15 Ocak 2008 Salı

Yağmur Çamur

Hayatımda, bu dönem kadar kek geçirilen bir süreç daha yaşamadım. Kocam yine evde, ufaklığın da okulu tatil. Aslında, neredeyse herkes tatil. Bu sefer de sebep, dünden beridir hiç durmadan yağan sağanakla beraber yolları ve bazı evleri sel basması. Tarihinde yaşanan en fazla ve uzun süreli yağmur. Şu an dışarısı kapkaranlık, dün bütün gece boyunca yağdı ve bugün de devam edeceğe benziyor. Hatta, anlamadığımız bir şekilde 11 derece için (!) kar bile göstermiş hava durumu raporu :)))

Sabah, yerel gazetelerde ve internet sayfalarında çıkan fotoğraflar, dün kızımı ve eşimi işyerinden kurtarmaya gitme operasyonum (!) farklı bir tecrübeydi tabi. Ve her zamanki gibi o sırada gelmesi mümkün olmayan ve hatta ortalıkta emaresi bile okunmayan taksi bulma zorunluluğunu yaşamamış olmak da büyük bir şanstı. Arabanın içine girebilecek kadar yükseklikte seyreden sulardan tık demeden geçebilmek, o hava şartlarında bile, üstelik selden bozulmuş yollarda hızını 100 lerin üzerine çıkaran, şımarık piç kurularından korkmamak, aman bize çarparsa parçamız kalmaz saplantısını hissetmemek de öyle.

Evin havalandırma ve mutfak kapı eşiği dışında içeri su sızdıran bir kısmı olmadı. Ben yalnızca salak gibi balkonlarımı yıkamış, mutfak camımı silmiştim, ondan başka zararım yok. Dün sabah bizimkiler okula ulaşmak için iki satlerini yolda harcadılar. Çıkan geri dönemediği için de yapılacak bir şey yoktu. Bir arkadaşım sabah kahvaltısına gelecek diye akşamdan içini hazırladığım muska böreklerini yaptım, alt katı temizledim ve tabi ki O'nun da gelmesi mümkün olmadı ama olsun yapılmışı da yanımıza kar kaldı.
Evden iki buçuk saat önce çıkmaya da öyle karar verdim. Bizim önümüzdeki bulvar kıpırdamaz haldeydi, eşimden iki kere durumla ilgili telefon almıştım ama bu kadarını beklemiyordum.

Daha kapıdan çıkıp da sağa döneceğim ilk bulvara gelmeden sular yemin ediyorum ayakta bizim dizlerimize kadar gelmeye başladı. Arabalarla çok yavaş hareket ediyorduk ve içerde ısıtıcıyı açmak zorunda kaldım. Tabi ki her taraf kapkaranlık, ağır bir yağmur da olaya eşlik ettiği için bu sefer sis farlarını yaktım ve seneler önce öyle bir havada çıktığımda bizim oradaki ( o zaman Antalya'daydık ve oranın da fırtınası, seli meşhurdur ) yol resmen kırıldığı ve benim arabanın iki tekerleğini anında yardığı için ( sular altında kalınca görülmüyor tabi ki ) dualar ederek ilk önce eşimin kampüsüne vardım. Oradan, insanlara içerde bir halt anlamadıklarını ama çıkış saatleri geldiğinde belki de eve dönemeyeceklerini anlattım. Kızımı da alıp döneceğimi söyledim. Ufaklığın okuluna vardığımda bu sefer sağ taraftaki araba parkının sular altında kaldığını gördüm, hadi dolanıp arkadan dolaştım. Veliler tek tek gelip okuldan çocuklarını alıyorlardı ki, Catherine'i arayıp Anna'yı da onların okula getirebileceğimi söyledim. Eşimin iş yerine vardığımızda maille eve gidilebileceği haberi alındı. Oradan hep birlikte dönüşe geçtik.
Normalde kullandığımız havaalanı yolu tıkanmış, Allah'tan yola girmeden haber verildi. Eve gelişimiz sırasında herkesin üzerinde mantolar falan vardı, ben kahvaltı bile yapmamanın sinirini yaşıyorum ama sağ salim vardık ya, tek parça. Yolun ortasında suyun tam içinde kalan bir sürü araba, taksi bulamayan dizlerine kadar pis suyun içinde yürümeye çalışan adamlar :((( Sabahki gazetede dünkü trafik kazalarında ölen sayısının yalnızca (!) beş kişi olduğunu söyledi eşim. Bir araba öyle bir hale gelmiş ki hangi marka olduğunu anlamak mümkün değil :(((

Şimdi toplam tatil envanterini şöyle anlatmak mümkün; Yılbaşı, bayram, Christmas ( gerçi o dönem tatil verilmedi ama yine de atmosferi yetti ) buranın kurtuluş günü, A bir de iki gün önce Bush bey buradaydı, yollar zatialileri için kapandı, sonra da yağmur ve sel. Hafta sonunu da içine alacak şekilde tatil edildiği ise bugün sabah açıklandı. Önümüzdeki hafta sonu eşimin dönemi bitiyor ve iki hafta da öyle tatil:)) Ufaklık okula gitmeye devam edecek, O'nun dönem tatili de iki hafta önce bitti.

Keyfim yerinde. Artık masterın da Ağustos ayı itibarıyla bitmesi belki de hayatımızda ilk defa stressiz bir şekilde kendimize ayıracağımız zamanı arttırdı. Buraya geldiğimizden beridir gitmediğimiz yerleri keşfetmeye çalışıyoruz. Bu da büyük bir değişiklik. Dubai'ye giderken en fazla trafiğin aktığı Şeyh Zayed Road'a Salic card diye bir çözüm buldular. Bizim boğazdan geçişler gibi, geçiş sırasında otomatik ödeme yaptırılıyor. Onu da bu ay halledip arabanın ön camına taktık.

