24 Eylül 2007 Pazartesi

Öylesine...

A ha! Ben öyle mimlenmiş bir şekilde yaşayıp gidiyorum, herkes löm! diye fotoğrafları falan koymuş.

Fakat bendeki handikap şöyle, bir yazmaya başladım mı kitaplardan girip, son yaptığım yemeklere, kafama takılan bir sorudan, böceklerin kanadına uzanan yolculuklara çıkıyorum. Haliyle, son yazdığım yazıdan sonra gelen yorumlarda şu serzenişe dikkat ettim " Ya, ben yorum yapacaktım ama afedersin konu neydi?!" :)

İki gün önce Photoshop'umu açtım, ehem! Copy, paste falan yapıp fotonun boyutlarını küçültecem. O da ne?! File,new yapıyorum bana fotoyu değil boş sayfayı açıyor. Ulan, sorsana hangi new diye kendi kendime söylendim ama yine herzamanki gibi beyin başka yerlere kanalize oldu ve o soru öölecene bekliyor. Koca gelecek gereken yapılacak.

Öyleyse, madem copy paste ve save for web gibi aşamaları kıvıramadım, bana göre mutluluğun resmini anlatayım, şöyle ki; Yer İngiltere, ufaklık kolları açık yeşillik bir alanda ileriye doğru koşmaktadır ve o anda annesi kendisini fotoğraflar.

Anne, o fotoya her bakışında börtü böcek eşliğinde, geniş alanlarda, araba egzosundan ve megamall kültüründen uzak çocuk yetiştirmenin ne kadar güzel bir durum olabileceğini düşünüp mutlu olur.

Yani, mutluluk hissiyatı artı onun üzerine bir de fotolanmış bir an eşittir bize göre mutluluğun fotosu.

Fotoyu Photoshop sorununu hallettikten sonra koyarım :) Affınıza sığınmakla yetinebilir miyim?

Ha, bir de tek yerden değil hem Elektra, hemi de Magissa tarafından mimlenmişim. Teker teker gelinmesini tavsiye ediyorum, görüldüğü gibi daha bir Photoshop'u bile oturtmamış bir durumdayım :)

Bugün ilk defa pencerelerimiz açtık!!! Ay, yani inanılmaz bir şey :) Öğlene doğru kaynama sıcaklığına ulaşırız ama olsun.

Bugün bale var ve ben tarihimdeki en kısa yazıyı yazıp, başka işlere geçiyorum. Lahana dolması yapacam, öhöm öhöm :)

Bu arada, akşam başardık, bir şekilde Picassa ile Photoshop birbirine kıllık yapmaktalarmış. Dosyanın kenarında kendine yer edinmiş olan Picassa programını silince benimki oldu :) İşte, benim için mutluluğun fotosu...

Şimdi ben de efendim yarın düşüneyim kimi mimleyecem :)

9 yorum:

www.edasuner.com dedi ki...

şeker şey ya yap bakalım dolmaları hüplet çok da pişme sıcaktan :)

kecilerin cobani dedi ki...

oncelikle kutlarim. benim balik hafizaya uygun uzunlukta yazdigin icin.
bakma sen, ben oteki yazilarini da uzun uzun guzel guzel okuyorum. ozurlu, ozur diler..
ikincilikle, bale mi yapiyosun? kim bale yapiyo? yoksa bale dersi mi veriyosun? hangisi.
ucunculukle, kesinlikle acik hava ve yesillikte cocuk yetistirme mutluluguna katiliyorum. bunu biraz once megamalldan gelerek demem de cok ironik. ama samimi en azindan.
dordunculukle, bayilirim lahana dolmasina.
besincilikle, resmin uzerinde kontrol klik yapip edit with fotoşap desen diye dusundum...
onem sirasina gore yazmadigiminn farkindayim.

GULTEINEN ENKELINI dedi ki...

guldurdun beni yaaa..
hem de canimi lahana dolmasi istettirdin :p

Öykü dedi ki...

valla yaa lahano dolmasımı??acaip canım çekti şimdi..
bende şimdi işten geldim.Allahtan Ümmügül yemek yapmış.fırında patates ve tavuklu kendini aştı:)))
İşte bööle şeker.
dur çaldırayım telinide geyik yapalım.Gerçi senin kociş gelmiştir neyse şansımızı deneyelim.

mucckkk

Evin Kedisi dedi ki...

Ay! Bir anda kendimi bale yaparken düşündüm :) :) :) Valla hiç güleceğim yoktu, kıçımdan itibaren bacaklarım ayrı yere, kafam ayrı yere giderdi eminim. Hatta, kendimi gözümde pek bi salak canlandırdım, keşke hayalleri de fotolayabilsek...Ders verme cümlesini eliyorum :)

Bizim kızı götürüyorum baleye. Bugün, üzerinize afiyet salondaki koltukta yıvışmışım, hatta içim geçmiş, adam işten geldi ben hala afyon patlatma durumlarında bin kere söylenerekten çıktım dışarı. Valla yemin ediyorum, hani her madde bulunduğu anı korumaya çalışır kanunundan yola çıkarak anlamında yazdım :)

Çoban'ım, yeminle her zaman yaz, bol bol yaz e mi? Ben, senin blogla kendime güzel bir sabah kahvaltısı hazırlıyorum. Öyle balık hafızanın kurbanı olsun millet :) Önem sırasına göre cevap yazmadığımın farkındayım :) Deneyecem :)

Evin Kedisi dedi ki...

Eda :))

Dolmalar otuz kilo ete 20 tane olarak vuku buldu. Anacım, lahana lahana değil krapon kağıdı mubarek! İlk iki yapraktan sonraki incelik katsayısı büyük bir şiddetle artınca sardım gibi şööle bir kere çevirip yaptığım yılan şeklini keserek borcama dizdim. Ama bizim kız bir yumuldu dolmaya anlatamam! Yarın yine yemek düşüncesi aldı mı, vallahi kafayı yiyeceğim ya!

Evin Kedisi dedi ki...

Gülteinen Enkelini...Gülteinen Enkelini...Gülte...Bir ara da bu Limonyalı Kondil'e takmıştım kafayı :) Bu sabah zaten Zekeriya denilen adamı seyredince iyice bi şiştim, lahana mahanaya gerek kalmadı gaz bakımından :) Bir de Zekeriya Hoca diye çıkarıyorlar adamları, takmış bi tenasül organlarına...Yazacağım da valla çok uzuyo utanıyorum. Bak, kısa yazınca a ha! bi anda dört yorum geliverdi :) Almış mıyım mesajı?! :) :)

alev dedi ki...

Demir (esim) duymasin lahana dolmasi lafini!!! Hatta lahana da diyemez "lahaane" der :) Pek sever. Annem sagolsun yapar ne zaman gitsek ama ben hala beceremedim bu gevurun memleketinde dolmalik lahana bulmayi.

Neyse sen bizim yerimize yiyiver dolmalari.Ne diyelim, yediklerin lop lop et pit pit yag olsun sekerim :)

Evin Kedisi dedi ki...

Alev;

Aynen, benimki lahanayı ağzına koymayan adam bir tek lahana dolmasını seviyor.

Hühüüüü, o pit pit et, bol bol yağ kısmını geri alsan?