30 Mayıs 2009 Cumartesi

Ben Nerelerdeyim?


Aslında en son istediğim şey bu bloğun bir bebek günlüğü şekline dönüşmesiydi ancak hayatım şu an kirli bebek bezleri, banyosu, doktor kontrolleri, beslenmesi, kaka yapması, gaz çıkarması, yemesi, yememesi derken bu konuyla örtüldüğü için elimden başka bir şey gelmiyor, üzgünüm...

Pöf!!! Şimdi yerine koydum veleti, bugün Salı ve Chloe arkadaşına gidecek, eskiden olsa hemen ya N. ile buluşma sebebim olurdu ya da kendi kendime öylesine çıkıp dolaşma...Şimdi ise boş zamanlar mutfağın toplanması, yıkananların asılması ya da toplanması, benim fazladan sütüm birikmişse onu sağmam, yemek yoksa yapımı, uyuma debelenmesi, ütülerin kaldırılması, evdeki düzenin sağlanması, Chloe'nin ödevlerine yardım...şeklinde geçiyor.

Oysaki aklımda her gün bir sürü plan, bloglara gireceğim, işte efendim kaçırdıklarımı sevdiklerimi okuyacağım, yeni bloglar keşfedebilirim, ben yazıp anlatacağım, yeni aldığım playstation oyununun tricklerini öğreneceğim, playstation'da hiç tahmin etmediğim ama indirmeyi başardığım "Home"a gidip oraları keşfedeceğim, insanlarla İngilizce yazışacağım, gelen maillerimi okuyup yanıt vereceğim, çektiğim fotoğrafları bilgisayara transfer edip gönderilebilmesi için gerekli küçültmeleri yapacağım...bla bla bla

Peki sonra ne oluyor? Ya bebeciğin uyanık olduğu zamanlar uzuyor ya da O uyur uyumaz ben kafamı kaldıramaz halde isem uyumaya, yok o da değilse yapılması gerekenlere yönleniyorum. Peki, Zoe'nin daha fazla uyanık kalması ne demek? Daha yoğun ilginin ve beslenmenin O'na yönlendirilmesi demek. Bu ise aynı zamanda planlanan herşeyin rafa kalkması anlamına geliyor.

Zoe'de kendi adıma gözlemlediğim yegane duygu daha bir anaç olmam. Ağlayıp zırlasa da acayip şirinime gidiyor mesela ( kolikteki O'nun ızdırap çektiği ağrılar hariç ) Küçük Budha, koala yavrusu, mincir mincuk, ponçik, bezelye, puaça, beyaz leblebi, sulu armut yanaklı...gibi isimler takıyorum kendisine. Benden meme emerken gözlerini yaratık görmüş gibi açıp kendine göre düşüncelere dalıyor ya da şaşırmış bir ifadeyle içmeyi sürdürüyor. Arkadaş, eş dostla çok ciddi bir konuşma esnasında sesli bir şekilde yelleniyor ya da geğiriyor, altını açtığımda havaya doğru işeyip, kakasını yaparken de orayı burayı mahvedebiliyor. Bunlar işin eğlenceli kısmı, ha bir de ağlarken miyir miyir kucağına geldiğinde boynuna burnunu sokup ya da oranı buranı emmeye çalışıp uykuya dalması inanılmaz mıncıklanası bir durum yaratıyor. Kafası da meme aranırken pin pon topu gibi ya da ağaçkakan, bir arkaya bir öne, bir de sert sert vuruyor oraya buraya banamısın demiyor. Burnumu bile emdi velet, önüne ne gelirse artık...

Göğüs uçlarım halen acısa da eskisi kadar beter hissetmiyorum kendimi. Herşeyi deniyorum, meme veriyorum, sütü sağıp biberondan içiriyorum, göğüs uçlarına kalkan yerleştirip emzirmeye çalışıyorum ( bu sabah da onu denedim, sevmedi ) Göğüsler çok dolu olduğunda gerginlik yaşandığı için ucunu almakta çok daha zorlandığını fark ettim. Heryer süt oluyor, kıyafetler, bebeğin yüzü gözü, onun giydikleri...Sütü ilk aşamada sağıp yarısından sonra vermekte fayda var gibi. Evin her noktasında peçete kutuları var.