Bu arada, Artemis beni sobelemiş. O konuyla da ilgili yazarım, biraz zaman geçsin bunun üzerinden, iki yazı aynı anda girince olmuyor. Aslında aklımda yazacak çok şey oluyor, bazen zamansızlıktan konu eriyip gidiyor. Şimdilik özetler bundan ibaret.

9 yorum:

Berceste dedi ki...

Hayırdır İngiltere'ye mi taşındınız diyecektim ki, yağmur sizin oralara gelmiş :)

alev dedi ki...

Oldukca stressli bir kurtarma operasyonu olmus. Artik ttaili haketmissin bence. Yaslanip geriye soyle bir rahatlayin hepiniz. Keyfini cikarin. Karanlik havalarda evde olmanin tadida bir baska olur ama degilmi !!!

Evin Kedisi dedi ki...

Sevgili Berceste;

Seni burada gördüğüme çok sevindim. Aslında bloğumu okuduğunu bile bilmiyordum, süpriz oldu benim için :) Evet, bu sene ilginç şeyler yaşanıyor yine. Biliyorsunuz Suudi Arabistan'da soğuktan ölümler, İran'a yağan kar ve diğer kıyamet alametleri :( Burası da kendine göre ciddi soğuk dönemler atlatıyor, evler sıcaktan korunmak amacıyla devasa gibi, yerler mermer ve tavanlar da çok yüksek. Dolayısıyla soğuk bir iki kat artarak hissedilir hale geliyor içerlerde. Ama Alev'in de dediği gibi karanlık ve yağmurlu ya da karlı havalarda sıcak bir evde oturup fırına kek koyması kadar da zevklisi yok :)

elektra dedi ki...

nihayet yazmışsın ev kedisi, bunun hatırına noolldu bizim sobeeee demeyeceğim:) artık karlar, yeğmurlar, rüzgarlar, sıcaklar ile ilgili normaller değişti gerçekten. endişeleniyorum ben çok ciddi. bugün sizin orada kısacık zamanda dizlere gelen bu yağmur, bir gün durmazsa? hala kyoto'yu imzalamayanların boyları çok uzun ve evleri bilmediğimiz bir mühendislik yapısı havalanan ev mi acep?

neyse, geçmiş olsun diyelim. sevgiler...

Evin Kedisi dedi ki...

Elektra'cım;

Ya aslında senin şu sobeeee durumlarına yazasım şöyle gelmedi, evin temizliği ve rutin olan her iş bana o duyguyu yaşatıyor ve dolu dolu da yazdım diye düşündüm. Yani ne yazsam kendimi tekrarlayacağım gibi.

Şimdi yine kapalı hava mesela ve evet hepimiz başa ne gelirse çekeceğiz yolu yok :( Bu konuda çocuklarımız anlamında korkularım var benim de :( Sıkıcı...

Biyo dedi ki...

Kadın kadınnnnnHem gelmiyorum diye hatır koyuyorsun hemde az yazıyorsun.
Alttaki yazını okudum ama yoruma fırsat kalmamıştı.
Üstelik şu gürültücü komşularından da seni ben kurtarmıştım unutma hııh!

Yahu şu sobeye mim demeyin allaseniz.
Mim ney mim?
Mis gbi "Sobe"ye yeni yaklaşımlar getirmeyin.Oldu mu?
Hadi canım:)))

Aaaa bide şu kelime doğrulama zımbırtısına itirazım var.
Yorumun sonunda bizi bekleyen qmjjlkwax
ne kadar sevimsiz değil mi?

TırnaklarınıÇıkatmışManyakKedi

Yok yok sana değil
Marruuuuuuuuu

kecilerin cobani dedi ki...

evinkedisiciim, cok gecmis olsun. burda kar yaginca felc oluyoruz ama sel baska bi olay. tekrar gecmis olsun.
ama sen cok az yazmaya basladin, nedir?
bu arada, buşu gördün mü buşu?
canlı olarak böyle bir adam yaşıyor mu merak ediyorum, yoksa simone'daki gibi falan bi durum mu sözkonusu? hayır, maket gibi bi de adamın görüntüsü

Evin Kedisi dedi ki...

Biyo'cum;

Evet ya, haklısın bugün ayarları değiştireyim bakayım. Ben de sinirleniyordum öyle acayip rakkamlar falan yazmaya ama sonra kendimi o döngünün içinde buldum :(

Az yazıyorum, evet o da doğru, sebeplerini son yazımda belirttim, benim öyle işte inişli çıkışlı bir yapım var, canımın istediği gibi takılma huylarım falan. Kediyiz kızım biz, öyle kurala kaideye falan gelemeyiz aaaa! :)))

Mim? Öhöm ben ne demişim, sobe mi ebe mi?! Valla unuttum :)

Amma fırça yemişiz ya örtmenim, affedin :))) Hadi öptüm ama şu beyli hanımlı yazında eklediğin diyaloğa hala gülüyorum, bu kadar mı paralel espri anlayışı olur ya, ben de kendi kendime öyle konuşan kimi görsem senaryolar yazardım kafamda :)

Evin Kedisi dedi ki...

Buş'u görmedim. Aman kargalar görsün yüzünü o herifin!!! Bir insan bu kadar mı Allah'ın salağı imajı yaratır evrende ya?! Allah'ın salağı ama dünyayı birbirine kattı pislik. Zaten heryeri kapattılar, okullar tatil oldu, Dubai içinde bile kimse hiçbir yere kıpırdayamadı. Muckkk!