7 Kasım 2007 Çarşamba

Yahu Nörüyon Doktor Hanım?!


Hakikaten, ilginç bir şey! Hep kendime mıknatıs mıyım neyim de böyle olması gerekenden farklı durumları çekiyorum diye sorup duruyorum . " Kızım" diyorum " sessiz sedasız yap şu işi, hamile kal, doktora görün, sonrasında şiş, zamanında fırtlat bitsin! "

Hayır, maalesef bana gelince kurallar o şekilde işlemiyor. Error veren bir nokta illa çıkacak, yanıp sönecek, siren öttürecek. Bunun üzerine, sessizliği konusunda çokça hayran kaldığım ama bazen sinirlendiğim nice insana rağmen illa ya yazacağım, ya konuşacağım!

Paragrafın başında maalesef demişim çünkü bunu isteyen aslında ben değilim. Anlık gelişiyor, sonra çok pişman olduğum, "Amma konuşmuşum, yazmışım." dediğim, " Keşke filmi geri sarsak da buz gibi donuk otursam şurada" diye düşündüğüm çoook olay geçiyor başımdan. Yani, kısaca bu özelliğim, kendimde beğendiğim bir yan değil. Hatta, elimde olsa hemen revize edeceğim taraflarımdan biri.

Benim tercihim, jinekoloğa gittiğinde çay kahve söyleyen, eli ayağı yapılı, en gelişmiş yöntemlerle epilasyon yaptırmış, parfümüyle etrafta " Kim bu?!" sorusunu sordurtan, arkasından dönüp baktırtan, soğuk ve kendinden emin kadın. Öyle fazla konuşmamalı, konuştu mu karşıdakinin kanını dondurmalı falan. Hafif vampirimsi de olabilir :)

Bir zamanlar, Antalya'dayken emlakçılık yapalım diye bir düşünce oluşmuştu. Önce, Avukata gidip ne gerekir, ne yapılmalı falan diye danışmak istemiştik. Avukat hanım; " Hayatımda ilk defa sizin gibi işe girişmeden önce olayın kanuni tarafını araştıran, nelerle karşılaşabileceğini düşünen birileriyle karşılaşıyorum." demişti.

Smear, kan, idrar testi, geçmiş yaşanan hamilelik ve doğum hikayesinin anlaşılması ve risklerin ne olduğunun konuşulması, bu işe girişmeden önce yapılacak fizibilite çalışmaları olsa da demek ki, günümüzde herşey ama herşey bir para tuzağına dönüştürülme potansiyelini de barındırabiliyormuş, bu birrrr!

Yani, ne kadar titiz ve dikkatli olalım derseniz, karşınıza bir o kadar radarlarını avlanma anlamında açmış, meslek erbabının Varyemez Amca şekline dönüşmüş versiyonu çıkabiliyormuş. Bu tip bakış açıları ise hepimizin yapması gerekenden soğutup, daha soğuk, daha korunma kalkanlı yaklaşımlar geliştirmesine sebep olabiliyormuş, bu da ikiiii!

Ama işte, doğruyu yapmaya çalışan zihniyet bu şekilde küsmemeli çünkü adı üzerinde, bu sefer de işin ahlağını bozan yüzünden olumlu davranış tarzı zedeleniyor . Aslında, yalnızca sağlık değil ki, bu olumsuz yan hayatın her alanında geçerli. Paranın getirdiği yozlaşmanın karşısında dikilen ahlaki değerler...

