20 Nisan 2009 Pazartesi

Süt Kokusu

İnsana ne kadar güzel annelik duyguları çağrıştırıyor, şu iki kelimeden oluşan cümleyi bile içinize sokmak geliyor değil mi? Hiçççççç! Aklınıza gelen o mis gibi süt kokulu, tombik bebek, onu göğsüne bastırmış sakinlik içinde yüzen anne imajını silin hemen şimdi! Bebek kısmısı tamam, hakikaten koliksiz kıçını yırtmayan tür insanın içine girmek için çırpınan tombiklikte de anne pek o imaja uymuyor.

Dün akşam iki taneden biri olan ( hani büyük yanlış yapıp ama aynı zamanda hamileyken bile üç kat büyüyecek göğüslerin tahmin dışı kaldığını hatırlayarak almadığım ) sütyenlerimden birini yıkanmak için çıkardığımda gördüğüm gerçekten ilginç bir durumdu.

Bunlar emzirme sütyenleri ve ben süt sağmaktayım, işin ilginç yanı süt yalnızca meme uçlarından da gelmiyor ki, sağarken alttan alttan akıtma illa ki olmakta. Böylelikle emzirme sütyenlerinin son durum raporu şöyle; alt kısımlarda sarı renkli süt birikmesi!!!! Allah'ım Yarabbim!!!

Şimdilerde duşa gireyim derken şıp şıp önden damlayan sütü anladık da, bu çok acayip geldi çünkü göğüs pedi kullanılıyor güya! Ve ne bileyim, hep sağılası bir halimiz olmadığından insan iç çamaşırının alt kısmında öyle değişik kokulu bir birikim görmekten de pek haz etmiyor.

Evet, kabul ediyorum bunlar belki konuşalacak, yazılacak konular değil ama yine aynı sebepten olsa gerek yıllardır pek dokunulmamış, yaşayınca deneyimlenen ve de hiççç hoşlanılmayan tecrübeler olarak kalıyor, sonraki seneye de unutulup gidiyor zaten.

Benim birinci ile ikinci arasında alt tarafı sekiz yıl var ama bu bebeğe her baktığımda acaba Chloe bu zamanda neler yapıyordu? Nefes alıp verirken göğsü böyle mi inip kalkıyordu? Tam olarak bu ayda iken kilosu ve boyu acaba neydi? soruları kafamı kurcalıyor. Ancak karı koca bunları merak etsek de Chloe'nin yanında daha fidan tanesiyken böyle bir karşılaştırma yapmaktan, bu şekilde O öyle miydi, bu böylemiydi demekten kaçınıyoruz. Ne de olsa birbirleriyle kıyaslanan ne arkadaşdan ne de kardeşten hoşlanıyoruz.

Evet, ne diyorduk? Süt Kokusu...Bir annenin süt verdiği dönem bedenin bile yumurta üretmemesinin sebebi anlaşıldı. Cinsel anlamda o kadar itici bir durum ki bu testi memelerden süt damlaması durumu anlatamam. Bir de üzerine her gün illa ki değişmesi gereken, öküzce terle karışmış süt damlası birikmesi ile karşılaşınca o "Süt Kokusu" Müt kokusu palavraları ile yıllarca yine uyutulduğumuz ve ilaveten ve yeniden bu konuların hiç konuşulmadığını getiriyor akla. Ben buna " Ortak Negatif Paylaşılmaması Kodlanmış Bellek" demeye karar verdim şimdi.

Bu, ameliyat ertesi girilen üçüncü ve en nihayet benim dikişlerimi hissetmeden, aman kramp geldi yandım demeden, yalnızca sütlü sütlü normal hayatıma döndüğüm ikinci gün diyebilirim. Demek ki neymiş? İlk iki hafta kafalar yenilecek, neyin ne olduğu deneye yanıla oturtulacak, öyle bir noktaya varılacakmış. Öyle yandım Allah bu hayat sittinsene böyle gidecek polemiklerine girilmeyecekmiş.

Tabi ki hala oturtulması gereken haftanın bir ya da iki gününe denk gelen bir okula gitme kızları alma durumları var. Bakalım o düşmanı nasıl yeneceğiz. Chloe'ye cep telefonu aldık, ben arabadan inmeden, 45 dereceye bebeği çıkartmadan bekleyeceğim kızımı ( iki haftada bir de kızımla Anna'yı çünkü oyun günlerini Zoe için iptal edemem, kızıma haksızlık olur ) Bütün gün okulda telefonu kapalı olacak ama dersten çıkıp da arabayı park yerinde bulmak için dışarıya çıktığında açacak. Gerçekten de büyük bir buluş şu cep işi. Alışveriş merkezlerine falan öyle uzun uzadıya gidebilmek, yine süt durumundan dolayı dışarılarda saatler harcamak imkansız...Olsun, önümüzde bu şekilde inşallah sağlıklı olarak geçireceğimiz altı ay var işin gerçek yanı, bir ay da erken doğduk ise o zaman yedi ay diyelim olsun bitsin.

