu arada umarım BPA ile ilgili olan yazıyı atlamadın zira Tuna'da daha küçük, biberon alıyor sanırım. Öptüm.

Magissa dedi ki...

Prematüre doğan ikizlere arkadaşım almıştı o monitörden, dr tavsiyesiyle... İşlerine yaradı mı bilmiyorum ama "ya nefesi kesildiyse" endişesini yaşamaktansa ben olsam ben de alırdım bir tane, allah korusun.

Zoe'nin yatışına bayıldım önceki postta.. :)

Berceste dedi ki...

Control freak olmak baslangicta her annede var sanirim. Amma velakin bizde bel fitigi ameliyatimdan sonra(sezaryen de var ya, ameliyatlar karismasin :P) bebegi kaldiramadigim icin, annem devreye girmek zorunda kaldi. Bastan her dakika tepesinde o yapildi mi, bu yapildi mi seklinde idim. Kaldiramayinca cigerci kedisi gibi donup duruyordum etrafinda. Ama annemden Allah razi olsun bizimkini oyle guzel duzene oturttu ki! Geceleri bizim gibi uyuyup sabah bizimle kalkar, mamalarini zamaninda yer oldu. Diyecegim su ki, iki cocukla paylasmalisin ama konrolu de elden birakmadan. Mama ne kadar yedi, ne zaman yedi onu hatirlamak senin gorevin ama altini acma taktigi ise mamaya devam icin, bu yapan kisiye 1000 defa da olsa soylecek beynine kaziyacaksin. Sonra kendi kendine yapiyorlar :P Hatta zevk aldiklarindan sana yaptirmiyorlar, bizde oyle oldu. Bizimkiyle oynamak icin herkes yarisiyor simdi :) Bir de alt acma yerine biberonu agzina sokup cikartmayi, uflemeyi(burnuna degil, arkadan kafasina, burnuna gelirse nefes alamiyor cunku, Allah korusun) denedin mi? Emerken uyumak dogalarinda var cunku, bizimki genelde boyle uyur oldu. Bence sen senin minik hanima bile kardesi ile ilgili gorevler vermeye baslamalisin. Sevgiler...

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

biberon pek az alıyor. suluk, cam bardak vs. ile veriyorum. bir yaşındayız artık biz ama bir yıldır aventin normal biberonlarıyla verdim sütümü :((

devin dedi ki...

O kadar takma. Benim oğlan tek memeyle doyardı, öldür allah ikinci memeyi emmezdi. Sütüm gidince 90 gr mamanın üzerine çıkamadım emmezdi çünkü. Bir tas mama yediğini hatırlamam. 1. sınıfta 17 kiloydu. Şimdi 15 yaşında gayet sağlıklı ve uzun.
Takma o kadar :)

Devir

Evin Kedisi dedi ki...

Magissa'm;

Çok çok teşekkür ederim, üç gün ADSL siz yaşadık, aklımız yerinden oynadı, meğersem ki nasıl girmiş hayatımıza bu meret yahu! Neyse, evet bence de katılıyorum, öyle zart zurt aman nefes alıyor mu, karanlık odada yapayalnız vicdanı yapılacağına bu alet hayat kurtarıcı, bizimki yolda geliyor ve prematüreler hele ki 32.haftadan önce doğanlarda apne %50 görülüyor :( Çok can sıkıcı bir durum bu. Birincisinde bizim elzemdi yani olmazsa olmazdı, ikincisinde ise verdiği rahatlık ve güven duygusuna müptela kaldık. Öptüm.

Evin Kedisi dedi ki...

Sevgili Berceste;

İnan, sekiz yaşındaki bir çocuğa verilmesi gerekenden fazla bile sorumluluk veriyorum ben 1 numaraya. Bulaşıklarımı bile yıkıyor, tabi ki kendi isteğiyle öyle kül kedisi halleri yok ama kardeşi konusunda da çok istekli ve yardımcı Allah razı olsun, hele de ilk zamanlarda elimin altında olmayan ve o an gelmesi gereken ne varsa getiriyordu, şimdi de oyalıyor, konuşuyor ki en büyük yardım. Ben de sorumluluk verilmediğinde insanların gelişmediğine inananlardanım, aynen!

Nuk'un meme ucunu almadığından, Medela'nın şişeleri maksimum 150cc olduğundan ve ben şimdilik pigeon uçla idare ettiğimden ve burada ilk adımda yalnızca bu iki marka olduğundan ve belli bir zaman sonra ( oldukça yakın ) daha fazla mama almaya başlayacağından dolayı ben de maalesef tekrar Avent'in ürünlerine mahkum kaldım. İnternetten burada satılmaya başlanan fiyattan çok daha düşüğüne BPA free olarak getirttim, şişeler bal rengi. Ne acıdır ki harladık gürledik ve yine alternatifsizlikten aynı ürüne bağlı kaldık. Diğerleri kafalarını çalıştırsın yahu azıcık!