Belki de o, her türlü değişime karşı olan, dini değerlere ölürcesine sahip çıkan, esas manevi felsefelerin öne çıkarttığı, minimumla yaşama anlayışı da bu paranın getirdiği dişleri uzamışlığa tepkidir. Ve görülüyor ki, dünyamızın gidişatında bir dolu da haklı tarafı var. Aslında, bu kadar tantana insanların kendilerini başkalarının incitmesinden koruma içgüdüsü, başka bir şey değil!
( Bu arada, bütün bunları yazarken aynı menopozlu kadınlar misali ter basmaları gelip gidiyor. Off ya off! Hemen anlatayım. )

Şimdi, benim ilk gidişimde yazmıştım bakıldı, edildi, " Serviks'de her şey normal mi?" sorusu en önemli soruydu. Doktor; "Temiz." demişti de ben de "yaşasın!" diye düşünmüştüm hani. Tabi ki, hamile kalınırsa, belli haftalarda serviks'e dikiş gerekiyor mu diye kontrol gerekecek çünkü böyle bir medikal geçmiş var. Allah'tan bu konuda hemfikiriz ama yine de benim için korkutucu bir risk tabi ki.

"Secret"vari konuşmalar, ne düşünürsen başına gelir falan gibi belki trilyon seçeneğin bir araya gelerek oluştuğu, bizim anlayamadığımız bir düzeneğin elenmiş, kuşa döndürülmüş, etki tepkiye indirgenmiş formülasyonu.

Bu tip ifadeler ya da felsefeler beni etkilemek bir kenara, ters bile tepiyor! Spritüalizmden öğrenilen birkaç anlayış her yerde Amerikanvari bir sığlıkla karşımıza çıkartılıp duruyor. Belki o an yine "he he!" modundayım ama kendi kendime kaldığımda olanları ve konuşmaları düşünmeye başlıyorum. Tatmin olmamışsam zaman içinde hissettiğim eksiklikler daha bir belirginleşiyor. Rahatsızlık duygusu artıyor. Ama bana da yaranılmıyor ki! Yani yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal ( yoksa tersi miydi, bunları hep karıştırırım ) halleri.

Baktım ki doktorum Arap Emirlikleri'nin secret ofisi şeklinde konuşuyor, onu söyledim. İlkinde hiç kötü bir düşünce yoktu kafamızda, hele de ilk tecrübe olduğu için hayattan, olabileceklerden, olasılıklardan bir haber böyle salak salak bir halimiz vardı. Şimdi başımızdan bunlar geçmiş, ben öyle saf saf " Heee ben hamile kalmak istiyom dohtor hanummm, sen beni bir hormonla bakayem!" diyemem ki haliyle!

Hamilelik konusunda olumlu olmak, öyle hissetmek, teşvik görmek ve diğerleri güzel duygu demetleri olabilir ama benim gibi dibe vurmuşların da gelip lir çalması, dansetmesi çok zor. Herşeyi soracağım, öğrenmek isteyeceğim, bunun karşılığında " Herşey çok güzel olacak!" yuvarlak cevabı da beni tatmin etmeyecek. Uyuzluk var, kabul ama değiştirilebilecek bir durum değil.

"Benim, başından beridir anlatmak istediğim anlaşılmadı herhal doktor hanım ( Bugün telefon açıp böyle konuşacam, alıştırmasını yapıyorum. Hayır, önümde ayna yok ) Eğer, o da hani hamilelik olursa artık rahatız, olabilir, sağlıklı mıyım diye, bu beden kendini ne kadar tamir etmiş? diye soracaktım."...

Yalnızca, bir yola çıkmaya hazırlanıyorsun, ilk önce bunu beyninde ve ruhunda hissedersin, sonra kendi ailene bakarsın, para durumunu düşünürsün, evet ikinciye de yetebilirsin diye fikir birliğine varırsan o zaman git motoruna baktırt değil mi? Yani, aynı zamanda çocuk bir planlama eseridir de.

Peki, kendimize gereken özeni gösterdiğimizde neden insanlar tarafından baskıya alınıyoruz? Ben oraya hamile kalmak için gitmedim, "bebek bebek bebekkkkk!" diye de kendimizi harap etmiyoruz, yalnızca diyoruz ki; " Eğer biz bu işi yapacaksak, BEN SAĞLIKLI BİR ADAY ADAYI MIYIM?" Bu kadar yahu!

