27 Mart 2008 Perşembe

Sesli Düşününce Ortaya Çıkan Hayat Alternatifleri

Ayın üçünde Paskalya Tatili giriyor. Bu durum, burada bulunan ve eğitim sistemi dışardan gelen farklı kültürler için yapılan bir uygulama. Zaten ufaklığın okulu da dahil bir sürü eğitim camiası ( Uluslararası Amerikan, Avustralya, Rusya, İngiltere, Pakistan v.b...) birbirinden çok farklı yollar izliyor.

Arap okulları, dini bazlı eğitim vermeleri ve kendine özgü sistemleri açısından buradaki Avrupalı ya da diğer farklı kültürlerin tercih ettiği okullar değil. Öğretmenlerin hepsi kendi ülkelerinden gelen sertifikalı insanlar. Yani, Chloe'nin gittiği okul ile İngiltere'deki okullar aynı paralellikte programlar izlemesi yanında, aldığı her sertifika İngiltere'deki okullarla eşit düzeyde gitmesini sağlıyor. Gelen sınavlardan, müfettişlere kadar herşey kendi memleketlerinden.

Bu, benim hayatımdaki en büyük hayallerden biriydi. Anlatmak istediğim, alınan okul diplomasının Avrupa Birliği Ülkeleri'nde tuvalet kağıdı yerine kullanılmaması. Herkesin anladığı bir dilde konuşup, yazı dilini aktif gerektiği kurallarla uygulayabilmek. Çünkü ülke sınırları dışına gidip de iş bulma durumuna gelenler, ellerindeki sertifika ya da diplomalarla kem küm edenler ne dediğimi çok iyi anlayabilir. Ayrıca rengarenk okullar ve öğretmenlerin de gülümseyerek iş yaptığı mekanlar...

Dün değil evvelsi akşam, karı koca zaman zaman açılan bir konuya geldik yine. İnsanın herşeyde bir planı olduğu gibi kariyerinde de bir plan yapması gerekiyor. Benimkinin masterı yeni bitti, bu hareketin ne yönde yapılacağı sorusunu da getiriyor beraberinde.

Yolumuz İngiltere'ye mi göstermeli, yoksa emekli olana kadar bu ülkelerde mi kalmalı? Bu önemli ve bizim için üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir konu. Götürüyü getiriyi çok iyi hesaplayarak, artık bir ülkeler arası taşınmadan sonra " Yanlış yaptık, olmadı!" demeden davranmak...

Burada, maaşımızla ödediğimiz emeklilik sigortamız ve iki yıl daha sürecek olan araba kredimiz bizi sıkıyor. Emeklilik 20 yıllık bir vadeyi kapsıyor ama araba taksidi bittiğinde eğer hiçbir şeye dağılmadan biriktirmeye yönelirsek, belki İngiltere gibi bir ülke için bir şey ifade etmez olsa da bir işe yarar. Hiç yoktan iyidir en azından.

Bazen BBC Prime'da İngiltere'deki ev fiyatlarına, ne var ne yok'a bakıyoruz da...Buranın parasına ve Euro'ya göre bile çok kuvvetli olan bir para birimi. Buradakinin yedi buçuk katı, yani diyelim bin biriktirdim diyorsun İngiltere için biriken daha ancak biri geçebilmiş :( Bu en büyük dezavantajlardan biri ve belki de en önemlisi.

Yaşam standartlar açısından karşılaştırıldığında yazayım, paket şu; Üç çocuğa kadar kendi memleketinin özel okullarında çocuklarını okutma imkanı, kira yok, üstelik verilen daireler ya da mekanlar uyduruk değil, ya o Arap Emirliği'nin en güzel yerlerinden bir daire ya da villa, özel sağlık sigortası doğum sezeryan dahil 10.000 dirheme kadar, devletten sağlık sigortan için 500 dirhem ödüyorsun ve her konuda sigorta kapsamına giriyorsun. Bazı dişçiler, mesela Üniversite öğrencilerine göstermek için öğretmenler tarafından çalışıyor ve sen normalde hayatta ödeyemeyeceğin işleri belki beşte bire halledebiliyorsun.

Dezavantaj, dediğim gibi biriken para İngiltere ve şimdiki Türkiye koşulları için peanut. Daha fazlası olmaz, ayda 1milyar biriktirsen, senede 12 milyarın var, komik!!!! Maaş burası için iyi, hayat devam eder, biriktirecek miktarın dağılmaz isen olur ama başka yerler ki buraları kendi memleketimiz, ikamesi yok :(

İngiltere'ye gittik diyelim. O zaman iş konusunda kariyer planlaması başlayacak benimki için. Sürekli öğretmen olarak kalmak zorunda değil, farklı iş alanlarında yaşanabilir miktarlara çalışabilecek, belki ailesinden peşin bir miktar yardım alınarak mortgage'a girilecek.

