11 Ekim 2008 Cumartesi

Zamanım Yok Kusura Bakma!

Eskilerde insanlar birbirlerinden haber almadıklarında mektup yazıp gitmediğinden ( hakikaten PTT'de kaybolma hikayeleri boldur ) telefon açacak paraları olmadığından, hadi daha da geriye gidildiğinde belki telefonları da olmadığından dem vururlardı. Bunlar bahaneymiş arkadaşlar...

Şimdilerde bakıyoruz değil mi? Hepimizin evlerinde bilgisayarları var. Bazı arkadaşlarım özellikle hayatlarını durduruyor diye MSN adresleri olmadığını söylediler mesela, kendi akrabalarımdan yemesinden içmesinden keserek " Her gün görüntülü görüşeceğiz, ne güzel olacak!" diyenler de oldu. Sonuç? Koskoca bir sıfır!!! Aynı oyuncak diye zıklayıp da iki gün sonra aldığıyla hiç ilgilenmeyen çocuklara benziyoruz biliyor musunuz? Herşey bir heves, sonrası koskoca bir boşluk.

Hayır, bazen diyorum ben de mi bir arıza var. Sabah kalkar kalkmaz benim ilk yaptığım bilgisayarı açmaktır. Bu zamanımın sel gibi akıp gitmesinden falan değil bir alışkanlıktan. Diyelim ki işe gidiliyor, tamam MSN olayı kapalı olanlar var anlıyorum ama iki satır dahi yazacak, hal hatır soracak halleri olmayanlar o kadar fazla ki!!! İlginç...Bu gelişme bana şunu anlatıyor, şimdi bu mazeretlerden hiç biri yok ama bahane belli " Zamanım yok!"

Bence bu cümlenin altında yatan şudur; " Sana ayıracak, seni düşünecek, merak edecek ve arayacak zamanım yok, üzgünüm!" Açılımı verdim, kötü bir şey söylemedim canım :)

Bir dönem bunu sindiremediğim, geceleri rüyamda gördüklerim oldu. Sonra şu mantığı geliştirdim; " Hayatında yerimin olmadığı, özlenmediğim ya da merak dahi edilmediğim bir insan için değer mi?"

Yani, hakikaten aslında sevgililer için söylenmiş olan bir söz vardır hani; " Özgür bırak gitsin, geri dönerse sana aittir." diye. Çok önceleri de Can Dündar'ın ki nasıl çalıştığı gözler önündedir, " Bir tane daha arkadaşım aramadığı sormadığı için zamanı olmadığından yakınırsa kendimi öldüreceğim!" demesini hatırladım.

Bu noktadan itibaren beni aramayanı hiççç kıçıma takmadığımı, zaten o şahıs tarafından açılımı verdiğim duygulara gark edildiğimi ilan ediyorum :) Ohhhhh! canıma değsin. Bazı insanlar vardır ki sinsi sinsi, sessiz bir şekilde yaralar, ben yapamıyorum. İlla ki konuşulacak, bağırışılacak yeri gelirse ama yine de sorunlara çare bulunacak. Ama farklı durumlarda şu da anlaşılabilir, yaşananlar, kanırtmalar, öküzlükler öyle bir birikmiştir ki; " Ulan neresinden başlasam, neresini kotarsam?" dersin. Ha ilişki bu noktadaysa SAL GİTSİN :))) Yalnızca arkadaşlıktan bahsetmiyorum, akrabalık ilişkisini de katıyorum ki bu en çok yaralama potansiyeli barındırandır.

Bu arada, görüldüğü gibi ben biraz daha iyiyim ki bunları yazabiliyorum. Mide bulantısı gelip gitmekle beraber hayatımı durdurmaktan vazgeçti. Hatta bugün yine hafif hafif arka fonda kendime hamile kotu almaya gittim de zar zor başarıya ulaştım bile. 11. haftanın içine girdim. Allah tamamına erdirsin diye kendi kendime dua edeyim bencil bir şekilde :)

Bu yaşımda idrak ettiğim yegane şeylerden biri bencil olmanın en büyük kalkanlardan biri olduğu gerçeği. Bunu bu döneme kadar " Sen de kimsin ki?!" modunda yaşayanlara, benim gözüme gözüme sokmaya çalışanlara iade ediyorum.

Eyvallaaaahhhh o zamanı bir türlü olamayanlara! Benim de zamanım yok şekerlerim, ne yapacaksın? Dakka dukka demişler, ne ekersen onu biçersin demişler. Demişler de demişler, ne iyi etmişler.

Atalarımızı da öptüm buradan.

7 yorum:

Magissa dedi ki...

Bir de o aynı insanlar sen aradığında da sitem etmezler mi, "neredesin hayırsız" diye... O zaman tepemin tası atıyor.

