13 Haziran 2007 Çarşamba

Seramik Boyamanın Dayanılmaz Hafifliği :)

Çok düşünmüşüm...Bir de olumsuz bakmışım bu plana...Geçen haftadan konuşulmuştu, daha sonra birkaç kere iptalleri oynadı ama dün akşam Fiza'yı arayıp konuştuğumda " Hayır" demenin çok kaba kaçacağını düşündüm. İyi ki de öyle düşünmüşüm.

Bugün sabah benimle birlikte yedi anne Cafe Ceramique'ye gittik. Arabasına bindiğimiz kişi İran'lı Haleh, deli gibi sürdü. Benim aklım ve gözlerim hız ibaresi 160'ları gösterdikçe yerinden fırladı ama kadıncağız hem bütün hız kameralarının yerini ezbere biliyordu, hem de o yolu artık on yıldır arşınlamaktan " Bu yollar benden sorulur." halini bozmak saygısızlık ve tırsıklık olurdu. Dolayısıyla, Sahara Center'da buluşup sohbetlediğim arkadaşım o yolu göze alamadığını söylemişti ama hiç de korkulacak bir şey yokmuş. Yalnız, yolları, kaçış noktalarını, kısa kesen ara sokakları falan çok iyi bilmek gerekiyor. Bunun için Haleh biçilmiş kaftandı ( hızını saymazsak tabi :( ) ...

Okuldan çıkar çıkmaz girdiğimiz yol çöl safarisiydi. Yanımızda on yılını baleye vermiş üç çocuklu Virginia, ikişer çocuklu Fiza ve Shadan...Gittiğimiz yerde aramıza katılan biri Fiza'nın en eski ve yakın arkadaşlarından, bir tanesi de Haleh'in iş arkadaşlarından bayanlar. Buluştuğumuzda, Cafe Ceramique'de yedi bayandık.

Hepimiz çocuklarımızı okulda bıraktık tabi ki. Fiza'nın çok ykın arkadaşı dışında küçük ufaklıkları olanlar evlerindeki yardımcılarına bırakmışlar. Nedendir bilmiyorum çocuklar da çok sakin ve bir yerde oturan türden. Öyle kontrolden çıkmış, milletin masasına gidip orayı burayı karıştıran velete daha rastlamadım.

Gittiğimizde dokuzdu, çıktığımızda ise biri biraz geçiyordu. Düşünün bir! Cafe zaten amaç olarak gidip rahatlamak ve istendiği kadar çene çalıp obje boyamak üzere yaratılmış bir yer. Bizim memlekette bu kadar saat kalırsan hemen sepetlemek için başına dikilen garsonlarla yüz yüze gelirsin.

Burası bana yıllar önce Antalya'da gittiğim ahşap kursunun atmosferini de hatırlattı. O kadar inanılmaz, kuşbakışı bir deniz manzarası yok ama nedense güneşin vuruşu, evler ve sokak. Villaların arasından gözüken deniz...Jumeirah bölgesi Dubai'nin en güzel noktalarından biri. Aynı sahil yolunda kocaman da bir park var. Herşey çocuklu anneler ve çocuklar için düşünülmüş.

Restoranın gelince... Dört bir duvarı seramiklerle çevrili. Çocuklara uygun, mutfak malzemeleri, tabaklar, kaşıklıklar... bir sürü şey var. Seçmek gerçekten de zor.

Önce, seramiğin bu beyaz ve mat, ham halini standlardan seçiyorsunuz. İlk sofraya oturduğunuzda bir soru geliyor, önce mi boyamak istersiniz yoksa yemekten sonra mı? Biz, açlıktan öldüğümüz için boyama faaliyetini sonraya bırakmayı tercih ettik.



Getirilen çay ve kahvaltı devasa diyebilirim. Ben bitiremedim. Boots denilen bir tabak seçtim ki içinde büyük iki yumurtadan yapılmış soğanlı, peynirli ve bir sürü ekstralı omlet, sosis, bir parça kızartılmış patates ve ince doğranmış domates, mantar...Seçtiğim çay da iki büyük kulplu bardağı dolduracak kadardı. Herkese gelen tabaklar ve içecek servisi aynı büyüklükteydi. Bu kocaman servis için alınan ücret Türk Lirası olarak 8 YTL!