Bence, kendimi doktora yanlış anlattım. ( Sebep bulma, çünkü değişimden hoşlanmıyorum ya ) Bir kaçak oluştu orası kesin. O'nun güler yüzünden, samimiyetinden, pozitifliğinden, elinin hafifliğinden ve mahremiyete gösterdiği saygıdan çok memnun kaldım ama ilk görüşmemizde laf arasında bana daha kolay hamile kalmam için bir ilaç vermeyi teklif etti. Pop Smear test ve idrar testi kaldı ya geri, onları yaptıracağım gözüyle bakıyordum. Ben, doktorun bu yardımcı ilacını reddettim. Hatta kendi kendime güldüm " Yok doktor hanım, biz kendimiz yaparız." diyince.

İkinci periyod bayrama denk geldi, gitmedim ama hala aklım adetin ikinci günüyle idrar ve smear testi arasında bir türlü bağlantı kuramamamdaydı. Neyse, gidince " Zaten kontrol yapılamayacak" dedi, haydaaaaa! ama tabi canıma minnet de dedim. Ama sonra ilaçlar yazıp anlatmaya başladı. Birinci görüşmede espriyle reddetmişim ya, başka bir şey anlatıyor zar modundayım, dinliyorum.

Bu ilaç, benim anladığım kadarıyla, o sırada kafam ne kadar basıyorsa, hamileliği yani yumurta yapımını kolaylaştırıcı bir ilaç işte. Öyle gözümde falan büyüttüğüm yok. Zaten karar vermişiz eee?! Olacaksa da bu ay olur diyorum. ( Aslında kafam karıştı ama çaktırmıyorum )

Bana, teknik olarak " Kocamla ne zaman uyuyacağımı :)" da anlattıktan ve bunu bir tabloya günleriyle ekledikten sonra anlatmaya başladı işte yumurta şöyle çatlayacak, buraya gelecek, oradan beş gün üstüste yapılacak ve sen döllenecen evladım dedi. Allah Allaahhhhhh!

Ayın onbirinde gideceğim, yumurtaya bakılacak, sonra da bana bir iğne yapılacakmış. Ne yalan söyleyeyim, o iğne bahsi geçince içim bir gıyk oldu. Ters bir şeyler hissediyorum ama o arkadan gelen mantık tarafı var ya mantık, sürekli işe karışıp vır vır vır kafamı şişirmekte. "Beklemeye ne gerek var?!" diyor bir de utanmadan! İçimdeki sese " Yahu, biz bir halt etmedik ki doğru düzgün bu ne ilacı böyle?!" diyip kafasına bir şey patlatıyorum ama dış görüntüm "hı hı, hı hı, hımmm, tamam" şeklinde. Yani, renk vermiyorum.

Ulan, salak evinkedisi, " Nörüyönüz doktor hanım, nedir yav bu acele?!" desene. Yok! Taa, on yıl önce Göztepe'de yaşarken kapıya tencere satan, yalancı, mahpus kaçkını suratlı iki herif gelmişti de geri döndürürsem ayıp olur diye zarf çekme gafletinde bulunmuştum. Son hatırladığım kocamın tepeme uçması, elimde kalan çelik tenceremsi iğrenç setle ve imzaladığım taksit kağıdıyla kalakalışım...Hamilelik sürecinde de doğum başlamış ben hala " Yok, bu saatte doktor aranmaz, adam uyuyordur ayıp olur!" diyorum. Yani, böyle o kadar tuhaflıklarım oldu ki, hiç şaşırmadım kendime.

Bu sahnede de aynı donukluk ve bir şeyler düşünsem de itiraz edememezlik, birincisinde zaten biz yaparız demenin verdiği rahatlıkla, o israrında devamlılık göstermez güveni falan filan derken, ben mır mır aldım elime reçeteleri, he he dedim ve çıktımmmm!

