29 Mart 2008 Cumartesi

Hoşçakal 2 Numara :(

Üç gün önce gaga.com'dan 2 numara için chart bulup koymuştum. Magissa'nın günlüğüne bakıp da bebişin yolculuğu diye attığım başlığı değiştirme telaşındaydım. İlk jinekoloğa gidince, kadın bana hamile kalmam için yan etkileri tavan yapan salak sulak ilaçlar verince, üstüne üstlük görülüyor ki doğal yollardan üç ay içinde hamile kalmama rağmen bu dolaylı dayatma yapılınca " Hamile kalmadan doktora gitmeyeceğim!!! " noktasına gelmiştim. Bu durum, dolaylı olarak hamile kalmadan önce gereken testlerin yapılıp, sorgulanmadan o doktorda kalmasına sebep olmuştu. Hala hata yapıyorum, hala bu konuda böyle tecrübeler yaşamama rağmen salaklıklarımın kurbanı oluyorum.

Ayın 26'sı gibi, akşama doğru adet ağrısı ve yapısı daha değişik bir akıntı geldiğinde bunları düşünmüyordum bile. Ayın 27'sinde hamilelik sonrasında edindiğim doktorumu aramaya başladım. Salak gibi cep telefonunu almamışım, hastaneden verdiler. Aradım, aradım, aradım...Bir yandan da kendimi çok mu fazla yordum yine diye düşünmekten yorgun düştüm. Ne dönen, ne eden...

O ince ince kasık ağrısını hatırlamamam mümkün mü? Bağırsakları etkiler bir de, sık sık dışkı yapma isteği olaya eşlik eder. En son dün, sabah tatili ya buranın dışarı çıktık, baktım ki akıntı yok gibi, " Hah!" dedim "Vücut demek ki adet dönemini yineliyor", bir de kulaktan dolma vardır ya bilgiler hani, adet görmüş de hamileliğin üzerine iki ay anlamamış falan...

Kafadan geçen binbir alternatif, budur, yok belki şudur ama akşama doğru yine gelince hastanenin acilini aradım ve asistan nöbetçi jinekolog ile görüştüm. " Gelin! Acilden ismimi verip girebilirsiniz." diyince saat altıbuçuk gibi arabaya atladım ve gittim. Giderken bizimkilere; " Beni beklemeyin." dedim.

En yoğun trafik, hava kararıyor ve hastanenin olduğu yerde zırnık park alanı yok! Araba büyük olduğu için park etmek gerçekten de zorluk yaratıyor, bir yandan başka dertler kafada. Kapalı park alanına dualar ederek girdim ama tam yukarı kata çıkışın karşısı boş. " Oh!"

Herşey, kendince hızlı gerçekleşti. Ped'im örnek olarak çantamda saklanmıştı, var mı diye görmek istediler, suratlar bir bulutlandı ama bunun hamileliğin ilk aylarında görülebildiğini söyleyerek beni ultrasona yönlendirdiler. Girişte yapılan yalnızca özel sağlık sigortamı göstermek oldu, herşeyde bir sakinlik ve görmediğim bir özen. Ultrasona girdiğimde bebeğimin kalp atışlarının olmadığını gördük beraber :( Düşük!

"Yahu, yine bana ne oluyor?" "Ben bu noktada mıyım?" "Zaten hamile miydim?" "Ne yapmalıyım?"... Ultrasoncu kız bana zaten söylemişti, bunu anlatması gereken doktor olduğu için ve kızı tehlikeye sokmamak adına ben onlardan gerçeği beklemek zorunda kaldım. Ağladım tabi ki, kabul edemedim ilk başta.

" İki seçeneğiniz var" dedi doktor " Eve gidebilirsiniz ama akşama ağır bir kanama ile karşılaşabilirsiniz, bu da acil çıkmanıza gerektirebilir." Evde çocuk var, çoktan yatmıştır..." Ben kendim kalırım." dedim. " Yarım, bir saate kadar siz çıkın hazırlasınlar jinekolğumuz gelip sizi görecek." dediler. Asistan doktor bana sarıldı, hemşire kendi üç düşüğünü anlattı, ben Catherine'i aradım, dertlendim. Kocamla konuştum. Adamın içi çıktı, sesi kesildi telefonun öbür tarafında.