Hülya'cım;

Biz de aynen, bu zamana kadar hep o eskileri kullandık farklı değil ki!!! Çok üzücü çooook!

Berceste dedi ki...

Aferin 1 numaraya. 1 numara oldugunu kanitliyor :)

Timmie Toppee de BPA free. Internetten onu da siparis edebilirdin ama temizligi zor, bir de Avent'in sterilizasyon makinasini aldiysan, sterilizasyonu da zor :( Daha da kotusu bebek milleti aliskanliklarini ve keyfini pek seven yaratiklar. Alistiklarinin aynisi olmazsa yadirgiyorlar. Bizimki Timmie Toppee ile icerken zorlaniyor cok :((( Avent ile cokur cokur ama. Ona alisti cunku. Oysa digerini anne memesine en yakin biberon diye tercih etmistim, BPA free olmasinin yaninda. Bundan sonra da alismak zorunda!

Avent'in UK web sitesinde Ocak 09 oncesi baktigimda BPA free yaziyordu ve onlardan gelen e-postadaki gibi urun grubu falan da yazmiyordu. Icimiz rahat almistik ne guzel. Senin yazina kadar da lay lay lom salak gibi kullanmisiz :(((( Biberonlarin altinda polikarbonat yazmiyor. Hicbir ibare yok! Bana yollanan grup da BPA free imis ama uzerinde kesinlikle yazmiyor. Sadece altinda PP isareti var. Cok uyanik anne olacaksin, bu isleri cok iyi bileceksin ve anlayacaksin anca o zaman!!! Bence ozellikle BPA free yazmiyorlar ki, bu urunumuz kotu onu almayin dememek icin. Kurunun yaninda yas da gitsin. Sistemlerini tamamen PP'ye cevirdiklerinde bak o zaman nasil kocaman kocaman yazarlar! Sinir oluyorum sinir. Turkiye'deki Mothercare'lere de yazacagim. Hepsi Avent disinda baska bir marka bile satmiyorlar :((((

Evin Kedisi dedi ki...

Sevgili Devin;

Yorum yazmadığını bildiğim için gördüğümde ne kadar mutlu oldum anlatamam :) Evet, evet takmamaya kendimi bu konuda bileyleme çalışmaktayım, hayvani içgüdüsel yanımız ve mantık tarafımız değil mi? Annellik bunları dengelediğinde güzel. Teşekkürler. Oğlanın durumu da benim kendi halimi hatırlattı, annemden gına geçirirdim elinde tas oyun oynarken arkamda dolaşırdı, şimdi neremden kilo verecem diye kıvranmaktayım. Hiçççç! Herkes kodlandığı şekle geliyor hani yiyeceği vardır vermezsin veya tersi kusturursun, onun dışında...

Evin Kedisi dedi ki...

Berceste?

Avent'in şişelerinin BPA free olanlarının yalnızca kutularında yazıyor ibare o kadar, altlarına baktım yeni gelenlerin hiçbir şey yazmıyor, yazmadığını biliyorum da sen PP yazıyor diyince tekrar kontrol etme gereği duydum. Renklerine baktın mı? Bal rengi, daha önce de yazmıştım ama belki seninkilerin altında bir şekilde PP vardır, varsa da korku yok ( PP lerden bir şey çıkana kadar, onu da Allah bilir artık yoruldum takipten ) Burada satılan ürünlerden yalnızca Nuk, Medela BPA free idi, işte şimdilerde o da bir haftadır on gündür falan Avent'leri de bulmak mümkün alternatif olarak. Türkiye'ye giden bir arkadaşım haber yazmış da 20 milyonmuş bir şişe, yuh diyorum başka bir şey demiyorum! Burada yarı fiyatı, internette onun da yarısı!!!! Tutturana maalesef.

Berceste dedi ki...

Turkiye'de cikmis mi? Nerede gormus arkadasin? Zira bana Avent kendisi Eylul ayinda cikacak dedi. O yuzden onlarla tartismam. Fiyat icin de eger zenginsen al, yoksa olsun cocuklarin, hasta olsun. Oh yaaa ne ala memleket. Ama sana birsey diyeyim mi? Sterilizasyon makinasi da ayni sekilde. UK'de 50 pound, Turkiye'de 300 milyon! Gene cantalar ayni sekilde. Neden bu kadar fark anlamiyorum. Mothercare var, M&S var Ingiliz markasi, onlarda fiyat farki hic de boyle degil.

Evin Kedisi dedi ki...