Hemen, yan taraftaki demiştim ya Irak'lı cicianneme benzeyen eczacıya gittim. Elinde hap varmış, verdi. Ve hatta su da getirdi, haptan iki adet, beş günde " Al bakalım bunları, inşallah ikizlerin olur" falan dedi ya! Hem, acaba ben haptan niye iki tane alıyordum? "Offfff! Aman" dedim, " Yok! İkiz mikiz kalsın, o konuda ben dersimi aldım, tecrübelerimi geride bıraktım." İğne olarak uygulanacak ilaç elinde yokmuş. Tabi, eczacı hanımla yine Irak'dan, bir anneye hem bir kız hem de bir erkek çocuk gerekliliğinden, üç tane oğlu olduğundan ve hep erkek çocuk hayali kurduğundan, kız çocuk yetiştirmeyi dışardaki şartlar bakımından zor bulduğundan dan dan dan...sohbetledik, derken müşteri geldi de bu kaderli kısmetli (!) konuşmamız sona erdi. Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete şeklindeyim.

Zira, zaten ilaç içmeyi de sevmem, kafam hala meşgul ve düşünceli. İğneyi, Irak'lı eczacı dışında baktığım başka yerlerde de bulamadım, " Peynir ekmek niyetine yumurtlamak için iğne satılıyor mubarek!" diyip en son bizim eve yakın eczacıya getirttim ( orada da kalmamış iyi mi? ) Yani, piyasa böyle bir tavan yapmış, o anlaşılıyor. Sevgili dünya kadınları yumurtluyor da yumurtluyor. Evlere şenlik!

Birinci gün öyle geçti ama akşam bir terleme hasıl oldu, bir de sanki sindirim zorluğu ve çok gaz, yukarı iter ya, hani tam karnımızla göğüs kafesi arasında. Aldırmadım, rahatsız oldum ama üzerinde de pek fazla durmadım.

Sonra, dün sabah iki tane daha ve bu akşam domuz gibi terleme, hatta bir kaşıntı, ay deli olucam sanki içimde pireler dolaşıyor gibi, çok abartı değil belki ama varlığıyla rahatsız ediyor. Yumurtalık ağrısı ama gelip gidiyor şeklinde, özellikle sağ tarafta. Ciddi bir sinir. ( Bu, kızım için hiç iyi değil )

Eşimle konuştum ve durumu anlattım. " Neymiş bu, getirsene bir sen!" dedi ve araştırmaya başladık.

Bana verilen estrojen hormonuymuş ve bu yüzden aynı menepozda kadınların yaşadığı sıcak çarpması yaşanabilirmiş. PMT belirtileri, gözlerde bulanıklık yapabildiği için araba kullanma konusunda uyarı. Veee bizi çarpan esas şey, çoğul hamileliği arttırıcı!!!! Hatta istatistikten istatistiğe fark şöyle; normalde 100 kişide bir, bu %3, sonra başka bir yerde %5 ve daha daha başka bir yerde % 8!!!!!!

İmdatttttttttt! Dalga mı geçiyor bu kadın? O yüzden mi Irak'lı eczacı " İnşallah ikizlerin olur." gibi bir sepelekliği araya sıkıştırdı? Bu hormonları vermek için mi beni doktor adetin ikinci gününde çağırdı? Yani, amaç smear test ya da idrar tahlili gibi basit birkaç kontrol daha değil de vücuda yapay bir şeyler sokuşturmak mıydı?

" Allah aşkına kedicim, daha biz bir kere denemişizdir, bunlar nesi bunlar?!" dedi eşim gözlerini açarak. Bana iğne yapılacak, e o da benim aklımda, hani tamam yumurtaya yardımcı olacak ya, gak gak guk gulp...

