1 Mayıs 2009 Cuma

May Day


Bugün ultrasona göre doğurmam gereken tarihti. Adet hesaplamasına göre ilginç bir şekilde 10 Mayıs ( Chloe'nin doğumgününden bir gün önce ) sonrasında gelişimine bakarak verilen 1 Mayıs...

37. haftada doğan bebeklere prematüre denilmiyor, bir de düşük doğum ağırlıklı bebekler var tabi ki. Ben 35 artı 2 ile 36. haftanın içinde doğum yaptım ama bu hesaplamalar görüldüğü gibi tam sabit ve kesin doğrulukta olamayabiliyor. Bir bakıyorsun ultrasonda doktor 1 Mayıs tarihini görse bile adet dönemini hesaba koyabiliyor ya da yine ultrason kilo olarak gösterdiği rakkamda artı eksi 400 gr oynama payı bırakabiliyor ki bu doğumda ciddi derecede önemli farklar yaratabiliyor.

Melissa doğduğundan beridir çok iyi bakıldı. Hiç alçak gönüllülük falan yapamayacağım bu konuda. İlk geldiğinde benim sütümle günde 50 gr gibi astronomik kilo alışları yaşadı, ikinci dilimde 40gr. Şimdi ise yani doğması gereken tarihte kilosu 3.300 gr'a yani normal bir bebeğe ulaştı.

Bugün özellikle geldiğinden beridir yaşadığı hafif sarılık ve yeni doğan kırmızılığı minimuma indi sanki. Rengi gittikçe açılıyor. Saçlarımız bayağı koyu, içinde kızıllık zar zor seçiliyor fakat kaşlar kirpikler açık renk olduğu için saçın da zamanla açılacağı tahmin dahilinde.

Dün, annem internete geldi gönlümüzce konuşmak için, birkaç fotoğraf yolladım, gözlerine inanamadı. Herhalde, birincisi herkes benden uzak olduğu için bir türlü beyinler ikinci bir bebek resmini oturtamıyor ve hala benim yalnız birinci kızımla olan hayatımı sürdürüyorum sanıyor, ikincisi de birinisinde olan prematürelik bunda görülmediği ve Chloe'ye göre çok daha tombul, ele gelir bir bebek olduğundan inanamamazlık yaşanıyor.

Meme vermeye gelince...Benim bir huyum vardır, herhalde aslan burcu olmamdan kaynaklanıyor, bir iş yaparken kesinlikle sorulmadan edilmeden verilen yönden, bu işi böyle yap, şöyle yap denilmesinden haz etmem. Bir şey alırken ( araba olsun, eşya olsun ) ona buna danışmadan kendi araştırmamı ve kendi ihtiyaçlarımı, para durumumu ön planda tutarak alışveriş yaparım.

Eşimin annesi ve kız kardeşi meme vermenin rahatlığından, iki kişinin de ( aslında her nedense bende bu hep tek kişinin çıkarını çağrıştırıyor o da kardeşleri ya da oğulları, neyse...) strelize etmeden, sütü ısıtmadan yatakta bile yapılabileceğinden dem vuruyorlar. İşin ilginç tarafı bir türlü bu bilgiler ya da fikirler, tecrübeler herneyse benimle direkt yazılan bir maille ya da açılan bir telefonla paylaşılmıyor da aradaki link benim koca :) O da o zaman tabi ki kendince benim iyiliğim ve o iş çok daha kolaymış mantığıyla başlıyor bana akıl vermeye. " En azından denesen..." Yahu, kaç kere denedik, olmuyor işte Allah Allahhhhhh! Kolaysa o acıyla, beyninde şimşekler çakarken sen ver seninkini! Hayır, oldu olacak bir de yara derdi yüzünden şimdi sağabildiğim sütten de olacağım. Belki yaşayan vardır o acı gerçekten de insanı pes ettirtecek türden. Ayrıca daha önce de yazdım, bebek yakalayamıyor meme ucunu. Sanki herkesin memesinin ucu füze gibi, bizler tornadan çıktık ve var da vermiyoruz. Ve bir arkadaşım ki normal doğum yaptı kızcağız onu becerdi memesinden süt veremedi, yani düşünülecek olursa acaba hangisinin acısı O'na daha dayanılmaz geldi? Tuhaf değil mi?

Halbuki her iki yolun da hayattaki herşeyde olduğu gibi artıları ve eksileri var. Birinci eksiklik meme vermede babanın hiç bir paylaşımının olmaması, uykusuz kalınacaksa annenin, beslenecekse yine %100 annenin sorumluluğu. İki kereye yetecek ki, bu altı saatlik bir nefes alma zamanı demektir, sütle kocanızı bırakıp dışarı çıkma lüksünüz bile sıfır meme vermede.