Tecrübeli anne olmak bazı yerlerde işe yarıyor, bazı yerlerde hala sıfırdan başlanmışlık duygusu hakim olabiliyor. Neden denirse iki insanın birbirinden farkı olarak açıklayabilirim. Birincisinde hiç gaz sancısı yaşamadık mesela. Kendi kendine çok oyalanan bir çocuktu Chloe. Bunda Nisan ilk haftanın sonundan başlayıp kolik ilacı keşfedene kadar geçen bir haftayı bayağı bir zor atlattık. Şu son üç gündür de ilaç almadan ( eczaneden İngiliz malı yan etkisi sıfır aylarca kullanılabilecek rahatlıkta olan bir karışım ) gaz sancısını rafa kaldırdık. Şimdi o yükselerek insanı bayıltacak hale getiren ağlama durumları bitti. Hatta altı açıldığında kendi kendin havaya tekme savurma durumları yerleşmeye başladı ki bu beni ve babayı en fazla mutlu eden taraf.

Bundan sonraki aşama, geceleri daha uzun süreli tok kalabilme çalışmaları. Tabi ki kaç saatte bir besleneceğine Zoe karar veriyor ben de itaat ediyorum ama artık saati beslenme zamanından 30 dakika önce kurup biberonu ağzına vermiyorum, kendisi uyanıyor. Uyanmazsa da o şekilde devam edecek.

Bunu Chloe'nin tuvalet eğitiminde de böyle yaptım, O'nunla konuştum, akşamları kuru kalkana kadar bezledim, her kuru kalkıp tuvalete yapınca alkış kıyamet, hiçbir travma olmadan kendiliğinden halloldu, Zoe'de de yapacağım teknik aynı.

Bazı yerlerde bezsiz bebek tecrübesi anlatılmış, evet günün 24 saati o da kaka yaparken anlaşılabilir, bebek gözden ayrılmaz ise ( uykular da dahil :) )o zaman geldiğinde her yere yaptırtmak mümkün. Açarsın bir bez, bebeği de açık şekilde yatırırsın oldu bitti. Ancak burada dikkate alınması gereken en önemli konu kaka çiş kontrolünün sağlanması, o kasların gelişimi...O gelişim tamamlanmadıktan sonra ne yapılsa boş. Zamanı gelince kendiliğinden kontrol başlıyor zaten.

Tuvalet eğitiminden bahis açılmışken, bizimki hala kaka yapmayı unutuyor bir de...Geçen seferki rekoru beşinci günde, bu seferkinde de bir haftaya doğru gidiyoruz bakalım. Buradaki kriter kabızlık olması yani kakanın kıvamı. Katılaşma yaşanmazsa korku da yok deniyor. Bunu da yaşamamıştık mesela Chloe'de, yalnız O formül sütle besleniyordu fark orada. Ancak çok ileri derecede prematüre doğan Chloe'nin bunların hiçbirini yaşatmaması da ayrı bir konu. İlginç...İnsan doğasının ne kadar kuvvetli olduğunu göstermesi bir kenara hiçbir şeyin formüle edilemeyeceğinin bir kanıtı.

Aşağı kata seyahat yatağını çoktan açtık. Kırmızı bavulumun içinde yedek kıyafetler, havlu, aşağı banyoda Zoe'nin yıkanma ıvır zıvırları, oradan oraya taşınan ve Chloe'den acayip memnun kaldığım ve benim şezlong dediğim ana kucağı ( burada öyle deniyor ) Düz ayak evle ya da yatak odası ve oturma odası aynı olan bir planla bu evin farkı da böyle. Sanki iki ayrı dünya gibi, yukarda yatak odaları, aşağısı ise yaşam mekanı. Bu anlamda zor...