Eğer çocuk olmuyorsa, o zaman gereken 50 mlg herneyse doz yerine 100 lük doza bizim doktor ulaşmış bile! Oh, kolay gelsin! :( (

Akşam, canım çok sıkıldı. " Hamile kalma çalışmalarından önce bedenim buna uygun mu? Kanserim, mantarım, serviks'im, kanımın miktarı, şekerimin durumu nedir?" gibi basit ve gerekli soruları sorgulamak isterken, kendimi bu noktada ilacın yan etkileriyle başa çıkmaya çalışırken bulmak...Bir labaratuar faresi yerine konulmak, enayi salak hissettirilmek...

Ben mi anlatamıyorum kendimi acaba? Çok mu çocuk çocuk kalıyorum? Doktorun karşısında istediğini açık açık belli eden bir tavrım yok mu benim? Kadının anlatmalarından anladığım kadar basit değil işte hiçbir şey! Peki neden yan etkilerini söylemedi? Özellikle, benim gibi çoğul hamilelikten kaçınan birine bunu neden yapmadı? Nedir bu, bebek fabrikası üretim merkezi mi? Yani, ben orada hamile kalması hedeflenen bir istatistik rakkamı mıyım?... Sanırım öyleyim. Zibidi, para basma makinalarından biriyim. Hah! Vücut saati çalışmaya başlayan bir salağın daha tekiyim doktor için :(

" Taraflı davranmak istemiyorum ama kedi" dedi eşim " Bir Avrupalı ile çalışsan daha iyi olur." Haklı...

Bir kere, hasta İNSANDIR. Her insanın da yapısı, düşünceleri, davranış tarzı, hayata bakış açısı FARKLIDIR. Makinalaşmış bir sistemin birbiriyle bire bir eş çarkları değiliz ki! Ne istiyorsak o dinlenilmeli başta. Soru soruyorsak, hangi soruyu sorduğu anlaşılıp, o doğrultuda yanıt verilmeli. Çözüm bir tane değildir, kişiye özeldir. Göz doktorunun Chloe'ye yaptığı gibi " Ya sekiz saat ya hiç!" denirse o zaman cahil insanı hiçbir şey yapmamaya itersin. Buradaki durumda da bebek diye kendini parçalayan bir ailenin değil, tersine doktorun kapısını çaldım galiba ben. Ay, şu an bilmiyorum!

Dün sabah, Zeina geldi. O, burada doğmuş ve büyümüş. Çukulatalı muffins ve benim ıspanaklı pizzamdan yaptım. Durumu konuştuğumda Zeina'nın aklıma koyduğu en önemli anektod şuydu; " Dosyan, kendi tıbbi geçmişin olarak saklanması adına hasta hakkındır, eğer istersen sana aittir. İster dosyanı alırsın, ister her yapılan edilenin bir kopyasını."

Hiç düşünmemiştim. Doktorların Türkiye'deki fırçalama politikalarından ya da onların alanlarına müdahale ediyormuş izlenimi vermesin diye hiç sormadım, aklıma bile gelmedi. Ama çok doğru bir detay bu.

Hapları bu sabah kesiyorum. Mide bulantısıyla kalktım, neredeyse kusacağım gibi hissettim ama durdu. Dün akşam şişkinlik hissinden ve baş dönmesi gibi duyumsamamdan bir süre uyuyamadım. A! Bu ne ya! Daha ortada fol yok yumurta yok, idrar testi ve smear hak getire ve ben döllenmeye hazır tavuğa dönüştürülüyorum!!!

Kafam meşgul, bugün sabah telefon açıp yan etkileri, neler hissettiğimi ve aramızda bir yanlış anlaşılma olduğunu, gereken diğer basit testlerin de yapılıp işi doğaya bırakmamız gerektiğini konuşacağım.

Anna'nın annesi'nin Dubai'deki jinekoloğunun da adını alacağım. Catherine'nin doğrularına çok güveniyorum. Bakış açılarımızı da çok paralel buluyorum. Sonra dosyamı elime alıp, bütün testlerin sonuçlarına da güvenerek O'nunla görüşmek...O da hamile kalırsam, yoksa yok!

