2 Nisan 2008 Çarşamba

Karşılaştırmalar

İlginç...Gerçekten de ilginç çünkü ilk, 24 yaşında kürtaj oldum ben. Planlı değildi, eve geldiğimde ağladım, zırladım, kendimi kötü hissettim ama o kadar! Giderken olaya hafif bir mide bulantısı eşlik ediyordu, dönüşte minibüse mi ne yürürken ise hiç!

Şimdi düşündüğümde psikolojik olarak şunu görüyorum; O bebeği ben istemedim, eşim sordu " İstiyorsan yaparız, hiç sorun yok." demesine rağmen hem kendimi çok genç hissediyordum, hem anne manne olacak hiçbir maneviyata sahip değildim, hem iş yaşantımın başındaydım, hem de ilişkimiz çok yeniydi. Daha neler yapacaktık, nereleri gezecektik canım biz?!

Kürtajdan sonraki ilk adet kanaması çok fena geldi. Çalışıyordum ya, işle ev arasında bayağı bir mesafe vardı, nasıl bir şey olduysa adetin bir ara idrar gibi geldiğini hatırlıyorum, kalktığımda minibüsün arka koltuğu silme vaziyetteydi, elimdeki hırka mı ceket mi neyse, belime bağladığım gibi büyük bir korkuyla eve kadar yürümüştüm :( Sonra herşey normale döndü, doktora salak köylü kızı pskolojisinde gitmedim tabi ki yine. Zaman oldu, devran döndü.

Şimdiki kürtaja gelelim...Hastaneye yatış, bir gece kalış, bugün antibiyotikler bitti ama dün akşam bilgisayarın başındayken bir mide bulantısı ve terleme geldi gitti. Haydaaa! Ameliyat sonrasında spazm gibi gelen ağrı ama nasıl, bir saplanıyor bir çıkıyor. Hatta olayın ikinci günü sabah ağrı kesici almamıştım da "Hadi yine başlayayım" dedim. Akşam ağrı kesicinin prespektüsüne bakıldı ve yan etkisi olarak gördük, mide bulnatısı, karın ağrısı ve bugün hiç yanına bile yanaşmadım, "Eğer," dedim kendi kendime "Dayanılmaz bir ağrım olursa yine hastaneye giderim." ne yapayım? Ağrı öyle sürekli orada da değil, gelip gidiyor şeklindeydi. O yüzden, onu da atlattım. Ağır antibiyotikler zaten malum...

Ama bu kullandığım iki antibiyotik ve ağrı kesici dönemince kendimi çok yorgun hissettim bu, bir. Zaman zaman bağırsaklarım bozuldu, kanama hala adetin üçüncü günüymüşçesine devam ediyor ki ilkinde olmamıştı böyle bir şey bu da, iki.

Ve çok daha ilginç bir durum da, bir şey akciğerlerime baskı yapıyor. Sanki sekiz aylık hamileyim de, yukarı yukarı bir itilme hissi hakim. Ne yaptılar, içeriyi ittirip kaktırdılar da ben onu mu hissediyorum hala bilmiyorum.

Dün akşam, fetus ölümleri ve kürtaja bakmak için internete girdim. Bundan sonra tıbbi olayların hiçbiri ile ilgili okumayacağım, ona karar verdim. Doktorların insanlara görüşlerini açıklarken niye en berbatına hazırladıklarını da şimdi anlıyorum. Alternatifleri, basit bir kürtajın bile aslında vücut için ne anlamda travma olduğunu anlamak için kahin olmaya gerek yok. Hele, you tube'un kürtaj videoları var fakat onlara hiç bakmadım tabi :( İnsan bir sivrisinek öldürüyor da geceden beslenmişse nasıl kan çıkıyor hayvandan, böyle bir olayı " Çok kanlı, vahşet!!" diye vermelerini çok ama çok itici buldum.

Benim kanaatime göre bu, istenen ve herşeyin onuncu haftasına kadar çok iyi gittiği bir bebek olduğu içindir ki, duygusuz olamadım ve hemen kendimi toparlayacak gücü bulamadım kendimde. Gerek bedenen, gerekse ruhen daha bir yorgun hissettim. Tabi ki araya zaman girdikçe düzelecek, tekrar ışık yanacak, en azından çaba olacak ama hayatta bilmeliyiz ki, planlar her zaman olmuyor. Bedenin yapması gereken şey, bu yenidoğana sağlıklı bir vücut verebilmek, ilk aşamada bu!

Dün akşama doğru ise kapı çalındı, işyerinden bir arkadaşımız kapıda, elinde kocaman, benim nişanımda aldığım çiçekle aynı büyüklükte bir buketle bize çok hoş bir süpriz yaptı. Buketin üzerindeki kartta şunlar yazılıydı " Seni düşünüyoruz ve biran evvel iyileşmeni bekliyoruz, sevgilerimizle"
İyi ve nazik insan heryerde var, bunu bilmek lazım. Hele de farklı ülkelerden insanlarla birarada yaşayanlar olarak bizler bunu en yakından görüyoruz. Keşke dünyada politika, herşey bu iyi insanlar tarafından yönetilse...

13 yorum:

Köşenin Delisi dedi ki...

Gerçekten çok zor olmalı :( Ama görebildiğim kadarıyla çok güçlüsün sen, bayağı iyi başediyorsun bu durumla, buna da seviniyorum doğrusu. Umarım en kısa zamanda daha da iyi olursun evimizin kedisi :)

devin dedi ki...