Ama bunlar olduğunda neler bekleyecek bizi? Birincisi, çocukları buradaki gibi hem Avrupa standartlarında, hem de özel okula yollama şansımız olmayacak, eve her ay elde avuçta ne varsa verilecek, dışarda yaşamadığımız için içerdeki kiracıya krediyi ödettirme lüksümüz olmayacak, ekstralardan kesinlikle vazgeçilecek, buradaki gibi " Bu ay bu makinaya veya masaya gardroba ihtiyacımız var, çocuk odasına da bunu alalım." tarzı tamamıyla bitecek. Ama belki benim için kursa gitme, İngilizceyi gerçek anlamda akademik düzeyde geliştirme imkanı ortaya çıkacak, her gün trafikte öleceğiz tehlikesi ciddi derecede azalacak, genel yaşam atmosferinin, sinir bozulma durumlarındaki katsayısı düşecek.

Türkiye? Hiçççç! Bir kere benimkinin kendi eğitimini göstereceği tek yer üniversite, verilen imkanlar burayla kıyas götürmez. Çocukların okul standartları? İstemem! Sosyal sigortalar? Diğer bir şaka. İstanbul? Su ve deprem sorunu...Kısacası aklımda ( mızda ) Türkiye seçeneği şimdilik kapalı. Ha çok çok iyi para olur da çok küçük bir yazlık yerde belki o da yatırım yapılır ama onda da senenin on ayı boş bırakılan, kendi kendini çürüten, vergisi ödenen bir ev. İşimize gelmez, içine kiracı koysan yazlık almanın anlamı ne? Yazın gelemedikten sonra, değil mi? On yılımızı yedik zaten, bir daha aynı hatayı yapmak istemem.

Paskalya tatilinden girdim yine nerelere geldim? Ayın üçünden yirmisine bir tatilimiz var. Cuma ikinci el eşyalar satılacak, bugün " Cake Sale" vardı. Dün akşamdan herkes elinden gelen kekleri yaptı ve bugün rengarenk standlar açıldı. Çocuklar satış konusunda görevliydiler, benimki de dahil şekilde bizlerden biri gelene kadar satıştaydılar. Ellerinde rengarenk kutular, bir sürü çeşit çaylıklar ve herbiri 1 ve 2 dirhem olan pastalar, tuzlular...Ben Cake Sale'e cup cake yaptım, bana kalsa hiç yapmayacaktım ama Chloe " Anne, bir de kendini benim yerime koy öyle bir düşün!" dedi. Mecbur hissettim.

Saat yarımda ise okula gittim, kızları almaya, aslında Catherine alacaktı ama yine başka bir sorun çıktı bu sefer, çocuklara bakan Gloria ayağı kayıp kuyruk sokumunun üzerine düşmüş :( Onun ne olduğunu bilirim, eskiden birinin şakasına kurban gitmiştim, bir süre yürüyemediğimi bile hatırlıyorum. Ben güya hamile kıyafetlerine bakacaktım ama kaldı. Sabah da sürünerek kalktım zaten, saat on olmasına rağmen. Bugün keyfim yerinde ama enerjim de düşük. Belki böyle olması daha iyi bir karardı. Haftaya inşallah :)

Bu arada, iki gün önce iki numaranın durumunu belirten chart buldum bir yerden, bloğun en altına yerleştirdim. Çok özeniyordum onlara, benim de oldu :)

Dün sabah okula ufaklıkların yüzme galasına gittik. İlk defa okulun havuzunda olan bir faaliyetti. Bazıları vardı ki Chloe ile yaşıt, gözlerime inanamadım. Nasıl bir profesyonel yüzmedir diye. Çocuklarla ve öğretmenleriyle gerçekten de gurur duydum. İnsan bedeninin neler yapabileceğine şaşırdım. Sanırım yüzme havuzu 25 mtreye 10 metre ve ben bile 25 metreyi o kadar yarış yaparak ve o teknikle katedemem. Darısı gelecek yıllarda bizim başımıza :)

Okula giderken Dubai Seyh Zayed Road'un oradan patlama haberi geldi. Bu, buraya geldiğimizden beridir karşılaştığımız kaçıncı korkunç olay. Yangınlar, büyük bir araba kazası ( 150 arabanın birbirine zincirleme girmesi sisten ) patlamalar, sürekli hızdan uçan birbirine çarpan araçlar...

İnsanların el göz koordinasyonları mı bozuktur, yoksa adrenalin salgılarında mı bir sorun vardır bilmiyorum ama patlamadan sonra o bölgedeki okulların kapatılması, gidenlerin içeriye girip o havayı kesinlikle solumamaları üzerine uyarılar yağmaya başladı. Yüzme yarışmasını seyrederken uzaklardan gelen siyah bulutlar iyice içimi sıktı. Sonra akşama fotoğraflar eşliğinde patlamanın havai fişek fabrikasında olduğunu öğrendik. Sanki nükleer bir patlama gibiydi.

Akşama kıymayı çıkardım, kıymalı börek yapacağım. Şimdilik aklıma gelen bunlar. Yetti de arttı bile! Şimdi börek yapımı :)

2 yorum:

Fatma dedi ki...