Bu arada, yazıyı bitirmeden jinekoloğumla telefonda konuştum. Bu ihtimalin uzun süreli tedavilerde ortaya çıkacağını, hiçbir şekilde çoğul hamilelikten endişelenmemem gerektiğini söyledi. Yan etkileri anlattım, rahatsız olduğumu ve neden bunu doğal zaman akışına bırakamadığımızı...( O sırada aynı bir hamile gibi soğuk soğuk terlemeli, tuhaf bir psikolojik hal ve hafif mide bulantılı bir haldeydim, iki kere yetti de arttı valla )

İğne yapılması ve smear testi için alınan gün yalnızca smear ve idrar testine indirgendi. Herşeyin bizim kararımıza bağlı olduğu belirtildi (!) Bak sen?! İğne miğne tarihin tozlu yapraklarına dönüştü birden. Çöpü boylayıverdi. Oh be! Beden benim, seçim benim, yaşasın özgürlük!!!!

Aslında, o kadar test yapılmamış olsa ve onların sonuçlarını alacak olmasam, oraya da dönmeyeceğim ya, neyse. Ben Zeina'nın dediğini yapıp, bütün sonuçlarımı alayım da sonrası Allah kerim :)

8 yorum:

kecilerin cobani dedi ki...

evinkedisicim, bakis acini begeniyorum. oldukca saglik problemi gecirmis, hamileligi ve onun sonrasi bin turlu sıkıntıyla gecmis yine de cok guzel basedebilmis biri olarak doktorun karsisinda 'hııhıı, tamam' larin gulumsetti cunku zat-ı şahanemi animsatiyor. (şahaneyi pek sözlük anlamiyla kullandigim soylenemez.) nedense doktorun karsisinda ben de biraz boyleyim. dim. su siralar firlama donemimdeyim galiba, herkese herseyi sorup munazaraya girme durtusu...
boyle uzun uzun yazip paylasman cok guzel. ben bu kadar acik yureklilikle yazamam mesela. biraz gizlerim. hamileligimin ilk trimester'ini saklamistim herkes garip davranmaya basliyor cunku. elini kolunu veya gozlerini kaybetmissin gibi... ya da ben oyle hissettigim icin.
umarim istediginiz guzellikte ve yolda gerceklesir bu maceraniz.

Evin Kedisi dedi ki...

Aslında, her durumun haklılık payı olabilir biliyor musun çoban'cım. Yani, yazdıktan sonra onu düşündüm, tamam ben kendime yazdığımı iddia etsem bile sonuçta herkesle paylaşıyorum, paylaşılınca da sorular gelebilir, ne bileyim yorumlar yapılabilir...Yani, her davranışın da bir sonucu var, bunu göğüsleyebilmek ve geri püskürtebilmek zorluk çıkarabilir. Bu ihtimalleri düşünerek " Bana ne ulan başkasının düşüncesi, hem kötü gözü var bu işin." de denilebilir. Ve bunların hepsinde de kendince haklılık payları vardır.

Ama ( yeni bir paragraf açayım ) yazmazsam da rahatlayamıyorum, böyle de bok bir yapı.

Dediğim gibi hiçbir şey konusunda saplantılı değiliz yalnızca olur mu, sağlıklı mı herşey ona bakmak istiyoruz ve bu kadar basit bir şeyin bile bir doktor tarafından ne hallere getirilebildiğini gözlerimizle görüyoruz.

Hamilelik ve doğum olayı kadınların arasında çok paylaşım gerektiren bir konu. Ancak, bu öyle kıskançlıklarla falan gölgelenmemeli aynı zamanda. İyi niyetli ve tecrübe aktarımı şeklinde olmalı. Hemileliğimden sonra kadınların çok konuyu kendi aralarında bile nasıl yıllarca böyle es geçtiklerine çok kızmıştım. Belki yazarken ya da okurken eğreti eder ama birinin yaşadığı diğerine küpe olur. Gerisi can sağlığı.