Ben bunu istemiyorum, benim eşim de bu işe dahil olmalı. Ayrıca sütü sağıp yine bebekle gezmek de imkansız çünkü ulu orta heryerde meme çıkarılmaz. Ayrıca, bana kalsa sütümü sağarken bile çevremde insan istemiyorum mesela, o benim özelim ve sakin bir ortamda kendi başıma kalmalıyım.

Bazısı süt sağma makinası ile sütünün gelmediğini söylüyor, doğrudur, bazısı meme uçlarından hiç şikayetçi olmamış, iki sene emziren var yahu! Benimkinin kız kardeşi ise belli ki bir süre acısını çekmiş derken düzelmiş kremle falan. Yok! Benim bir ay geride kaldı, hala inanılmaz acıyor.

Sonra, meme alma daha bir tembel teneke işi geliyor bana. Bebek, memeye geliyor belki 10 ya da 20 cc içip annenin sıcaklığından uykuya dalıyor, haydaaaa, ardından tekrar memeden ayır, altını aç, havalandır bu arada çişe, kakaya bulanma riskini göze al, kapat, tekrar memeye tut derken hem alınması gerekenden az alındığı için belki bir saat sonra yeniden...

Eğer boool boool zamanın varsa, evinde herşeyi yapacak birileri bulunuyorsa ne ala, yay kıçını tv karşısında, yatağın içinde önüne kahvaltın hazırlanırken sen meme ver. Bana uymaz. Lüküs hayat kritelerine uyuyor benim için.

Biberonla, acıkmışsa her türlü pozisyonda ki eğer uykuluysa alt açma yerinde zaten uyanıp kapmaya çalışıyor, hemen alıyor sütü, en fazla iki harekette ve yarım saat maksimumla iş bitiyor. Ve zaten aralar üç saatse bile nefes almaya vakit yokken, sürekli memede dolaşan bir bebek bana çok cazip gelmiyor.

Bütün bu şartalara uyana saygı göstermek, herkesin farklılığını kabul etmek bence en büyük erdem olmalı şu dünyada ama insanlar bir tutturmuşlar robot psikolojisi, bu iyidir, hayır şu daha iyidir i duymaktan benim kendi adıma gınalar geliyor.

Diyorum ya doğurana kadar doğurma şekilleri, ardından da meme verme teknikleri... "Bebeğin Birinci Yılında Sizi Neler Bekler" denilen kitapta hayatta hiç görmediğim bir şekilde yansızlık hakim. İnsan orada yazılanları okuyunca gerçekten de içi rahat ediyor.

Ha, daha önce de yazdım benim için bebeğin anne sütü alması önemli, tensel temas gaz çıkartırken, göğsünüze yatırdığınızda da yaşanan bir şey. Sevilip okşanırken de...Belki bir başkası için anne sütü de o kadar önemli değil, bilmiyorum ama yaşam tarzı açısından ve doğrularım yönünden kesinlikle tartışmaktan hoşlanmıyor o yüzden insanlardan elden geldiğince uzak kalmaya özen gösteriyorum. Bu, annemde bile yaşanan bir şey, yanlış anlaşılmasın ama en azından ona küt diye cevabı yapıştırma hakkım var ama yok kayınvalide, yok görümce işin içine girince ( baskıcı bir şekilde değil ama sorulmadan fikir vermek anlamında ) öyle olmuyor maalesef. Bu gibi durumlar benim canımı acayip sıkıyor. Başına buyrukluk mudur ne denirse denir benim yapım böyle. Elimden bir şey gelmiyor. Bu yüzden aile ziyaretleri bile bazen sıkıntıya dönüşebiliyor, hayatımın şeklini, doğrularımı ve özgürlüğümü bir an bile yitirmek istemiyorum. Neyse...

Şimdi bir de domuz gribi çıktı ortaya, hayatta en korktuğum şey. Evime ne uluslararası seyahat eden birilerinin gelmesini, ne de benim çocuklarımla seyahat ediş ihtimalimi görebiliyorum artık. En son 24 aylık bir bebek ölmüş işte! BBC de de yeni evli bir çiftin Meksika Havalimanında virüsü kaptıkları ile ilgili bir hikaye...Her tv yi açtığmızda ağzı burnu kapalı analar babalar bebeler...

Çocuklar olmasa insan bana ne olursa olsun felsefesinde ama varoluş sebebini değiştiriyor evlat sahibi olmak...

7 yorum:

Adsız dedi ki...

ayyy amaaa bu çok tatlı yaaaaaaaa.. Hiç vaktinden önce doğmuş bir bebeğe benzemiyor.Maşallah!Sütün çok işe yaramış olmalı..(evet cmvden Esra)

small button nose dedi ki...

inan ne yazdigini okumadim hemen resme tikladim ve uzun uzun baktim su minik melege. cok ama cok tatli yaa. valla boyle gorunce bende bi bebek dogursam diiyorum. 40 kere masallh. cok tatli yerim ben onu.

Evin Kedisi dedi ki...

