14 Mart 2008 Cuma

Son Gelişmeler

Aklımda yazmam gereken o kadar çok şey var ki burada toparlamak zor geliyor bazen. Dışardan ezan sesleri geliyor, Cuma...Biz Anna'nın doğumgününe gideceğiz, benim yıkanmam lazım. Sabahtan beridir Anna'nın doğumgünü kartını hazırladı ufaklık, ben yarım saatlik rötuşlarını yaptım ( kartı ters yazmış, kurşun kalemle yazıp bırakmış, sticker ve renkler yok )

Kalkışımız zar zor 10:00'u buldu. Zar zor diyorum çünkü dün akşam yine mide bulantısı ilacını aldım da yattım. Korkunç uyku yapıyor. Zaten adet öncesi olsun, bu hamilelik dönemi olsun hemen yemek yiyip yatmak isteyen bir yapım var, daha da zorluyor.

Şimdi kocam elinde unlarla geldi, ekmek unu olarak aldığım kendinden kabaran unmuş. Allah kahretsin bu rölanti halini, gerçekten korkunç bir dalgınlık ve unutkanlık hakim :( Aslında yapılacak edilecek olmasa hiç, kıçıma takmayacağım ama...

Dün sabah ise hediye alma zorunluluğu ile söylenerek dışarı çıktım. Gidilen mağazalar okul yolu üzerinde, geri dönmek gereksiz olacağı için iki saatlik bir kalma ve bakınma süresi verdim kendime. Alacağım hediyeyi zaten artık ürünleri bildiğimden kafamda ayarlamıştım, dolayısıyla bebek malzemelerine kaydım.

Fiyat araştırması herşey için o kadar önemli ki! Aynı malı ya da belki tamam, farklı isimdeki aynı işi gören ürünü çok farklı fiyatlara bulmak mümkün. Bir huyum var, bir şeyi araştırmadan alıp da aynısını ya da ikamesini yarı fiyatına görürsem kudururum. Bunu önlemek için dolaşmaya hacet varken bakınmalı aslına.

Sabah kahvaltısına ekmek kalmadığı için krep yaparak başladım. Sabahları acayip bir açlıkla uyanıyorum artık. Kendi kendime bile olsam şımarık şımarık kahvaltılar hazırlıyorum. Sonra, ödevlere geçtik beraber, saatleri vermişler ekstra, çeyrek var, çeyrek geçiyor. Geçen sene Chloe'nin doğumgününe ahşap bir saat gelmişti, onu önüne koyarak hallettik, ardından mutlu, hüzünlü kelimesinin eşdeğeri olan kelimeleri bulup yazma ödevi yapıldı. Yarına proje bitirilecek, üç tane 25 er sayfalık okuma kitabı yapılacak ve şanslıysak eğer bir de on iki kelimeyi üçerden yazılması halledilecek.

Öğlene kıymam vardı, kavurdum, akşama aldığım karnıbaharı haşladım. Ufaklık deli gibi yaşasın diyip karnıbaharlardan bazılarını haşlanmış şekilde, tuzsuz yuttu. Ben sekiz oldum, normalde olsa asla yiyemem ama böyle sağlıklı bir seçimde hiç çaktırmadan harika nidalarıyla onay verdik :) Aman bizden geçmiş O böyle şeylere alışsın, yesin.

Saat 17:30...Anna'nın partisinden şimdi geldik . Catherine ve Tomik yine herzamanki gibi herşeyi çok iyi hazırlamışlar . Havuzu ilk açışlarıymış, su ısıtma sistemleri yok, o yüzden çocuklar, özellikle bizimki bayağı üşüdü, yalnız atlamaları çok sakata geldi. Havuzun merdiven kısmına kafasını çarpmasına iki kere ramak kaldı, eşimle uyarmalarımıza rağmen anlamayınca atlama yasaklandı. Zaten çok çocuk, her durumda birinin kafasına da atlanabilir, tehlikeli.

Dışarıya büyüklerin yiyeceği dipler ve bir sürü bisküvi, peynir çeşitleri konulmuştu. İçeriye ise nefis sandviçlikler, bir sürü kaşar, salam ve çeşit çeşit hardallar falan. Çocuklara hazırlanan oyunlar bittikten sonra kids meal ve ardından pasta. Şu an gözümden uyku akıyor desem yalan olmaz. Çok yorgunum...Sabahtan başlayan koşuşturmaca trafiği bir de partiyle tamamlandı. Hava sıcaklığı ise harika!