Zat-ı şahaneyi de şahsına münhasır listeme ekledim :)

Herkesin garip davranmasına gelince. Acaba insanlar nasıl davranacaklarını kestiremedikleri için mi garip davranıyorlar dersin? Kültürden kültüre hamileliğa bakış bayağı bir değişiklik gösteriyor. Ben, herşeyin doğal görülmesinden yanayım, birazcık şımartılmak iyi gelebilir ama mantıksızlık istemiyorum çevremde.

Elini kolunu veya gözlerini kaybetmişsin gibi davranmayı biraz daha açar mısın Deniz'ciğin annesi Çoban? O bölümü anlamadım, neden öyle açıkladın? Kucaklayığ öpüyorum, hem Deniz'i hem de seni :) Şimdi senin bloğa ben geliyorum bakim yeni bir ekleme var mı? :)

kecilerin cobani dedi ki...

acarim evinkedisicim, tabii.
Ay, egilme, ay onu kaldirma, ay yat, ay kalkma ben getiririm falan. allahtan yakin cevremde yoktu boyle pek.
hamilelik ve dogum konusunun paylasilmasi yorumuna cok katiliyorum. ya cogu sey saklaniyor ya da moral bozmak ugruna kotu kisimlar aciliyor.
destek olmak icin paylasimlar minimumda...

kecilerin cobani dedi ki...

moral bozmak ugruna degil, pahasina demek istemistim.

ezop dedi ki...

Evinkedisi bu öyle zor, öyle sıkıntılı bir süreç ki, gerçekten yaşamayan bilemezmiş, bilmiş olduk yaşayarak. 4 yılımızı doldurduk evlilikte. Masterdi, castirdi, evlilik otursundu derken 3. yılın sonunda eşimin ilk günden beri var olan çocuk isteğine sıcak bakmaya başladım. Ben zannediyorum ki hani Türk filmleri misali ilk gecede hemen hedef tutacak, üç ay sonra karnım burnumda dolaşacağım. Böyle bir korkuyla yaşadım 3 yıl. Tamam dedim artık korunmuyoruz gelsin bir minik canavar yuvamızın ortasına, ilgimiz alakamız hep onun üstüne olsun. Hazırım yani kendimden vermeye.Ama gel gör ki iş Türk filmlerindeki gibi olmuyormuş gerçek hayatta. İlk ay denedik, dedim hamileyim kesinlikle, tam 28. günü olmadığımı öğrendim. Neyse dedim olabilir şans sonuçta, ikinci ay baktım yine birşey yok, üçüncü ay da geçti ben huylanmaya başladım. Bir maraz olmasın diye. Halbu ki senin gibi hamilelik düşüncesiyle smear testi, kan testi, yumurtalık ve rahim muayenesi yaptırmış, toksoplazma olmadığına kanaat getirdikten sonra işe koyulmuş, her gün muntazaman folik asidimi de almaya başlamıştım. Ama süreç benim planladığım gibi gitmemişti işte. 5. aydan sonra dedim ki bir de tüp filmi filan çektirelim. Hani belki tüpler tıkalıdır. Eşim de kendi muayenelerini yaptırsın. Neyse uzun lafın kısası. Biz her türlü testten detaylıca geçtik. İkimiz de sağlıklıyız, turp gibiyiz. E peki neden olmiiir bizim bebemiz? E o da şans tabi, Allah'ın işi dedi doktorlar. E bunu ben de biliyorum tabi ki ama tıbbi de bir açıklaması olsun istiyorum. Sabrımız iyice taşmaya başlamıştı, dedim ki en iyisi over uyarıcı alayım. Neyse onu aldım, yumurtalar oldu 22m ben bu yumurtayla her türlü uçan nesneyi kaparım dedim amma o da olmadı. Şimdi bir buçuk yıl oldu ama bize ne gelen var ne giden. Bu süreçte o senin de bahsetmiş olduğun östorejen türevlerini, iğneli iğnesiz her nevi tedavileri aldım kedicim. Hala da alıyorum. İnsanın her akşam göbeğini açıp kendine iğne vurması eroğinmanlar gibi, sonra kendi kendine hee acımadı ki demesi, iki günde bir doktora gidiğ aç bacak seril bakalım iki seksen yapması, günlerce bu sefer hamile miyim sorusu ile dolaşması, her an bir ihtimal olabileceğini düşünmesi ve sonrasında bir sabah kan revan içinde uyanması o kadar zor ki...İnsanların sürekli gelip de abuk subuk şeyler söylemesi, kocanla bile yaşadıklarını paylaşamaman, ne kadar destek olmaya çalışsa da senin en azından bedeninde olup biteni bilememesi kaldırılması zor yaşantılar.Çevremde çok arkadaşım var benim gibi olan. Onlara en azından psikolog olarak destek olmaya çalışıyorum. Bundan sonraki süreçte de olacağım. Kendi durumumla dalga geçiyorum zaman zaman, ama insanların benim için üzülmesi bile sinir ediyor arık. Neyse lafı çoook uzattım. Meğer ne kadar dolmuşum.Yazdıkların benim de duygularımı boşaltmamı sağladı. Senin en azından bir yavrucuğun varmış, ne mutlu. Dediğin gibi Allah ona sağlık, mutluluk ve aile birlikteliğinizi daimi kılsın. Bedenin üzerinde oynanmasına izin verme bence de. Olacaksa olur, ama en güzeli doğal olanı. Ben o treni kaçırdım. Şimdi ikiz istiyorum, zorluklarını bile bile. Çünkü bir daha çocuk istediğimde aynı süreci kaldıracak gücüm olur mu bilmiyorum. Sadece anne olmak da onu istemek de çok zormuş. Bunu biliyorum arık. Tescillidir. Sevgiyle.

