11 Eylül 2012 Salı

Annelik Üzerine...

Normal doğumu yaşamadım, o çekilen sancılar sonrasında bebeğin hayata gelişine tanıklık eden anneler benim için hep film sahnelerinden, pek zevkle seyredilmediği gibi bir de üzerine çığlıklardan rahatsız olunan kesitlerden ibaret.

Sezeryanda daha fazla, büyük acılara uyanış var, yine bir kendine dönüklük ama aynı zamanda da bir sürü fiziksel ızdırapla başetmeye çalışırken, diğer yandan minnacık bir canın sorumluluğunu yüklenmek var. Hangisi diğerine üstün gelir anlamında yazdığım anlaşılmasın ama biz sezeryancılar oh ne güzel acısız doğum yapıyoruz kalkıp hop elimize bebeğimizi alıyoruz kandırmacası içinde gireriz ya o yola, onu söylüyorum. Zira bu bakış açısı külliyen yalan!

Hatta bu şekilde bakılacak olunursa pek sevimli bir şey olduğu söylenemez, belki normal doğumu hiçbir uyuşturucu ile ketlenmeyen bir kadının anneliği, bebeğiyle anında kurabildiği bağ çok daha anlatılamaz ve göz yaşartıcı bir durumdur. Ve hatta buna eminim...O an inanılmaz bir olaya tanıklık eden bir insan, kendinden çıkan diğer bir insan yavrusunu ne yapar? Birlikte elbirliğiyle verdikleri savaştan galip gelmiş iki canlı, biri anası, diğeri kuzusu...

İşte belki bütün bu başlangıç farklılığından dolayı annelik duygusu birbirinden değişik yaşanabilir. Belki sezeryanla doğum yapmış anneler daha katı, daha az anaç, kendine daha bir dönük bile olabilirler ziyadesiyle çünkü bir şekilde doğaya kafa tutarak uyurken kesilip biçilip anne olmayı seçmişizdir. Bu da olasılık dahilinde...

Öyle ya da böyle sizlerden çıkan çocuklar hızla büyümeye devam ederken alt tarafı birkaç ay öncesinden kalan fotoğrafa ya da videoya dünyanın en büyük mucizesi gibi baktığınızı fark edersiniz. Sizlerden başka kimse eniğinizin o mor, kırmızı, bazen sarımsı buruşuk suratlı halinden bir kelebeğe dönüşmesi aşamasını o şekilde gözleri yaşararak izlemez ve hatta acıdır ama ilgilenmeyebilir de...

Çocuğunuza duyduğunuz aşk kendi imajınız bile olabilir. Aslında taptığınız aynadaki kendiniz ya da eşinizin silüeti bile olabilir. Eğer çocuk, sevilmeyen ve hatta nefret edilen bir babanın kanını taşıyorsa daha minnacıktan sevilmemesi size o insanı hatırlattığı için olabilir.

Çok karmaşık...

Annelik, kendimce çok ileri derecede size bağımlı olan bir varlığa bakabilme kapasitenizle orantılı.

Bu hayata karşı aldığınız sorumluluklar ve organize olabilme yeteneğinizle direkt bağlantılı.

Hatta vicdanınızla doğrudan düğüm olmalı.

Zaman zaman "Bunlar da nereden geldi, bir zamanlar aramızda olmayan insancıklar.." diye bakakalabiliyor insan kendisi doğurmuş olsa da...

Ve genelde onlar büyüyüp de sizlerden farklı bireyler olunca sanki doğurduğunuz bir arkadaş var yanınızda, bir bakıyorsunuz arabanın ön koltuğuna yanınıza oturacak kıvama gelmiş dünkü bebe.

Fotoğraflara dönüp bakıyorsunuz, ilginç bir şekilde onlar büyürken sizin de yaşlandığınıza tanık oluyorsunuz.

Bazısı bu durumu yüzündeki kırışıklıkları sever gibi sevip okşuyor yaşlılığını kanıksıyor, bazısı ise zamanla hep yarışıyor, yıllar geçtikçe kendine daha acımasız hedefler, daha düz karınlar, daha selülitsiz bacaklar, sarkmayan memeler oturtuyor göğüslerinin yerine, aynaya bakınca gördüğü insanla sürekli kavga ediyor ve hatta aynaya bakmayı gördüğüyle karşılaşmamak, gerçekle yüzleşmemek adına reddediyor.

Ve öyle bir an geliyor ki, anneliğin ve babalığın en büyük gerçeğinin yeni bir insanı dünyaya getirme görevi olduğunu anlıyorsunuz çünkü karşınızda artık koskocaman olmuş birey ya da bireyler var. Bebeklikten sonraki kısmın tümünde karnınızda bir insan taşıdığınızı bile unutuyorsunuz. Neler çekildiğini, içinizde nasıl bir canlının büyüdüğünü...

Çok ilginç ama siz her şeyiyle aynısınız yalnızca bedeniniz, yaşınız değişiyor ve çocuklarınız da bunu en net şekilde gözünüzün önünde bir bitkinin yeşermesi, bir ağacın köklerini salması gibi kanıtlıyor. 

7 yorum:

sema dedi ki...

ahh ahhh sezeryanım acıdı bu yazıyı okuyunca:)))yüreğine sağlık

Evin Kedisi dedi ki...

Teşekkür ederim Sema ;)

Balanne melike dedi ki...

Aslında lokal olarak uygulanan anestezilerle anne&bebe ilk temasın mümkün olduğunu bizzat, yeni yasamış biri olarak şahane bir deneyim olduğunu belirtmek isterim.( allahım ne uzun cümle) ve daha önceki 2 bebemde bu durumu gerek korkudan gerek imkansızlıktan yasayamadigim için üzgünüm. Yahu nasil ozlemisim yazılarını...benim elim hala kalem tutamıyor çok yazasim ama motivasyon sıfır.:(

Evin Kedisi dedi ki...

Melike kız? Senden okuyucu anlamında klonlama yapmam mümkün müdür? :P

Şaka bir yana senin adına çok sevindim bu tecrübeyi yaşaman anlamında, sanırım biz bayılıp, sonra da çocuksuz ayılan sezeryanlı anneler olarak buna ihtiyacımız var.

Balanne melike dedi ki...

:))))) bu aralar klonlarsan hanzo hayranların olur..
Evet epidural supermis.
Bu arada viber iletişimi destekleyen telefonun var mı?

Evin Kedisi dedi ki...

Hımmmm viber iletişimi destekleyen telefon...Viber dediğin hani yüklüyorsun da cepten cebe bedava mı ne görüşülüyor ondan ise Androidlerde kullanılıyor ama Arap Emirlikleri'nde blokajlı :))) Artık gülüyorum gördüğün gibi çok sakinimmmmm hommmmm!

Hanzo hayranım olsun yeter ki senden olsun :))))

Öptüm.

Balanne melike dedi ki...

Yok artık Bae de onları ilgilendirmeyen viber da mı yasak...