6 Mayıs 2008 Salı

Doğum Günü Yaklaşırken...

Bu sene kızımın ve bloğumun yaş günü Türkiye'deki anneler gününe denk geliyor :) Belki daha önceden yazmışımdır, burada ve İngiltere'deki anneler günü farklı zamanda kutlanıyor. Niye öyle? Bir fikrim yok şahsen.

Okula başladığımızdan beridir üç sene geçti, yapılabilecek ne kadar salaklık olabilir sorusu ile yüzleşilip, hepsi birer birer tatbik edildi.

Mesela, dün değil evvelsi günü annemle telefonda konuştuk, hemen beni bir telaş aldı, işlerimi halledip yarımda dışarı fırladım, okula vardığımda saat birdi ve o anda " Aaa! araba sayısı ne kadar az!" dememle okul çıkışının saat ikide olduğunu anlamam bir oldu!!! Aman ne kadar erken intikal! Biliyorum ama bu aralar yediklerime dikkat ediyorum , kanda şeker mi düştü nedir? :PPP

Salaklık demişken hadi onları da listeliyeyim;

1- Tatil günü ( burada Pazar işgünü, orası da kafayı karıştıran bir şey ) okullar başladı diye çocuğu okula yollamak.

2- Yaş aralığını benim kocanın kafa karıştırması sebebiyle yanlış algılayıp spor gününe bir saat geç gitmeye yeltenmek.

3- Okul Paskalya tatiline girdiğinde gazetede basır basır bağrılmasına rağmen iki saat erken çıkıldığını unutup, Perşembe günü bir saat erken çıkarlar onu uygulamak. ( Okulda bir tek öğretmen kalmıştı ufaklıkla beraber gittiğimde :( )

4- Bu anlattığım olaydaki gibi bu sefer aman çocuklar çıkıyor diye bu sefer bir saat erken gitmek.

5-Spelling test günü defterini, Anna'ya giderken normal ayakkabıyı, flüt dersinde flüt dosyasını, kütüphane gününde de kitabı göndermeyi unutmak.

Yani, bu kadar kazmalık tabi üç seneye yayılarak yapıldı, öyle bir anda olmadı ama sinir oluyorum kendime, yapılmaması gerekiyordu.
Okula bir saat erken gidince, bu sefer koridorlarda dolaşmaya başladım. Bizim ikinci sınıfların yaptığı projeyi görme fırsatım oldu. Hepsini duvara asmışlar, o kadar ilginç seçimler ve sunumlar vardı ki hepsine baktım diyebilirim. Spor günüyle ilgili yaptıkları resimler, yüzme galasında çekilen fotoğraflar...Bu sene bir de büyük sınıflar kayak gezisine çıkmışlardı ki o fotoğraflarda içim kaldı, tekrar küçülmek ve onların arasına karışmak istedim. Lisede yaptığımız "Ameleler Uludağ'da" gezimiz geldi aklıma, karşılaştırıp kına yakmak geldi içimden.
Neyse, konumuz bu seneki doğumgünü ve neler yapılıyor? Hiç bir şekilde geçen seneki gibi ev bazlı olmuyor bir kere. Her sene aynı mekan sıkar ve ben de hazırlık yapmaktan kafadan bacaklı bir şekle girdiğim için doğumgünümüzde iki arkadaşımızı alıyoruz ve Ski Dubai denen yapmacık kar mekanına gidiyoruz.

Beni hiççç açmaz, gerçek karı gören kimi açar bilmiyorum ama çocuklar için büyük bir değişiklik. Havaya salınan karbondioksidi saymıyoruz, zira işin o kısmını düşününce içim çıkıyor. Düşünsenize, bugün 38 hatta 39 derece artı inanılmaz bir rüzgar vardı fonda. Kar yapan bir ortamın eksilerde dolaştığı düşünülecek olursa ne kadar buranın doğasına ters düşüldüğü ve bunun için de ortama ne kadar zarar verildiği anlaşılır.

Paranın gözü kör olsun, Allah'ın çölünün ortasına kar ve kayak takımı da getittirir insana böyle işte!!!!

