14 Ekim 2009 Çarşamba

Hmmmpffff!

Hani bazı teyzeler vardır koltuğa kendini bir atar, bütün yaylar gıcırdar. Ahanda öyle bir ruh hali içindeyim. Yazasım yokkkk! İyi ki de söyledim, hiç belli etmiyordum değil mi bu durumu? Günüm beş ile altı arasında bir zaman diliminde başlıyor, akşam büyük kızı da yatırmaya kadarki geçen süre olan sekize kadar kıçıma fişek kaçmış şekilde sürüyor.

Mesela dünü ele alalım, sabah bebekle arka mahallelerde yarım saat yürüyüş, ondan önce kahvaltısının hazırlanışı ve hani yollarda uyuyakalır aç bırakmayayım şekilde bir bakış açısı, ertesi kan ter şeklinde eve geliniş, tabi sabah kalkıp hop diye inilmiyor aşağı kata, her gün yıkanmış ve kurumuş olan bezler, önlükler, akşam çıkartılmış yıkanmak üzere bez ya da tek kullanımlık bezin çöpü, yukarı çıkarılmış gece oniki ve sabahın körü beslenmelerinin biberon, mama kapları üçlemesi ve tepsisi, odaların toplanması, 1 numaranın giyecekleri hazırlıkları da var. Neyse, eve gelindiğinde pek tabi ki mutfakta toplanması, düzenlenmesi, yıkanması ve kaldırılması gerekenler oluyor, bu arada benim mideme en ufak bir şey de giremiyor. Bebek kahvaltı ve yürüyüşün ertesi uykuya dalar dalmaz haydaaa bu sefer mutfakta yapılacaklar ve karnı doyurulacak olan ben ön plana geçiyoruz, eğer yıkanılması gerekiyorsa bir de araya onu sığdırıyoruz. Hızımız ışık şeklinde...

Yaklaşık iki aydır katı gıda macerasını yaşamaktayız, kitap okunmalı, zira tersinde hep aynı şeyler veriliyor ve hangi ay neye başlanmalı sorusunun en sağlıklı yanıtı kitaplarda. Alt iki dişimiz testere kıvamında, son iki gündür ise emekleme pozisyonunda kurbağalama öne atlayış sergilemekteyiz.

Akşama kadar evin temizliği, şeker leblebisinin oyalanması, derli toplu olmaya çalışmak, yemek yapmaya debelenmek, eğer beş saatlik uyku ile kalınmış ise öğlen biraz kestirme alıştırmaları, ütü, çamaşır, bir numaranın osu busu, akşam yemeğinin hazırlanışı...

Bunlara okuma, yazma işleri de eklenince benim kafadan buharlar çıkıyor. Hakikaten oturduğum an ciddi bir pelteleşme eşliğinde öööle bakınma ihtiyacım oluyor, ne eksiği ne fazlası. Evet, yazılası çok şey olabilir ama bende enerji yokkkk! Gelene kadar da böyle ne yapayım? Herkesi öpüyorum buradan.

8 yorum:

Açalya dedi ki...

Amanın hakikaten gözüm korktu benim ikinci çocuktan. Bugün okuduğum ikinci blog bu ruh halindeki. İlki Özlem`in blogu (Ela Selin ve Noah`nın annesi).
Kolay gelsin!

Evin Kedisi dedi ki...

Merhaba Açalya!

Birincisinde bütün enerjin, öğretmen gereken hayat dersleri, yardımcı olman gereken okul ödevleri, pişirilmesi gerekli olan yemek bir çocukla sınırlı kalıyor. İkinci geldiğinde küçücük bir bebekle yine sıfırdan başlıyorsun, ilk zamanlar bütün enerji O'na gidiyor, emzir, alt eğiştir, uyumaya çalış, uyutmaya uğraş...Birincinin kendini oyalayacak yaşta olması büyük bir imkan hatta O'nun gelişimi için elzem diyebilirim, bana göre birinci biraz elden çıktığında ikinciye geçiş hem annenin hem de birincinin ruh hali için gerekli. Ha tabi bu senin benim gibi çocuklarıyla pozitif anlamda uğraşan anneler için geçerli, saldım bayıra mevlam kayıra diyenler için değil. Sağolasın ama aralarındaki o diyalog var ya o diyalog dünyalara değer! Öptüm ben de.

Calanon dedi ki...

Valla ben birinciye bile tam yetisemiyorum, daha yeni yeni ki... yer gormeye basladi, aman yani.

Sen muhtesem kadin, anne, es olarak yasamina devam ediyorsun, ben de buradan zevkle okuyorum.

Kolay gelsin.

kecilerin cobani dedi ki...

aklıma sığmıyo, bi de bunların üstüne blog'a yazı yazıyo ya..
bizim buralarda domız gribi var. sizin oralarda domız gribi var mı?
(okuma yazma öğreniyos biz deniz'le tekrar ve yeniden)....
evinkedisicim...

balanne melike dedi ki...

Ben bunları geride bıraktım laylaylom:) Sana çok kolay gelsin..

Evin Kedisi dedi ki...

Calanon'cum;

Sağolasın...Ne diyim?!Ama işte olsun mu yok olmasın, e hadi yapalımlarla bir sekiz sene geçti :) Daha önünüzde var yani birkaç yıl. Öptüm.

Keçilerim Çoban'ımmm!!!

Yaşasınn, yupiii (kimler gelmiş?!) ve evet domız gribi var :))1 numaranın okulunda ikinci vaka görüldü fakat çocuğun velisi Allah'tan hafta sonu farketmişler, bütün sınıf tarandı, çocuk okula yollanmamış olaydan sonra falannn filannn....Çok teşekkür ederim yorumun için, kolay gelsin Deniz'ciğime ve sana.

Melikeeee! İnşaalah ben de o noktaya geleceğim :)) Zaman çok hızlı akıyor zaten ona güvendim yıllardır şu zaman yapsaydım bak şimdi üç yaşında olacaktı falan filanla geçti. Mucckkk!

Berceste dedi ki...

Allah kolaylik versin, ne diyeyim... Benimki uyumamakta inat etti bugun, badir badir badirdaniyor iceriden :( Su aylara gore sebze acilimini ben de meraklardayim, okursan haber eder misin?

Evin Kedisi dedi ki...

Berceste'cim;

Öküzce bir gecikmeyle sebze açılımı için baktığım The Complete Baby Toddler Meal Planner/Annabel Karmel ismini vermek istiyorum. Ancak...Ülkelere göre kitap seçimi de önemli mesela bu kitapta Türkiye'de pek kullanılmayan meyve ve sebzeler de bulunuyor. Biz sanırım artık herşeyin verilebildiği aydayız, yırttık :)