Gayet hak verdim. Buna bencillik denmez bence, devam :)

Evin Kedisi dedi ki...

Evet, evet öyle de bir mekanizma uydurulmuş gidiyor hakikaten. Hani aman bu ağzını açmadan tıkayım halleri ya da balık hafıza sendromları aslında hep kendileri haklılar, onlar aranmıyorlar!

small button nose dedi ki...

herkes hayatla mesgul yogun evet.. ama onemli olan zaman ayirmak ustelik oyle cok gereksiz onemsiz isle ugrasiyoruz ki yogunluk bahene aslinda

balanne melike dedi ki...

Eğer istiyorsam birini aramayı arıyorum..Bazı insanlar için geçerli tabii ki bu eylemim. Ama sıkıştırılmalar, sitemler hiç bana göre değil, uzunca br aradan sonra nefeslenmek için aradığım biri bana sitem ediyorsa elimde değil soğuyuveriyorum, uzaklaşıyorum..Niye daha önce aramadın? Bir sen bir ben arayayım diyen insanı hiiiiç aramam biline..Çok havada benim ki ne? Sevgiler iyi olduğuna sevindim.Haa bu arada seni takip etmeyi de hatır sormak sayabilirsin..

Evin Kedisi dedi ki...

Ben de sevmem sitemi...Zaten yapsan neye yarar ki sonuçta?

Ben şu anki halimi biraz düşmüş olarak değerlendiriyorum. Beklentilerim arttı, alınganlıklarım had safhada, bunalıyorum, sıkılıyorum halleri tavan yapmış durumda.

Bütün bunların yanında benim de unutup hayatımdan çıkarttığım ( kendiliğinden, öylesine, dur çıkartayım demeden ) çok insan olmuştur ama burada anlatmak istediğim böyle doğallıkla gelen değildi, daha çok aslında sinirlendiğim birine carladım ama onu açıklamak istemiyorum, zaten biten bitti giden gitti o şahıs anlamında, çok şey kayboldu, uğraşmaya değmez, benim bu yalnızca içimi rahatlama, terapi yapma yöntemim...

Berceste dedi ki...

Ben bu durumlarda soyle dusunmeye basladim... Biz yadellerdeyiz, o yuzden ozluyoruz. Ama onlar kendi ortamlarindalar ve etraflarinda ne isterlerse var. Secim hakkina sahipler... Diger yandan daha once UK'de yasayan arkadasim da Turkiye'ye donunce aynen kendisinin de kizdigi digeleri gibi yapmaya baslayinca yeniden dusundum. O kadar cok seye fuzuli zaman harcaniyor ki istemeden. Trafik(ozellikle Istanbul'da), sacma sapan uzayan toplantilar ve mankafa insanlara laf anlatmaya calisirken kaybedilen zamanlar. Yiyecek icecegin hazirlanis surelerinin UK'i gecmesi. (Bir ispanak yikamak ne kadar surer Turkiyede :) ) Davetler, pat diye cikip geliverenler. Plansizca yasanan hayat ve liste boyle uzayip gidiyor. Haklilar mi, eh nispeten... Ozellikle benim Londra'da calistigim, Cambridge-Londra yolculugumun aslinda 1 saatle bitmesi gerekirken sacma otobus saatleri ve durakta agac olmam nedeniyle gidis gelis 5 saatimi almasi sirasinda zamansizlik nedir ogrendim. Bu surecte arkadaslarimdan koptum mu, alisana dek baslangicta evet ama 1 hafta sonrasinda aramaya basladim, hatta yemegimi bile yemeden, zira yersem uyku saatlerine denk gelecekti onlarin! Allah'tan bu iskence 1 ay 6 gun sonra tarafimdan bitirildi!

A bir de sunu kesfettim, isi dusen, iki eli kanda olsa, sen Kaf daginin ardinda bile olsan buluyor!

Evin Kedisi dedi ki...

Evet, ülkeden uzak olduğunda insan daha bir bekleme moduna giriyor ki aslında sağlıklı değil belki. İnternette nöbet tutuyormuş, birisini görsen hemen konuşmaya çalışıyormuş halleri hakim oluyor ortalığa.

Sonuçta bir de ben çalışmıyorum tabi ki, zamanımı kendime göre ayarlayabilme lüksüm var. Hastaysam, bitkinsem, şimdiki gibi sürünme hallerindeysem bütün gün bs başında zaman geçirebilirim, kimse de gelip höppp! demez.

Son paragrafına özellikle katılıyorum, hiç aramayan sormayan biri bir sorunda ya da seninle ilgili bir bilgi alma durumunda atıyorum, hemen pat diye ortaya çıkabiliyor. Diğer yazdıkların da doğru...Ama bak, o halde bile insan arıyabiliyormuş :)

Kısa ve öz; özleyen, merak eder, merak eden arar :)