Hemşire yatış işlemlerini yapıp, benimle birlikte odama geldi. 405 :( Herşey, bebeğimi kaybetmek dışında insanlık üzeri bir şevkatle gerçekleşti. Hepsi birer birer beni rhatlatmaya çalıştılar. Anestezi uzmanı konuşmaya geldiğinde orjinalinde Türk olduğunu öğrendim, doktorlardan biri Suriyeli olduğunu Türkiye ile komşuluk ilişkilerinin mükemmeliyetinden bahsetti.

Gitmeden yıkanmış, temiz iç çamaşırları giymiştim, traş edildim :( Bu aşamadan nefret etsem de yapılacak başka bir şey olmadığı ve benim hala " Ne oluyor yahu?" havam devam ettiği içindir ki yarı orada, yarı başka bir yerde sorulan sorulara yanıt verdim, gülümsedim çünkü onlar elinden gelen herşeyi yapıp beni teselli etmeye çalışıyorlardı. Üzerimeki kıyafetleri, takıları ( evlilik yüzüğü, küpeler ve saat ) çıkarttılar, arkadan bağlamalı o deli gömleği tarzı şeyi giydirdiler. Hani acil müdahale için olan.

Dokuz buçuk gibi ameliyata alındım. Aklıma ilk erken doğumum geldi. Üşüdüm, hep böyle oluyor ve stresten insanı eli ayağı çekiliyor, aslında ayaklara soket çorap çok akıllıca ama onu düşünememişim. Ben zaten bebeğimin kalp atışlarının durmasını hiç beklemiyordum ki!!!!

Uyandığımda ( uyanırken ) bağırmamışım, sakindim, ilkindeki gibi bacaklarım zangır zangır titremiyordu bu sefer. Yine gülen yüzlerle uyandım, herşeyin iyi gittiğini, üzülmemem gerektiğini, daha genç olduğumu, çook bebeklerimin olacağını söyleyip durdular.

Odaya getirildiğimde bu sefer hastanenin amblemi ve üzerinde çiçekler olan bir gecelik verdiler , sargı bezinden yapılmış bir giyimlik, şaşırtıcı derecede rahat kilot ( lar ) ve devasa haminnemden kalma eski tarz upuzun ped ( paketi )

Bu arada, beş günlüğüne ülke dışına çıkan ve burada olmadığı için telefonlarıma cevap veremeyen doktoruma da küstüm. Tabi, aslında akıl karı değil belki ama bana o anda yetişen doktorla çalışacağım bundan sonra.

Arkasından gelen bölüklü pörçüklü uyku çalışmaları, hala inanamamak, gerçekliğin silinmesi gibi duygular, sanki kendime başka bir düşünce boyutundan bakma...Sabah kalkıldığında ise doktorun dokuzdan sonra geleceğini söylediler. Tuvalete kalkarken iki sefer hep hemşireler tarafından kontrol edildim.

Hep saatlere bakmaya fırsat bulmasam da ameliyatın 30 dakikadan fazla sürdüğünü düşünmüyorum. Sabah, sekizde gazeteler geldi, ben şaşkınlıkla baksam da belli etmedim, zaten uyuşukluk hakim insana, tuhaf rüyalı, üzgün bir uyku deneyimi. Kahvaltı için listeyi işaretlememi istedi hastabakıcı.

Kabakulak aşısı yapılmalıymış, direncim sıfır çıkmış, en azından 15 olmalıymış. " Düşüğün sebebini araştıracağız." dedi doktor " Ama bazen herşey araştırılsa dahi sebep anlaşılamayabilir." " 15 gün seks yok, aşı yapıldığında üç ay hamile kalmak yok, havuz ve banyoyu doldurup içine girmek yok, bunların hepsi sigorta tarafından ödense de neden bunun olduğuna dair yapılan kan testi için ödeme yok, çıkarken verilecek."

İlk trimestir'de olan düşüklerin sebepleri arasında anormali'nin doğa tarafından elenmesi veya bir enfeksiyon olabilse de araştırılacak işte :( Ben buruğum, korkuyorum çünkü başıma bir daha böyle bir şey gelir mi diye düşünmeden edemiyorum. Kayınvalidem aradı, beni çok rahatlattı kendi başından geçenlri anlattı, Catherine de iki düşük olayı yaşamış. Bir hormonun üretimi adına troid bezlerine de bakılıyormuş .