Evkedisiğim, taşınma kaygıları bitmez tükenmez bizlerin durumunda olanlar için. Oradaki hayat standardınız oldukça iyi gibi. Ama biriktirilen paranın hiçe çıkması kötü tabii. Buradaki rakamlar da öyle pek içaçıcı değil biliyor musun? Bir kere Chloe'nin özel okula gönderilmesi durumunda, yıllık ortalama 20 bin poundu gözden çıkarmak lazım ki bir kişinin bir yıllık geliri bu bazı durumlarda, epey sıkışırsınız gibi. Ama buranın devlet okulları da kaliteli gerçekten. Yaşadığınız bölgeye bağlı biraz ama anne babanın eğitim durumuyla ilgili yaşanan bölge seçimi de. Bizim, kendisi özel okulda okumuş ve şu an bir devlet okulunda müdür olan bir akrabamız (eşi de öğretmen), çocuklarını özellikle özel okula göndermiyorlar. Oturdukları köydeki devlet okulu yeterince kaliteli ve çocuğun ailede alacağı eğitimle zaten ilerideki başarısının belirlendiğine inanıyorlar. Çok takdir ediyoruz onları Kevin'le... Prensipli ve ayakları yere basan insanlar.

Eğer özel okul derdiniz olmazsa, eşinin bulacağı işle ortalama bir ekonomik yaşantınız olur bence. Kira yerine de mortgage öderseniz, yirmi/yirmi beş yıl içinde engeç eviniz kendinizin olur. Ne kadar erken başlansa mortgage olayına o kadar iyi. Hele de eşinin ailesi yardım edebilecekse ilk depozit için, ne ala...

Ama birşey var, burada para diğer ülke paralarına göre değerli olsa bile, ülke içinde hayat çok pahalı. Gelen para gidiyor ve anlamıyor insan gidiş hızından nereye harcadığını, harcamaları belirli bir düzeyde tutup, tutumlu bir şekilde biriktirilmezse, gelen gidiyor yani.

Anlayacağın, hayat burada da zor ama eşinin buralı olması nedeniyle, en azından kızınızın ikinizden birinin ülkesinde eğitim alması ve büyümesi güzel olur gibi. Gerçi suudi Arabistan'daki ortamınızda da çok renkli anılar ve renkli bir kişilik oluşturmak için çok uygun ortam, özellikle çocuklar için anladığım kadarıyla. Senin de buralarda belirli sertifikalar alman, dilini geliştirmen için ortam iyi. iş bulma konusunda hevesini kırmak istemem ama, aynen yazında dediğin gibi, Türkiye'den alınan diplomalar tuvalet kağıdı değerinde. Herşeye sıfırdan başlamak gerekiyor. Eşinin geliri sizi idare ettikten sonra, sen de zamanla iyi bir iş bulabilecek donanıma sahip olursun burada.

Planlar, planlar... bitmez. hayırlısı ne ise o olsun derim son olarak:))

Evin Kedisi dedi ki...

Canım Fatma;

İngiltere'de özel okula yollamak gibi bir şansımız asla olamaz bizim, bunu biliyorum. Ama anlatmak istediğim buradaki okul hem İngiliz müfredatı hem de özel okul ve eşimin işyeri tarafından karşılanıyor. Yani, bu okulu alıp İngiltere'ye taşısak işte senin o rakkamlarını yazdığın miktarları ben cebimden para ödemeden verebiliyorum burada. Bu, büyük bir imkan.

Senin yazdıklarına sonuna kadar katılıyorum. Canada'lı olan Catherine'nin babası mesela 10 çocuklu bir aileden gelme ve inanır mısın çocukların hepsi okumuş.

Bizlerdeki gibi İstanbul, İzmir, Bursa ağırlıklı eğitim merkezleri yok orada. Benim gördüğüm zaten countryside yaşamı tercih edenin çok daha kaliteli hizmetten yararlanabilmesi.

Evet, İngiltere beni hiç bir zaman sıkmıyor, aksine dört mevsimi yaşayabilir olmak, o doğanın içinde çocuk büyütmek, yaz tatillerinde İngiltere'de anne babanın evinde kalma durumları, hepsi daha iyi duruma geçecek. Benim, dediğin gibi en azından kurslara gitme imkanım olur belki...

Herşey maddi imkanlara bağlı ama neyi seviyorum biliyor musun Fatma? Bu alternatifleri düşünebilmek bile öylesine güzel ki! Biz zaten aile olarak minimumla yaşayan tipleriz yani buradaki Avrupalı zihniyetinde klüplere üye olmadan zor mesela ama ona bir para akışımız yok, işte atıyorum büyük evlerde yardımcısız yaşanmaz anlayışı var, onu da yapamıyorum, yapmıyorum belki bir yerde.

Yani, İngiltere'ye gelsek bir de bunun üzerine doğal güzellikler, mevsim değişiklikleri girecek.

Bakalım zaman ne gösterecek? Çok öpüyorum.