Yavrum,
Geçmiş olsun. Çok zordur biliyorum. Ben de ilk bebeğimi 5.5 aylıkken erken doğurmuştum ama yaşayamadı. Kızına sarıl, onu benim için de öp.
Çabucak iyileş, seni çok çok öpüyorum.

balanne melike dedi ki...

Geldim, iyi olmana sevindim..bye

Fatma dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
kıyak dedi ki...

Bayanlar

Kadınların çocuk hakkında neler düşündüklerini çok merak ediyorum.
Evliyim ve çocuk konusunda kararsızım...
Eşimde öyle...
Yinede içten yazdıklarınızı objektif buldum.
yani bunun bi tık daha ötesi olması gerekiyor diye düşünüyorum.
belkide bu kadar derin 1 konu değil...

Fatma dedi ki...

Yukarıdaki yorumu sildim, senin posta kutuna ulaştığını sanıyorum sevgili Evkedisi.
Sevgiler...

merakli dedi ki...

Böyle bir durumda ne denebilir ki,benzerini yaşadığım için anlıyorum.Tesellisi yok!Yine de çok güçlü olduğunu düşünüyorum

alev dedi ki...

Antibiyotik bazen insandan cok sey alip goturuyor ama kullanmak gerektigi icin insan birakamiyor. Kisa zamanda ilacsiz, saglik ve mutluluk dolu yasamina geri donmen dilegiyle.

Evin Kedisi dedi ki...

Bu tür olaylar yaşayınca o kadar çok duymaya başlıyorsun ki benzer tecrübeleri, çoğunda tekrar hamile kalınmış, sağlıklı çocuklar dünyaya getirilmiş...Hepinizin yazdıklarına çok ama çok teşekkür ederim.

Evin Kedisi dedi ki...

Sevgili Kıyak;

Ben de yazdığım gibi birinci hamileliğini kendi isteğiyle sonlandırmış biriyim ama gerçekten de çocuğum olduktan sonra olaya karşı bakışım ve hissedişim çok değişti. Halk arasında " Anne olmadan anlayamazsın" denilen arabesk anlatım aslında bu.

Hepimiz yaşadığımız duyguların varlığını biliyoruz. Bu durumda hiç çocuk istemeyen ya da çocuğu olmamış insanlarla aynı paralellikte hissedemeyebiliriz de.

Ancak, şunu da belirtmek isterim, neyi istediğini bilen kadınlar ve erkekler bence harika! Yani, herkes çocuk isteyecek diye bir kural yok. Önemli olan çocuğa neler verebileceğini, duygusal ve maddi olarak buna hazır olup olmadığını tartıp biçebilmek...Elbette büyük bir sorumluluk ve iş.

Ama şunu bilmek gerekiyor, hayatta bir doğru da yok, milyonlarca doğru var. Ben, bunu birebir kendi eski doğrularımla karşılaştırarak bile söyleyebilirim.

Yorum yazdığın için teşekkür ederim :)

Evin Kedisi dedi ki...

Meraklı?!

Sen de mi?! O yüzden mi bu kadar zamandır hiç ses soluk çıkmadı?!

Şimdi gidip bloğuna bakacağım. Sesini duyduğuma çok sevindim ama hakikaten çok uzun zaman yazı girmeyince vazgeçtiğini düşünmüştüm.

Biz kadınların çok şeyi paylaşması gerek diye düşünüyorum. Lütfen böyle durumlarda yaşananların diğerlerine ışık ya da ekstra tecrübe olacağını gözönünde bulundurarak yazın demek istedim şimdi.

Gerçekten karşılaşılınca hiç hazırlıksız bir yakalanma oluyor :( Sonra öğrenmeye başlıyorsun ama iş işten mi geçiyor, daha karar veremedim.

En son gelişmleri de yazacağım zaman olunca. Hoşgeldin :)) Ve çok geçmişler olsun.

merakli dedi ki...

Evin kedisi,aslında haklısın paylaşmak gerek ama benim hikayem çok uzundu.4 mikroenjeksiyon 3.sü pozitif fakat 10 haftalıkken bebek beslenemediği için kalbi durdu.4.sü Şubat ayındaydı sonuç pozitifti fakat kanama geçirdim ve bhcg değeri düştü derken tekrar yükselmeye başladı.Şu anda dış gebelik şüphesi ile takip ediliyorum.

Evin Kedisi dedi ki...

Meraklı kedi'cik :(

Önce en son yazıma baktım, oradaki yorumunu okudum ve neden yazmıyorsun diye ve bir sürü soruyla beraber tekrar yorum yazmışım, özür dilerim burada açıklamışsın.

Bunlar çok zor aşamalar, gerçekten eskiden kadınlar hele de tek görevi hamilelik ve doğummuş gibi algılanan zamanlarda, soğuk koca evlerde, doktorsuz, yardımsız nasıl dayanıyorlarmış? Çok çok geçmiş olsun. Gelişmelerden haberdar et oldu mu? Sanırım 10.hafta çok kritik bir hafta, çoğunluk kalbi duran bebekler bu haftada gidiyor ( muş )

Zor, çok zor, gerek bedenen gerek ruhen...İnşallah en iyisi olur, istediğiniz neyse o en güzel şekilde gerçekleşir.