Yemeklerimizi bitirip sohbetimizi de tamamladıktan sonra sıra geldi seçtiğimiz renklerin gelmesine. Masada farklı boyutlarda fırçalar zaten var. Seramiklerin küçük pişmiş hallerinin rengini gösteren bir kalıp grubu getiriyorlar, oradan en fazla beş renk ve iki yazı rengi seçmek zorundasın. Arkadaşlara gelen renkleri de kullanabilirsin tabi. Hiç bir sınırlama yok. Seçilen renkler bir tepsiyle beraber su kabı, sünger şeklinde geliyor.

Ben en sonunda bir kulplu bardak seçtim. İlk önce seçilen obje, artı seçtiğin herbir renk için ekstra ödeme diye düşünüyordum ve o yüzden de almayı saçma sapan şeyler bahane ederek reddetmiştim. Baktım, yemek bittiğinde daha saat onu biraz geçmekte, gidiş saatimiz birlerde, e hadi diyip gidip resepsiyonda duran kadına sordum. Meğerse, öyle bir şey yokmuş. Yani, yalnızca objenin üzerinde olan fiyat ödeniyormuş. Toplam olarak getirilen yedi renk ücrete dahilmiş.

İlk aşamada, gelen süngeri ıslatıp sıkarak objemizi temizliyoruz. Herşey kendi yaratıcılığınıza kalmış. Ben bizimkine kahve içerken kullanacağı isimlerimizin olduğu bir kulplu bardak yapayım dedim, işimi bitirdiğimde renkler biraz da bayan rengine dönmüştü. Neyse, ben kullanırım. Haftaya fırınlanmış olacak, bir arkadaş da gidip hepsini alacak ve Haleh bize getirecek :)

Cafedeki kocaman masalar camdan yapılmışlar. Üzerlerinde seramik boyarken hangi yolun izlenmesi gerektiğini gösteren kullanım kılavuzları var. En fazla üç kat sürebiliyorsun. Sebebini bilmiyorum. Tabi her bir katın kurumasını beklemek lazım. Bir dahaki sefer tabak çalışma niyetim var. Seneye...

İçime sinmeyen tek şey o fırçaları falan bazısının bilmediği için masa üzerinde bırakması oldu. Ben ahşap boyama tekniğini öğrendiğimde öğretmenimiz fırça korunması konusunda çok titiz davranırdı. Hatta biz fırçaları aralarını bile temizleyerek koymak zorundaydık. Bu işin zaiyatı da bu konuda olsa gerek...

Günün sonunda çocuklarımızı okuldan almaya giderken yediğimiz yemekten şişmiş, boyadığımız seramiklerin ne hale geleceğini düşünüp çocuklar gibi sabırsızlanan bir haldeydik. Senenin en güzel günlerinden birini geçirdim. Ondan öncesinin dır dırına bak, tam tersi hisler, inşallah iptal olur demeler falan...Ben böyleyim işte, hangi işi yapıyorsam değiştirme konusunda zorlanan bir tip. Ne korktuğum gibi trafikte kaldım, ne de korkunç fiyatlarla karşılaştım.

Buralarda en sevdiğim şeylerden biri de annelerin bebekleriyle gayet rahat bir şekilde dışarılarda oraya buraya gitmeleri. Süper! Bana çocuk demenin evde tıkılı kalmama koşulunu hatırlatan kadınlar bunlar. Bayılıyorum! Saçları at kuyruklu, kendine bakan, üzerlerinde rahat kıyafetler olan, kimseyle ilgilenmeden arkadaşlarıyla ve çocuklarıyla mutlu olan bir sürü aydın görünüşlü kadın...

Hava günlük güneşlik ama sıcaklık 43 derece! Keyfim yerinde :)

( Bu yazıya koyduğum fotoğrafların hepsi cafe ceramique'in web sayfasından alınmıştır ) İlgilenen için adres; http://www.cafe-ceramique.com

2 yorum:

merakli dedi ki...

İyi ki vazgeçmemişsin.Keşke Türkiye'de de benzeri yerler olsa!Benim hayalimde insanların pasta yapmayı öğrenmeye gelecekleri bir atölye açmak.Herkes yaptığı pastayı alıp eve götürür.

Evin Kedisi dedi ki...

Süper bir fikir, böyle yerler maalesef Türkiye'de sık karşılaşılan mekanlar değil. Burada en hayran olduğum şey kadınların hamileliklerinden, çocuklu olmalarından keyif alarak yaşamaları. Çocukların ortamlara uyum sağlamadaki beceriklilikleri ve sakinlikleri... Burası da bir keyif yeriydi gerçekten de. Umarım hayalini bir gün gerçekleştirirsin. Yazılarıma sürekli yorum girdiğin için teşekkür ederim bu arada :)