Çok teşekkür ederiz ablaları...Zaten sınırda prematürelik vardı, yani tam 36. haftanın içindeyken. Şimdi doğmuş olması gerekirken zaten boyu da kilosu da normal doğanı yakaladı, yalnızca bir farkla, benimki bu işi ana karnının dışında yaptı. Sevgiler...

balanne melike dedi ki...

Ayy bayıldım ben bu bebişe. kız erkek diye ayrım söz konusu değil bildiğin bebek işte..:))) birde diyosun nasıl insanın canı çeker, basbayağı çekiyo işte..Maşallh.
Şu yukarıdaki abla, kardeşli foto aynı benim kızlar. o kadar şanslı hissediyorum ki kendimi 2 kızım var sırtım yere gelmez diyorum. O yaraları bende yaşamıştım ne kdar şapşalmışım farklı birşekilde de çocuğuma sütümü verebilirdim..dedim ya şapşalmışım boşuna çektim o acıları yerleri tekmeliyordum acısından.. bu arada kilo durumların nasıl? sevgiler..

Adsız dedi ki...

Maşallah çok tatlı bir bebek. Abla da nasıl güzel bakmış kardeşine. DArısı başıma:)
Benim oğlum 8 yaşında. Ben yurt dışında doğum yaptım ve eşim yetişemedi doğuma. Teyzem, eniştem, ebim ve yengem vardı. Hiç kendi ailem ve eşimin ailesinin baskısını duymadan 1 ay geçirdim. süperdi. İnsan hamile kalınca etrafındaki insanların, kadın doğum uzmanı olduğunu, doğum sonrası ile çocuk doktorluğuna terfi ettiğini hayretler içerisinde görüyor. Normal doğum yaptım, 37+3 ken doğdu oğlum. minicikti. Doğru düzgün ememiyordu bile. Sütüm vardi, gögsüm hiç yara olmadı ama ememiyordu. benim için önemli olan meme emmesi değil, anne sütü almasıydı. Bütün gün elimde manüel pompa, süt sağdım. emzirdim, biberonla verdim, yetmediğinde mama takviyesi yaptım. Gerçekten tüm amacının bana yardım etmek olduğu, ve bunu yargılamadan yapan insanlarin yanında hiç stressiz 1 ay geçirdim. Türkiyeye geldiğimin 1. saatinde eşim oğluma mama hazırladır. ve keyınpederden ilk laf geldi. "neden meme vermiyorsun, emzirmiyormusun yoksa"!!!! Babam, annem, eşim, hepimiz baka kaldık. Kalkıp yatak odama gittim. Çok yargılandım belki ama o günden beri hep kendim araştırdım, okudum, aklıma yatanı uyguladım. Herkes evine gidip de kendi başımıza kaldığımda evimde huzurluyken sütüm arttı, oğlum güçlendi. Biberonu bıraktı ve 18 anne sütü aldı. Biberon verirsen, emziğe alıştırırsan emmeyi bırakır diyen herkese inat, 18. ayın sonunda zorla bıraktı emmeyi.
galiba rahat olup biraz da kulakları tıkamakta fayda var.
Sevgilerimle
Aslıhan

Evin Kedisi dedi ki...

Sevgili Melike;

Kilo durumları beşinci vitese takılmış şekilde gidiyor. Zaten ben bu bağırsaklarla yakında 30 kiloya falan düşersem şaşırmayacağım, sürekli sıçırgan modundayım. Bir de spazmlar bitse de rahat etsek diyorum :) Doğumda ilk hareket yedi kilo gitti, sonrasında üç ve bugün baktım bir kilo daha. Toplamda 11 kiloyu geride bırakmış durumdayım. Dişetlerimde problem olduğundan çok tatlı ve soğuk ( dondurma gibi ) insanı deli kilo aldırtacak şeyleri de yiyemiyorum he heeeee! Dişçiye gitmicem bu yüzden :)

Yerleri tekmeleyerek mem mi verdin? Ay kıyamam yahu! Gerçekten de alternatifini niye kullanmadın be kadın?! Neyse olmuş bitmiş artık iki güzel kızına Allah uzun ve hayırlı ömürler versin. Amin.

Evin Kedisi dedi ki...

Ve Aslıhan;

Ne güzel uzun uzun yazmışsın, çok teşekkür ederim. Evet, yardım eden insanların yaklaşımları anneyi çok etkiliyor. Kesinlikle katılıyorum. Ve bir yerde anne ile yavrusunun yalnız kalıp deneye yanıla bir baskı hissetmeden bir şeyleri paylaşmaları ve beraber deneyimleyip öğrenmeleri de çok önemli. Ne güzel bir deneyim yaşamışsın ve kuralların formül olmadığını kanıtlamışsın ama eminim bunları sana söyleyenler zaten ne söylediklerini de verdikleri iyi ya da kötü tepkileri de çoktan geride bırakıp unutmuşlardır. Sevgiler :)