2 Kasım 2012 Cuma

Köşelerim...

Dikkat ediyorum da hayatımda hep köşelerim olmuş, oraya bir çekilmişim kendi kendime kitabımı okumuşum yazımı yazmışım, eskiden oyuncaklarım olmuş, kokulu silgiler, özel kalemler, not kağıtlarım dolaplarda fakat bir yandan,  insan evinde yaşarken bütün yaşam alanı bana  ait duygusuyla davranıyor ya belki de o sebeple masamı geride bırakalı da yıllar geçmiş fark etmeden.

Aslında tercihim her zaman klasik, masif, üzerinde kendi kütüphanesi, bol çekmeceli bir masadan yana olsa da fiyatına yetişemeyeceğimi düşündüğümden alternatifler, fiyatlar ve detaylar anlamında IKEA'yı pratik bulduğumu söyleyebilirim. Her ürününde aynı kaliteyi tutturduğunu düşünmüyorum ancak koltuk ve masa yaratma alternatifleri sunması açısından oldukça dahiyane oldukları kanısındayım.

Örneğin, birden fazla renk, boyut ve malzemelerle farklı bacakları birleştiriyor ve mekanınıza en uygun masaya sahip oluyorsunuz. Bu, çok akıllıca bir fikir. Birkaç yıldır çocuklarımın ve eşimin paylaştığı çalışma odamızda IKEA'nın kalın ve desenli ama bir o kadar da geniş masasını büyük bir zevkle kullanıyoruz. Temizlemesi çok kolay, çizilme sorunu yok, kullanılan cam çok kalın ve desenli, ayrıca bu tip zeminlerde el yazı yazarken masaya sürtünüp acımıyor (bu masada onu fark ettim de:( )

Neyse, uzunca bir süredir salona kendi köşemi hazırlama projem vardı, çekmeceleri bana it olan bir çalışma masası beni aşırı derecede kendine çekiyordu. Dün gece saat bire kadar oturup saatlerce IKEA'nın online kataloğunda en uygun seçeneği bulmaya çalıştım, öncelikle salonun şeklini değiştirmek gerekiyordu tabi bu sabah aklımda birkaç alternatif (beyaz olacak, köşe olmuyor, kendinden kitaplığı olan oldukça küçük vb...) bir çerçeve ile değişiklikleri yapıp masaya yer açtık.

Online katalogdan o kadar bakmış, elemiş olmama karşın oraya gidip masaları üç boyutlu görmek ve tam doğru büyüklüğü almak oldukça zamanımı yedi ama sonuç benim için oldukça tatmin edici...

Bu köşenin ilk hali 
Bu, cidden yıllar sonra yaşadığım en çocukça sevinçlerden biri oldu, tuhaf...Çünkü masayla kalsam iyi, o köşeyi kafamda nasıl kendime ait bir yer haline getiririm düşüncesi beni aldı götürdü. Yalnız masa olmaz elbet, bunun lambası, mumu, duvara uygulanacak olan mıknatıs pano kombinasyonu, ahşap kalemkutusu setinden, kokulu mumlardan ve mıknatıslı panolardan aldım. Zaman içinde bir köşelik ve iki tane de kitaplık ile olayı noktalamayı düşünüyorum.

Dekorasyon dergilerinden en fazla dikkat ettiğim bayaz mekanlarda renkli objeler durumunu köşemde         de uyguladım. Duvarıma da sticker aldım mesela, siyah, hareketli bir şey...

Bu mutfaktaki köşe 

Şu an mumlarım yanıyor, sağ alt köşede eskilerden sevdiğim fotolar, akrobat masada ve ben bunları yazıyorum.

Evin Kedisi
Bu da son hali :)

Böylelikle evde aklıma koyduğum üçüncü ve en son köşeyi de elemiş oluyorum. Birisi iki numara için merdiven altında yarattığım ortamdı, ikincisi mutfakta salonda yıllardır kullandığım bambunun köşeye yerleştirilmesi ve aydınlatılması oldu. 


Belki 15 yıldan sonra ilk defa kendi köşem ve masamda :)


2 yorum:

Adsız dedi ki...

hala aktuell hala cok önemli; kadinin kendine ait bir odasi ve bir banka hesabi olmasi:)

Uzaklardan selamlar
Sara

Evin Kedisi dedi ki...

Aslında birey olabilmenin kuralları bunlar, özellikle çocuklar bir şekilde elden çıkınca içine düşülen ben ne yapıyorum, ne yapmam lazım sorusu...Belki hiçbir şey olmasa da yine de çabalama bitmemeli :) Teşekkürler Sara ;)