Mart'ın altısında doktorumla tanışmaya gittim. Geçen hafta Çarşamba günü tekrar randevu verdi bebeğin kalp atışlarını görmek için. Kan testi, idrar tahlili. Bence, umarım bu tecrübemiz çok ama çok farklı olacak. Herkes son derece güler yüzlü ve minimum stres var ortamda. Jinekolojik hiç bir muayene yapılmamasıyla beraber 14. hafta serviks kontrol edilecek. Geçmişteki dikiş durumlarını hatırlattım, içim hiiçç istemese de böyle bir salakça utanma duygusu yüzünden hiçbir şeyi riske atamam.

Ufaklığın kalp atışlarını gördüm, ne kadar büyümüş altı günde inanamadım. 8 ve 9.hafta arası bebeğin dil ve ağzı, organları oluşuyor durumda, şekli şemali mikroskobik bir bebek :) Birincisine göre ikincisinde zaman çok daha hızlı akıyor burası kesin. Chloe sebebiyle bir veli trafiğimiz var bir kere, öyle kendi kabuğumuzda yaşayıp gitmiyoruz. Benimki de ben de olaylara daha olgun ve olumlu yaklaşıyoruz. En sinir olan şey hormonal değişimler sebebiyle bir giydiğimi bir daha giyememek sorunu. Terleme...Sürekli çamaşır değiştirmek ve günde belki üç kere falan duş almak gerekiyor.

Şimdi sırada olan, ilk doğanın neye ihtiyacı olduğunun saptanması. Bakalım...Hemen burada olan ucuzcu dükkanlardan bir tanesinde hem acayip zevkli hem de son derece uygun olan ürünler var. Harika! Anne sütyenleri bile bir yerde 100 dirhem, bir yerde 14 dirhem! Senelerce kullanılacak şeyler olsa hemilelikle ilgili olan şeylere iyi para harca ve parçalanana kadar da giy ama öyle değil, eskimeden işlevi bitiyor, önemli olan %100 pamuklu ürün olması. Hepsine baktım, öyleler.

Geçen hafta Cumartesi yeni bir elektrik süpürgesi aldık, onun detaylarını yazarım. Bu Cumartesi kopan bir tarafını yenilemeye çalışacağız. Bu sefer de onun koşuşturmacası yani.

Herkese iyi hafta sonları :)

9 yorum:

Köşenin Delisi dedi ki...

Kedisicim karnıbaharı böyle coşkuyla yiyen bir çocuk ilk defa duyuyorum, sırrını bze de verin de bizim oğlanı da öyle eğitelim :D

Bi de...şimdi senin zaten bir kızın var, yani ukalalık olarak alma o yüzden bu teklifimi ama, ben Toprak doğmadan önce epey ayrıntılı bi liste yapmıştım. Belki işine yarar, yolayayım mı?

Evin Kedisi dedi ki...

O listeyi ben de ürünlere baktıktan sonra yapmaya karar verdim, ufaklıkta aynen yapmıştım ama tabi emaresi kalmadı geri :)

Amma velakin cümbür cemaatin, sen de gönder listeni delisi'cim, fazla mal göz çıkarır mı? Hem belki gözden kaçırdıklarımı da oradan tamamlarım :) Mail adresime gönderiver bir zahmet. Tabi senin bilgisayarındaysa bir, başına ekstra iş açmayacaksa iki :)

Hernedense karnıbahar, lahana gibimsi sebzeler evde de pek kocalar yüzünden pişirilmez ya, ben ara sıra dengeli beslenilecekkkk! diye sokuyorum, karnıbaharı greten için haşlamıştım ama benimki öyle atlayınca sonradan kıymalı makarna sosuna karıştırdım, üzerine sarmısaklı yoğurtla biz yuttuk, ufaklık öyle daha da sevdi.

Ya her insan farklıdır bende yarayan bir şey sende yaramayabilir ama bebekken acayip derecede otumsu, buharda haşlamalı, herbiri ayrı sebze örneklemeleri yedirdim ben. Sonra da büyüyünce efendim balıklı, ıspanaklı börek gibi serüvenlere yelken açtırttım. Bizde çok çeşit yenir, ben yemek yapma hastası bir insanım, sürekli farklı tadlar denenir, bunun yeni yetişenlere de faydalı olduğunu düşünüyorum ama yeni gelen tam tersi bir yapıda da çıkabilir. Dolayısıyla,ya Chloe çok iyi yiyen bir çocuktu ben yaptıklarımın yutulmasından haz aldım ya da benim bu ilk başlangıçta kimseleri dinlemeden, karıştırmadan, tuz ve diğer tatlılı ekler yapmadan verdiğim tadlar bir şekilde bir yerde kaldı.