Evin Kedisi dedi ki...

Ezop...

Okurken çok duygulandım ben :( Ne kadar güzel ve uzun uzun yazmışsın. İnsan nedendir bilinmez bir şey isteyince ve o da olmayınca bir kafayı takıyor ki, neden olmadı neden neden?! Burada bizim kızın okulunda hemşire olan bir hanımla tanıştım, yaşı bayağı olmasına rağmen ( yaşlı değil ama genç de değil ) bebeği olmaz denmiş vee aradan yıllar geçtikten sonra küt hamile kalmış ikinciye. Böyle çok örnek var. Benim üniversiteden arkadaşım ve kocasının yedi yıl bebekleri olmadı biliyor musun? Şimdi bir oğulları var.

Sen herşeyine baktırdın da, peki eşin de baktırdı mı? Çok mu ileri gittim bu soruyu sorarak bilmiyorum ama kendinle uğraştığını anlıyorum.

Herbirimizin iç dünyası, hisleri çok farklı olduğu içindir ki ne söylense boş denir ya. Gönlünüzdeki neyse o olsun demekten başka elden ne gelir?

Bu güzel ve samimi yorumların ve kendini anlatışın için çok çok teşekkürler :)

Evin Kedisi dedi ki...

Çok özür dilerim Ezop, ikimiz de kontrollerden geçtik demişsin zaten ve bu benim gözümden kaçmış. O soruyu yazmamışım farzey olur mu? Tekrar özürler...

ezop dedi ki...

Evinkedisicim yazamadım sonra tekrar. Epey bir geciktim kusura bakma. Artık yorgunluk tak etti canıma. Evet ikimiz de kontrolden geçtik hem de defalarca ama sonuç aynı...Beklemedeyiz bakalım. Olumlu bir sonuca ulaşırsak buraya yazarım tekrar.:)