Bu ameliyatın ertesi dedim ya hergüne bir olay ama ertesi güne de bir temizlenme iyileşme düştü diye...Yine aynı döneme denk gelen zamanda bir de yazmadığım sol bacağımdaki varisin resmen ve resmen patlaması oldu. Dışarıya doğru değil elbet, içerden...

İlk gün acaba oradan bir damar yolu falan mı açmaya kalktılar demiştim, iğne deliği gördüm gibi gelmişti. Sol bacağın dizinin altından başlayıp öne doğru bayağı bir şişlik, üstüne basamama duygusu ve kıpkırmızılık hakimdi. Doktor gelince sordum yoooo! denildi. Bir jel verdiler, üç dört gün devam ettim. İlk iki gün eskisi gibi sekerek yürüme durumları bakiydi, derken üçüncü gün inme yaşandı. Sonra ilginç bir şekilde bitim yeri olan ön diz kısmı sanki ben geri kalmıyim kardeş şeklinde şişip kızarmayı ve acımayı kendine reva gördü ve o da birkaç günle düzeldi. Şimdi, sanki hiç bir şey olmamış, ne patlama, ne çatlama...İlginçti. Jel varis içinmiş ve orada gerçekten de harika bir serinlik yarattı.

Ellerim ve kollarım hiç şiş değillerdi ama ayak bileklerim ve son birkaç gün ayak üstlerim mayalı hamur kıvamındaydı. Şimdi onlar da eski halinde ve ben ayaklarıma, ayak bileklerime bakıp " Kötü bir rüya mı gördüm?!" demekten kendimi alamıyorum. Hani ayaklarım çok şahane olduğundan değil ama fırın küreği görüntülerine göre çok daha narinler en azından.

İdrar torbasının bağlı olduğu katater çıkartılırken rahmini yırtıyor gibi bir his oluşuyor, iğrenç! Sonra orası daha bir iriti hissediyor. İdrar yaparken acıma olabiliyor. O da bugün itibarıyla daha bir iyi sanki.

Adet kanamasını andıran kanama üçüncü haftaye girilmesi ile iyice azaldı. Hatta son iki gündür spazm günde bir kere bile gelmez oldu ki yaşasın! Dün ilk defa uzun aradan sonra koltuklarımı makinayla yıkadım, antre ve salon halısını da...Salonun tozunu aldım. Bugün mutfağımı yeni bebekli duruma göre organize ettim. Bunlar benim için çok önemli gelişmeler. Eğer yaşadığım mekanı kontrol ediyor, bakımını kendi standartlarımda yapabiliyorsam o zaman çok mutluyum.

Pek yemek yiyemiyordum bir de, süt sağma, besleme ve ondan öncesinde gelen uyku ile çakışıyordu herşey. Şimdi zaman kontrolü açısından daha organize gidiyorum. İlk defa kıymayı kavurup kıymalı börek bile yaptım bugün.

Zamanı çok iyi organize etmek gerekiyor. İnanın bana bizim nesile pompaladıkları gibi bebek bakımı, insan büyütmek, evinin kadını olmak falan küçümsenecek şeyler değil, hem de hiç! Akıllı bir insan hangi işi yapıyorsa, hayatta ne duruşu gösteriyorsa oraya koyuyor o potansiyeli. Salağın genel müdürü de salak, çöpçünün akıllısı da akıllı. Artık kimseyi yaptığı işle değerlendirmiyorum ben.

Salak insandan genel müdür olmaz, çalışan insan öyleyse yerinde barınamaz diyorsanız gerçek iş hayatını deneyimlemenizi, nasıl kalitesiz elemanın nerelere arka, akraba, acayip acayip ilişkilerle geldiğini görmenizi tavsiye ederim. Bunun için pazarlama departmanında birazcık deneyim yapmak ve gözlemlemek, ayağına gidilen müşterinin kredi dilenmek, sigorta satmak adına nasıl bir kitle olduğunu görmek yeterli. İnanın işinin piri, profesyoneli ve pırıl pırıl parlayanı o kadar az ki!

Neyse, yine sütümü sağayım, biraz sonra beslenme zamanı yine yine ve yeniden :)

2 yorum:

... dedi ki...

Kedicigim, soyle bir bakayim dedim ve ooo, bir yigin post girmissin bloguna. Bu, hersey yolunda demektir. Tum aci ve sikintilarina ragmen oyle guzel bir aile tablosu ciziyorsun ki, imrenmemek elde degil. Ya Chloe'ye ne demeli, ne seker bir 'abla' olmus o oyle.
Hersey gunlunce olsun, opucukler...
Fatma.

Evin Kedisi dedi ki...

Aman Allah'ım sayın seyirciler!!! Yuh diyorum kendime, eski yazılara bakayım derken o kadar döşemişim, altına bir yorum, kimdir nedir ve bugün yanıt veriyorum bakar mısın Fatma?!!! Teşekkür ederim güzel yorumların için, hakikaten o kadar yazmışım ki artık eklenecek bir duygu göremiyorum kendimde. Ben de öptüm, sevgiyle...