Yani, tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan misali...

Muckkk diye öptüm :)

Köşenin Delisi dedi ki...

Hemen yolluyorum kedisicim. ayyy ben heyacan yaptım yeni bebek geliyo diye :))

Bizde Barış da sever bütün sebzeleri, ben de. Bakalım oğluş napcak :)

alev dedi ki...

Ya ben ne kadar uzak kaldim bloglardan! Hamilelik haberini daha simdi duyuyorum! Tebrikler!

elektra dedi ki...

:)) kedicik huzur kıvamına ulaşmaya başlamış.:) yaşam normalleşiyor sanırım. ne güzel:)
şu ikinci çocuk olayını koşullardan dolayı iptal ettim ya, şimdi seninle yaşayacağım süreci. benim için de doğuruyorsun yani:P herşey gönlünce olsun:)
sevgiler...

Webcam dedi ki...

Hello. This post is likeable, and your blog is very interesting, congratulations :-). I will add in my blogroll =). If possible gives a last there on my blog, it is about the Webcam, I hope you enjoy. The address is http://webcam-brasil.blogspot.com. A hug.

Selen dedi ki...

Sadece bir merhaba demek istedim malum oglumu 14 yillik en iyi dostumu kaybettigimden beri ne blog okuyorum nede icimden gelerek yaziyorum,ama sadece bir merhaba demek istedim o kadar..

balanne.com melike dedi ki...

Slm kedicik, benim kızlarımda bayılırlar sebzeye..Okuldan gelen kızım "anne bana sakın kereviz pişirmediğini söyleme" diye baskı yapar. Küçük kızımı bahçeden eve çağırabilmek için "cacık" yapmış olmam gerek:) yoksa gelmez..Ben ebeveynlerin beslenme alışkanlığına bağlıyorum işi. Biz T.v izlerken bile brokoli, salatalık, meyva yeriz. Doğal olarak küçüklerimde yer. Bu aralar okuldaki angut bazı arkadaşları sayesinde bu biraz kırılsa da sebzeyi severek yerler..Bizimkiler zaten kıyma olmamış eti çiğneyemezler bile.. Ama her çocuk kadar fastfood seviyorlar. Lakin onları en fazla 2 hafta da 1 götürebiliyorum. Yani iyi oluyor..Sevgiler sana bebişlerine..

Evin Kedisi dedi ki...

Delisi'cim;

Buradan da yazayım, harika bir liste yapmışsın, işte organizasyonlu kadının hali gerçekten de farklı dedirtiyor, bunu belirtmem lazım, tekrar teşekkürler.

Alev;

Evet! Ama senin blog şifrelenmiş, benim de burada geçirdiğim vakit azaldığı için o sorunu çözmek adına girişimde bulunamadım, bana da yollar mısın davetiye lütfen?

Bu arada teşekkürler sana da bu kadar yoğunluğunun arasında buraya gelmeye vakit bulabildiğin için. Bebişleri öpüyorum :)))

Elektra'cım ya :)

Ayyy, çok duygulandım yine yazdıklarına, zaten bu zamanlarda herşey daha bir şiddetli yaşanıyor ya, tamam doğururum senin için de merak etme :))) Ben de Türkiye'de kalsaydım imkansızdı bu arada, onu da belirteyim.

Selen;

Haklısın ama yine de ziyaretin için teşekkürler. Başın tekrar sağolsun buradan :(

Melike;

Kesinlikle çocukların evdeki alışkanlıkları takip ettiğini düşünüyorum ben de. Şimdilerde çukulata ve daha tatlılara sardık mesela değil mi? Hemen! Ben de artık kendime alsam da bu dönemden ötürü saklıyorum. Ne kadar az tatlılı yiyecekler o kadar meyve ve sebze ikamesine tanık oldum. Türkiye'ye geldiğimde bana sormadan çocuğa gösterilerek verilen çukulata şeker olayına bile tiltim :) Ufaklıklara bayıldım, buradan selamlar :)