6 Kasım 2012 Salı

IELTS Gözlemlerim (1)

Dün itibarıyla IELTS denilen, uluslararası anlamda İngilizce yeterliliğini test eden sistemin kursuna katıldım. Kurs, British Council'de ve altı haftalık bir dönemi kapsayacak. Akşam altıbuçuk, dokuz buçuk...

Bizim memlekette yeni nesil tarafından belki daha iyi tanınıyordur ama ben 72 li, şimdikilerin biraz da eskimiş kuşağı olarak, bizim zamanımızda TOEFL un tanındığını söyleyebilirim. İngiliz İngilizcesi'ne odaklanan test ise IELTS. Açılımı International English Language Testing System.

Kendi alt yapımı anlatırsam belki daha iyi olacak çünkü şunu belirtmek lazım, bir dili ya da mesleği yaşayarak öğrenmek demek kullanılan bilginin içselleştirilmesi anlamına gelir. Bu da demektir ki lisede gördüğüm gramer ağırlıklı İngilizce dışında (yine de işin temelini en güzel şekilde bizlere veren Saliha hanım'cığıma buradan öpücükler yollamalıyım) pek bir İngilizce ağırlık yok. Hani o ana dilinde üniversite eğitimi diye tutturanlar şunu cidden göz ardı ediyorlar, ben İngilizce biliyorum diye bir durum yokkkkk!

Neden? Çünkü eğer ana diliniz İngilizce değilse, bu demektir ki İngilizce'nin hangi kısmını kullanırsanız o bölüme hakim olursunuz. Gerisi güdük kalır. Yani diyelim ki üniversitede size dersleri İngilizce vermeyen bir yere gittiniz, konuşma ve belki yazma, dinleme İngilizceniz iyi olur da meslek İngilizceniz yine eksik kalır. Çünkü her konunun bir de hem kendine göre bir yazışma tekniği hem de kullandığı sözlük kelimeleri dağarcığı vardır.

Bir de beni bir anlamda pesimist baktırtan faktörlerden biri kendi çocuklarımı ana dilleri İngilizce olarak yetiştirirken izlediğim, yıllara yayılan okuma, yazma alışkanlıklarını izlemek. Bir insanın o dili içselleştirmesi, kendini ya da gördüğünü en iyi şekilde ifade edebilmesi için yıllarını o dille yaşaması gerektiği.

Şimdi benim durumumda olan şu, 17 yıldır bu dili konuşa konuşa artık düşünmeden ana dilini konuşur gibi yaşanan bir rahatlık var. Kulağım iyi olduğu için dilin kendi iniş çıkışlarını taklit yeteneğim fazla, gırtlak kullanımım o anlamda şarkı da söyleyebilen biri olduğum için iyi. Yani konuştuğum ortamda hemen sorulan soru şu; "Sizin burada işiniz ne ki?!"

Fakat durum öyle değil. Çünkü İngilizce de konuşma dilinde kullanılan kelimeler ile o dili yazarken kullanılanlar çok farklı, konuşurken yazı dilini kullanırsan uzaydan gelmiş izlenimi yaratırsın mesela ama yazma dilinde konuşur gibi yazarsan o zaman da Cin Ali Topu Attı kıvamında cümleler kurarsın, ötesi yok bu işin.

Kurs, Genel ve Akademik İngilizce olarak ikiye ayrılıyor ve temel dili İngilizce olan bir ülkede iş bulmak durumunda isen ya da gittin okumak istiyorsun, master yapmak...O zaman önüne getirilen test Akademik IELTS...Yani, Akademik IELTS'den iyi not almış birisi zaten Genel IELTS'i havada karada yapar durumu hakim.

Neyse, dün derse girdik, oldukça kalabalık bir sınıf, aşağı yukarı 25 kişi kadar...Bazıları sınava daha önce girmiş, bazıları birden fazlaca girmiş ama bir türlü olmuyor.

Neden? Kurs ipuçlarını veriyor, diyor ki mesela dinleme yapıyorsun (Listening) cevap kağıdına aktarma zamanı geldiğinde bütün harfleri büyük yaz ki baş harfi büyük olup da es geçtiğin cevap olursa yanıt doğru olsa bile yanarsın.

Cevaplama tekniği son derece sert kurallara bağlı.

Doğru duydun, yanlış yazdın (Spelling Mistake) gittin.

Doğru duydun ama araya konacak nokta, çizgi vesaireyi koymadın, yine gitti.