Türkiye'de İzmir'e gitti arkadaşım, hatta İzmir'in bir ilçesine. Orada görmüş ki fiyatları şu diye haber yolladı. BPA Free olanları hıyarlar iki kat fiyata satıyorlar, bir de enayi tüketici ( bilinçliysen ) yerine konulmaya çalışılan Türk tüketicisi durumları var. Ben burada buhar strelize makinasını indirimden 50 liraya aldım, Türkiye'de aynı makina 250 milyon dedi arkadaşım. Yuh anasını dedim içimden. Yine aynı şekilde bu sefer Avent BPA Free ürünlerde aşağı yukarı büyük biberon 4 pounda bulduk biz, burada iki katı mağazalarda. Bir şekilde fiyat konusunda da araştır almadan önce, standart bir uygulama ne yazık ki internette bile yok, en son örnek Angelcare monitörde yaşandı bizim, eşim araştıra araştıra neredeyse aynı ürünü 30 pound ucuza halletti, onu postaya harcadık.

Berceste dedi ki...

Turkiye sitesinde hala yok gorunuyor BPA free olanlar. Ben de baktigim yerlerde Istanbul'da goremedim. Gecen hafta en son Mothercare'de bakmistim hatta. Bu sitesi: http://www.consumer.philips.com/consumer/tr/tr/consumer/cc/_categoryid_MCC_BOTTLES_SU_TR_CONSUMER/#filterState=FK_BPA_FREE_C2%3Dtrue

Birisi bavul ticareti yapip da satiyor olmasin arkadasinin gordugu yerde. Acayip merak ettim simdi!

elaninuydusu dedi ki...

Ben anlamadım. Biberonlardaki BPA leri arastıran bir site vardı. ORda Dr.Brown'lar BPA free yazıyordu.. Sen bu bilgiyi nerden aldın. Ben de Dr. Brown kullanıyordum. Şimdi gece gözüme uyku girmez.

Berceste dedi ki...

Muhtemelen o site yabanci ve Amerika'dakiler BPA free'dir. Amma velakin Avent dahil Turkiye'de polikarbonat biberonlarda hic yok, kirilmayan biberonlarda BPA free tek marka var. O da Medela. Cunku BPA free olmayan urun satmiyor. Yeni yeni Timmie Toppee de gelmeye basladi Turkiye'ye(Mothercare'e). Onlar da BPA free. Dr Browns'da BPA free olmayanini gormedim hic.

Evin Kedisi dedi ki...

Sevgili Ela'nın uydusu :)

Ben şaşkın senin yorumun bu tarafa gelmiş, daha önce benim detaylı yazdığım BPA yazısı vardır orada linkini vermiştim o sitenin ama yine vereyim bak, http://www.chej.org/documents/BabysToxicBottleFinal.pdf

Ülkeler arası bazı standartlar ne yazık ki değişiyor, mesela aynı sitede bir markanın Amerika'da üretileninde akmanın farklı, Kanada'da üretilende farklı olduğu da belirtilmiş. Bu tip araştırmalarda ben hiçbir yere özellikle hükümetlere bağlı olmayan free kurumların ve bilim adamlarını çalışmalarını esas alıyorum.

Bu arada, Dr. Brown'un official sitesine baktım biraz önce, orada tüm ürünlerinin BPA Free olduğunu belirtmiş :))) İlginç ki yaklaşık altı ay önce ben buralarda ne nedir diye bakınırken Dr. Brown'ın böyle bir ürününe rastlamamıştım bir de adamlar üretimlerinin Amerika'da yapıldığını, bazı parçaların Çin'den geldiğini, meme uçlarının da yanlış hatırlamıyorsam Almanya'da üretildiğini eklemişler. Herşey piripak!!!

Elindekinin altına bak PP ibaresi var mı? Eğer Avent gibi bir şey yazmıyorsa şişelerde ki o da uyuz bir şey bence, o zaman kutusuna bakman lazım, orada muhakkak BPA Free ibaresi vardır. Sevgilerimle.

Adsız dedi ki...

Dr.Browns BPA Free biberon setlerini Amerika'dan getiriyoruz.

http://urun.gittigidiyor.com/Dr-Browns-5-039-li-BIBERON-SETI-BPA-Free-SITEDE-ILK_W0QQidZZ24837077

Yukarıdaki linketen ulaşabilirsiniz.

Ayşe dedi ki...

19 haftalı hamileyim, Blogunu bugün oradan oraya gezinirken keşfettim :) Ama bir günde neler neler öğrendim yaw, akıllara zarar..BPA'lar, intouch monitörler, yıkanabilir bezler.. Yoruldum vallaha :) Can-ı gönülden teşekkürler paylaştığın bilgiler için...

Evin Kedisi dedi ki...

Merhaba Ayşe;

Seninde bu uzun ve meşakkatlı yolculuğunda başarılar ve teşekkür ederim, umarım kafanı çok karıştırmamışımdır ama en azından bunları araştıracak ve dikkate alıp ona göre alışveriş yapacak zamanın var, şanslısın o yüzden, ben doğurduktan sonra önüme çıktı bu BPA olayı da :((( Sevgiler.