Haziran ayında olduğumuza inanmak çok güç. Son bir haftadır sıcaklık 48 lere kadar dayandı. Zoe'ye aldığımız bir tek o şezlong demirbaş anlamında. Chloe'nin araba koltuğu da bebek arabası da kardeşine transfer, ayrıca normal ve seyahat yatağı, bebek çantası da...Bu yönlerden oldukça tasarruflu oldu bu bebek. Sigorta prematüre masraflarını dahi karşıladı ki, inanması gerçekten güç.

Prematüre bebek davranışları ve zihinsel gelişimi doğması gereken tarih dikkate alınarak yapılıyor, bedensel karşılaşılacak olan sorunlar ise virüs ve bakteriler anlamında doğduğu tarih baz alınarak. Bu şartlar altında geçtiğimiz Pazar günü aşılarımızı olmaya gittik, ağızdan verilenle beraber bir dolu şey olup geldik. Huzursuz bir gün geçti ancak en pahalı olanları tercih edip yararını gördük, yan etki neredeyse hiç olmadı. Sigorta periyodik bakımları ve aşıları karşılamıyor. Bu da siorta mantığına son derece yatkın bir davranış, şikayetim yok.

Şimdi yıkanmaya girmem lazım mesela ama yine uykuya yeniklik söz konusu. Dün akşam Allah'tan ilk defa öğünler arasına dörderimsi saatler koydu ufaklık. Allah razı olsun. Ben de uyandırmadım. Dörder saatte koysa sekiz saatlik kesintisiz bir uyku için nelerimi vermezdim :)

6 yorum:

Berceste dedi ki...

Cok tatli bu findik cok :) Masallah! Bizimki kendisi aksamlari uyanmamaya, mama aramamaya, uykuyu mamaya tercih etmeye baslamisti 2.ayinda. Simdi de 8 ile 12 saat arasinda degisen bir aksam uykusu rutini var(ona da Masallah!Yildizimiz alcak, aninda agzimdan cikarken degisiveriyor hersey cunku!) Sizde de durum en kisa zamanda bu hale donusur Insallah :)(Cok Masallah ve Insallah'lara gulme isareti!)

Taktigin isimleri ve halleri hatirlayinca bir daha dogurasim geldi :) Ama bu belle coook zor :((( Sevgiler...

Berceste dedi ki...

Aaaa soylemeyi unutmusum, fotograflari kucultmek icin neden Picasa kullanmiyorsun? Ben cok pratik buluyorum kendilerini...

Adsız dedi ki...

Evinkedisi, maşallah o tombul yanaklardan ısırırım ben onun ya. Ablasınada pek benziyor miniş..ya bu bağırsak olayları ne hallerde geçtimi peki? buarada benim macerada yarın bu saatlerde başlamış olacak :)doğumdan sonra görüşmek dileğiyle inşallah..
CMV-ESRA

balanne melike dedi ki...

Aman ii maşallh çok tatlı bu bacılar..:)) benim kızların küçüklüğü gibi..bende kızlarımı kumral klörifer böcükleri diye severdim:))sevgiler..

Evin Kedisi dedi ki...

Sevgili Berçeste;

İnşallah senin dediğin bir şekilde olur, son yazımda anlattığım gibi bir BPA krizi ve sonrasında yaşanan biberon değişimi...Hiç iyi gelmedi ama hiç yoktan iyidir diyorum ben başka ürün buldum en azından. Teşekkür ediyorum iyi dileklerin için. Picassa'yı kullanıyorum ben de bu arada ;)Alışınca kolaylıyor, haklısın.

Esra'cık;

Şimdilerde çoktan doğurmuş olmalısın, umarım herşeyi kolaylıkla ve sağlıkla atlatır, bebeğini kollarına alırsın. Benim gecikmemin lütfen kusuruna bakma. Yine bu zamanlarda ne dediğimi de anlamışsındır. Öpüyorum.

Melike'cim;

Teşekkürler, bu nezaketin ve her geldiğinde tıktıkladığın için, iyi geliyor yorum almak insana. Böyle öküzce gecikmeler yaşasam da yanıt vermek konusunda ne yapalım:)

small button nose dedi ki...

ikiside cok seker masallah...