Olumlu düşün olumluyu çek, değil mi? Hayır, hayat bazen biyolojik olarak kendi mekanizmasını uyguluyor. Bizler, psikolojik varlıklarız ama hayatlarımızı sürdürdüğümüz bu, elle tutulan, tamir edilen, kendini tamir eden, kendine has kuralları ve işleyiş mekanizması olan bedenlere de sahibiz aynı zamanda. Ne kadar iyi bakım, en iyiyi bekleme hakkı ama olmayan bazı şeyleri de hırsla ittirmemek...

Bundan sonraki hamileliği ( olursa ) ilan etmeyeceğim. Artık, ilk üç ayında sessiz kalan insanların başkalarıyla bir alıp veremedikleri olduğuna değil, o sevinçli ve olumlu havadan bu psikolojiye geçiş halinde aynı nakaratı bin türlü şekilde anlatmama hakkına saygıyı ön plana aldıklarını anlıyorum. Yani insanın acısını sessiz, kendi halinde yaşama, bir şeyleri anlatmaya çabalamama hali...

En alttaki chartı'da baktıkça iyice olayı arabeskleştireceği için kaldırıyorum. Hayat işte, bir dakika ya da bir gün önce ne, bir sonraki adımda nedir. İnsan gerçekten bilemiyor. İçim kazınıyor gibi hala :(

6 yorum:

Goddess Artemis dedi ki...

Ne diyeceğimi bilemedim... "Üzülmeyin" demenin salakça olduğunu biliyorum ama "kendinizi üzmemeye çalışın", olur mu?

elektra dedi ki...

:( canım kedicim, çk geçmiş olsun. anlattığın tablo benim ilk hamileliğimin tablosu.içsıkıcı bir son, ama bak sen de biliyorsun işte. oluyor sonra yine. ve yazı da dediğin gibi sadece doğanın müdahelesi çıkacak eminim. başka bir şey getirme aklına.üzülme diyeceğim ben sana yine de ve kızına sarıl iyi gelir diyeceğim. :(

Köşenin Delisi dedi ki...

:(((( Çok üzüldüm ben...ne desem boş... umarım iyisindir :(

balanne.com melike dedi ki...

Ne denir bu durumda bilemiyorum. Geçmiş olsun..Hayat böyle akıp giderken, dediğin gibi 27 haftalık sabırsız kızına sarıl..Nasıl olduğunu tam olarak bilemem(2. kızımın hamileliğinde benimde düşük tehlikem vardı)elimden geleni yaptım ve 36.haftaya kadar tuttum onu içimde ve doğdu..Ama olmayabilirdi. Çok düşündüm, nasıl bir sınanmaysa bu..Benim şükram duygum da bu nokta da pik yapıyor.Çünkü ya elime avucuma aldığımda yitirsem, ya kokusunu duyduktan sonra bir daha duyamasam. Ne olur güzel kızını kokla ve sonsuza kadar bu kokuyu duymayı dile..

Evin Kedisi dedi ki...

Nedir ya bu düşük furyası anlayamıyorum, gerçekten de...O kadar çok ki bunu yaşayan, ikincide benim de vardı tehlikem ilaçlar kullandım diyen. Eskiden kadınlar neler yaparlarmış, nasıl hayatta kalırlarmış, bebeklerini sağlıklı doğurabilme şansları neymiş? Çok zor kadınlık bedensel anlamda gerçekten zor :(

Hepinize geldiğiniz, yorum bırakma ve yanımda olduğunuzu gösterme inceliğinde bulunduğunuz için çok teşekkür ederim.

Yazmayıp da üzülenler olduğunu biliyorum, ben de bazen durum karşısında kilitlenir ne yazsam siler bırakırım ama içim de içime yer konuyla ilgili.

Hepinize sevgiler :) Aklınız kalmasın ben gün geçtikçe daha iyiyim. Yazıcam yine gelişmeleri.

Fatma dedi ki...

Hakikaten nedir bu düşük furyası Evkedisiciğim? Kardeşlerimden birinin eşinin bebeği öldü daha anne karnındayken ki şubatta doğması gerekiyordu... Ne söylenir, nasıl başa çıkılır bu durumlarla gerçekten bilmiyorum. Çok acıtıcı...