Burada benim dip notum notlandırma olayında sakatlık olduğu, eğer dinleme ölçülüyor ve yazma da başka başlıkta test ediliyor ise yazarken yapılan bir harf hatası ya da baş harfi büyük girmedin gitti mantığı yanlış.

Ama ne olursa olsun böyle ise demek ki yapılacak en önemli işlerden biri yazılışlara azami ölçüde dikkat göstermek. Bunu yapmak için bol bol okumak, belki okurken yanında bir defter olacak hep yazacaksın, bazı kelimeler appropriate gibi mesela kazık olanlardan yazılmalı, birisi okumalı tekrar yazılmalı falan...

IELTS'in tekniği yıllardır belli, ancak verilen okuma parçaları, dinleme ya da yazma konuları üzerine elden geldiğince kelime dağarcığı eklemeli.

Beni görüşmeye alan öğretmenin söylediği şey şu oldu; " Kurs altı saat mi, evde de bir altı saat çalışma öneriyoruz."

Akademik alt yapıdan (kolej, iş yeri şu bu) gelenler için yalnızca bir cilalama kursu olabilir ama benim gibi çıraklıktan gelenler için bir kabusa dönüşme ihtimali yüksek.

Verilen sürelerde sürekli kullanılan bir kelime yazılırken bile " Hımmmm bu böyle miydi yahu?!" gibi durumlar oluyor. Intermediate gibi mesela...Aaaa duyarken ne kadar kolay değil mi? Ya da vegeterian...Çantada keklik ama öyle olmuyor işte.

Sınavda çıkacak bölümler, dakikaları, neye göre nasıl puanlama yapıldığı, nelere dikkat edilmesi gerektiği...

İlk günden bana kalan kazık ise duyduğum bir sürü doğru kelimenin yazılışlarında yaptığım hatalarla (bazılarını öğretmen söylemese hayatta da bilmezdim. Mesela, North West, değil mi? Hayır değil, North-West doğru olan ya da 9:00-9:30 arası doğru yazılış deriz, ona da hayır 9.00-9.30 (ki bu konuda hala kararsızım)

Bir kere son derece soğuk kanlı ve dile hakim olmak gerekiyor, öyle aman kaçtı, kelime neydi, yahu bunlar neden bahsediyorlar falan denirken bütün soruların kaçması korkusu var. Bunun için bol bol alıştırma yapılmalı ama benim için işin kötü tarafı her alıştırmada yeni bir şey öğreniliyor ve işin sonunda gireceğim IELTS (girersem, yerse :() de aynı potada olacak sanki.

Yaş ilerledikçe ezbere boyun eğmek sürekli otomatik reddetme ile karşılaşıyor. Biliyorum öğrenme denilen şey bu değil çünkü. Bu yaptığımız bir sınava ezberle çalışıp geçmek ve sonra orada yazılanlara, okunanlara belki hayat boyunca elveda demek. Bana ne Kafkaslardaki şirketin iniş çıkış hesaplarından sorumlu müdürün genel müdürle yaptığı finansal diyalogdan! Yani zamanında onları da ezber ettik işletme derslerinde ama diyorum ya artık biliyorum ki öğrenmek böyle olmuyor.

Günün özeti saat dokuz buçukta baş ağrısı ile dersten çıkış... Klimaların eksi derecede çalışmasından kemiklerine kadar donarken stres altında bunlar ne diyor yav ay nasıl yazılacaktı hallerini yaşa, ondan sonra kırk üstünden belki 25 ini doğru duysan da yazılışlardan kaybet ve de 12 al skor olarak. Skalaya denkliği dört :(

Gel bir de o başarısızlığı kendine yedireme, leyn sen kaç senedir bu dilin içinde değil misin?! de kendine bir tokat at! 

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Merhaba Evinkedisi,

hadi artik üzülme ama. Eger üzerinde bir zaman baskisi yoksa bu ise biraz daha uzun zaman ayir, eminim basaracaksin. Ben yillarca türkce okumayinca ne cok gramer unuttugumu fark ettigim zaman cok üzülmüstüm, ama son 5 yildir emin adimlarla yeniden türkce grameri ögreniyorum- ya da hatirliyorum diyelim:))

Sevgiler

Sara

Evin Kedisi dedi ki...

Teşekkürler Sara, umarım olur olmasa bile ne öğrenilirse kardır değil mi? Öyle bakmak lazım olaya :) (Züğürt tesellisi)