Diğer düşünce, Perşembe günü eve gelip ufaklıkla kendi pastası üzerinde çalışmak. Bu, O'na diğer hediye sanki çünkü duyunca havalara uçtu. Yarın gidip yapılacak pasta için gerekli olan malzemeler alınacak. Bende çocukların yapması için tariflerin olduğu bir kitap var, orada kalp biçiminde kalıba farklı dondurmalar koyuyor, daha sonra kalp şekli almış dondurmaların üzerine renkli krema hazırlayıp kaplıyor ve mumlarla süslüyor. Hem kolay, hem zahmetsiz. Düşünüyorum acaba o dondurmanın arasına bir kat da pandispanya koysam? Onun karıştırmasını falan da bizimki yapar.

Ufaklığa benim hayalimdeki Nintendo DS'i aldık, babaanne ve dede Nintendogs'u. Denedim, acayip bir buluş! Gerçekten! Nintendogs'da bir köpeği seçip eve getiriyorsunuz, ondan sonra sesli komut alabiliyor, eğitip yarışmalara falan sokuyorsunuz. Hatta, kullanım kılavuzunda köpeğinizin bazen sizle saklambaç oynamak için yokolduğunu bile söylüyor :)))) Aynı aletten olanla köpeğinizi tanıştırıp birlikte oynamalarını sağlıyorsunuz falan... Browser'ı edinip aleti küçük bir bilgisayara çevirmek de cabası...

Bir de, geçen hafta bayağı bir filmler seyrettik. Onlara kısa kısa değinmeden geçemeyeceğim. Bir tanesini yıllardır duyup, farkında olup bir türlü seyredememiştim " Tibet'de yedi yıl." Filmin gerçek bir hikayeye dayandırılmasından öylesine etkilendim ve inanamadım ki eşimle konuştum, meğerse gerçekten bir dağcıymış kahraman ve O'nun hayatı...İki tane Tom Cruise filmi, bilim kurgu, Spielberg yapımı ve bir de eşimin okuldan mutlaka izleyin diye getirdiği tamamıyla çizgiye dayalı " A man who planted trees " İnanılmazdı! Filmin sonunda yaşlara boğulduk ama bu, bütün çevreyle ilgili olan filmlerde başımıza gelen bir şey Happy Feet'de de aynı yoğunluğu hissetmiştik mesela. Verilmeye çalışılan mesajlar o kadar kuvvetli ki, etkilenmemek elde değil.

Biraz spor mu yapsam ne?!

6 yorum:

saksıdaki kedi dedi ki...

Benimde taksiden 'görüşürüz'deyip inmişliğim var :)

Evin Kedisi dedi ki...

Sabah ola hayrola diye açtım, çook teşekkürler, hala gülüyorum :))) Böyle öyle çok vukuatım var ki benim, başka yazı konusu olabilir belki hepsini hatırlayabilirsem :) Sağolasın kedi'cim :)

elektra dedi ki...

kedicim kızının blogun yaşgünü ve senin anneler günün kutlu olsun:)

balanne melike dedi ki...

Edindiği en kıymetli şeyle yani annesiyle kızına mutlu yıllar..Blog'da da başarılar.. "Aynı tr deki yılsonunda karnelere yazılan notlara benzedi dimi:))"

Goddess Artemis dedi ki...

Bugün 11 Mayıs Pazar. Evinizdeki minik prensesin ve bloğunuzun doğumgünü kutlu olsun! :o)



N.B. Anneler Günü, Babalar Günü, Sevgililer Günü, Danalar Günü gibi dayatma günlere olan alerjimden ötürü o gününüzü kutlamıyorum.

Evin Kedisi dedi ki...

Sağolunuz efendim :))) Szilerin de kutlu olsun :) Artemis'cim, senin de danalar gününü tebrik ediyorum :))) Ona da çok güldüğüm için aldım buraya, katılıyorum ama işte bu ufak kuzucuklar ellerinde kartla martla gelince " Annneeeee!" diye eriyoruz yahu!