16 Aralık 2008 Salı

Kırmızı Bavul

Normal hissettiğim bir gün... Hayatta en mutlu olduğum zamanların kimseden bir şey istemeden evimde gördüğüm eksiklikleri gidermek olduğunu belki kaç kere yazdım ama sabah kendi temizliğimi, ardından bizim yatak odasının temizliğini yaptım...

Abartmıyorum, yerleri yıkadım! Toz aldım, üst katın koridorunu ve kızımın odasının yerlerini sildim. Eğilip doğrulmak zor, hatta kendi önümü görmek de öyle ama yavaş yavaş da olsa bitirdim ya işimi keyfime diyecek yok. Üst katı mis gibi temizlik kokusuyla bırakıp inerken kendi kendime gülümsediğimi fark ettim. Gerçekten Allah kimseyi kimseye muhtaç etmesin, kimseyi elden ayaktan düşürmesin. Amin!

Artık hamilelik yolunun yarısındayım. İki numaranın da kız olacağını ayın dördünde yapılan ultrason gösterdi. Parmağını emiyordu ufaklık. Bu, yıllardır beklediğim bir şeydi, hep eksik kalan yanımızdı, kızımın yarısıydı. Bugün eve gelirken Chloe ile aramızda geçen konuşma;

" Anne bugün ben çok heyecanlıydım okulda, bebeğimizi herkese söyledim"

" Kız kardeşini mi?"

" Evet, bebeğimi, kız kardeşimi, daha fazla saklayamadım :)"

Bu, benim kızımın duygusal dünyasında büyük bir pencere açacak. Evet, dırdırlandım, yine bir devrede depresyon belirtileri geçirdim, kıvrandım, kustum, öğürdüm, herşeyden nefret ettim ama bunu görebilmek içindi. Belki hala bir şeyler için çok erken yazıyorumdur, bilmiyorum. Kendime de inanamıyorum, hani bazen hayatınıza dışardan bir film çeker gibi bakarsınız ya, aynı şeyi yaşıyorum. Dört buçuk aydan sonra iki kızın annesi olacağım. Bu olayla diyorum ya, kesinlikle tamamlanacağım.

Artık yavaş yavaş hazırlıklara giriştik. Gittiğimiz yerlerde eğer piyasaya göre uygun fiyatta kalmış bir şeyler yakalarsak hemen alıyoruz. Geçen ay Dubai Mall'a gittik, dünyanın en büyük akvaryumunu yapmışlar. Amacımız onu ufaklığa göstermekti ama yine dünyanın en büyük Mega Mall'u olduğu içinmiş ki bebek mağazalarının sayısı belki de yirmiyi geçiyordu. Tabi ki çeyreğini bile görecek derman yoktu bende ama olsun!

Bebeğin biberonları, el pompası vesaire için iki alternatif düşünüyordum. Birincisi, eskiden kullandığım Chicco'nun strelize likiti, burada likit yerine Calsium vitamini gibi suda eriyenleri de yapmışlar ama bir kutusu 20 dirhem. Bir aylık, bebek bir yıl strelize edilmiş biberon falan filan kullanacağına göre fiyatlar bayağı yüksekte kalıyor. Onunla beraber bir de nedense bu sefer kimyasallığı var diye içim de tam rahat etmemişti. Diğeri ise strelize makinalarıydı. 440 dirheme buldum, baktım heryerde Avent, aynı fiyat.

Dubai Mall'da bir baktık Chicco. Benim ilk aldığım ürünlerde kullandığım ve çok da memnun kaldığım, testlerden sürekli beş üzerinden beş alan Chicco! Yupi diye içeri girdik ama kıyafetler uçuşta. Derken strelize makinalarının yerine geldik. Burada microwave'e topluca koymak için bir kutu diyelim yapmışlar, hiçbir mekanizma yok içinde. 170 dirhemdi. Bende micro yok zaten. Almaya da niyetim...Veee, bir buhar strelize makinası, sekiz biberon alıyor. Fiyat? 110 dirhem!!!!! Hemen aldık tabi ki.

Şimdi, başlangıç setleri var, onları alacağım, el pompası kaldı. Kendime de kırmızı bir bavul :))) Kırmızı bavul da nereden çıktı?! diye düşüneniniz vardır muhakkak ama ilk doğumum diyorum ya fiyaskoydu. Ne bir çiçek, ne bir çukulata, ne bir mutluluk, tersine korku ve keder...Bu sefer kendimi şımartacağım.

Bavullarım çok uyduruk, önce burada görüp vurulduğum, tekerlekli, bir sürü güzel gözleri olan kırmızı bavullardan birini alacağım. İki gün önce göğüs altına kadar inen düğmeli iki tane gecelik buldum çok şükür! Sonra o bavulun içine kendimle ilgili cici bicilerimi yıkayıp ütüleyip yerleştireceğim. Çünkü hayatımda herşey yolunda giderse ilk defa bir otel odasını andıran lüks bir odada doğum yapmış olacağım. Kendime ait tuvaletim, duşum...İnanılacak gibi değil. Ve tam bu dönemde eşimin işi sigortayı iyi oranda değiştiriyor. Aralık sonunda yeni sigorta şirketi devreye girecekmiş.

Güneşin beyaz kısımlarına vurup yarısını kızıla boyadığı yağmur bulutları...2 numara sürekli tekme atmakla meşgul :) Hava serin, benim bu konuda keyfim çok yerinde. Christmas ağacımız hafta sonu süslendi ve rengarenk...Christmas Cake babamız tarafından hazırlandı, benim tarafımdan dekore edildi de yarısı yendi bile!!
Mide ekşimeleri zaman zaman rahatsız etse, asit boğazıma dayansa da verilen şuruptan aldım dün gece, iyi geldi. Akşam üç dört kere kaldıran çişli dönemler şu aralar inzivaya çekildi. Ancak geceleri uyuyamamak, saçma sapan bir vakitte kalkmak, abuk subuk şeyler düşünüp rahatsız olmak hala baki. Çok yorulmak, eğilmek, kalkmak iyi değil. Gün içinde uyuma eğilimi devam...Tuvalete çıkma alışkanlığı düzensiz ve normal zamana göre daha zor. Özellikle tam alışverişe veya dışarı çıkıldığında :(

Şimdilik değişimler, gelişimler bu yönde.

10 yorum:

balanne melike dedi ki...

Yaşasınnnn gene yazmışsın..Bir anne için 1 kız iyi, 2 kız harika..bu benim fikrim ben de 2 kız annesiyim...bir de kızının küçülmüşleri ziyan olmayacak dimi.ben her iki lohusalığımda da ot gibi davrandım kendime aman bebiş şöyle aman bebiş böyle kendime bırak bavulu insan gibi gecelik bile almamıştım..valla çok pişmanım şöyle kurum kurum kurularak şık bir biçimde dinlenmeyi beceremedim..olmadı..eşime de diyorum bir daha doğurursam (ki bunlar bana ders olsun) 20 gün yatıcam anasını satayım diyorum:))
sana daha önce dedim mi bilmiyorum ama sanki seni hep tanır gibiyim..şöyle yakınımda olsan da bir kahve içsek ya da ne bileyim çene çalsak da olur..hoşçakal, mutlu kal..sevgiler.

Evin Kedisi dedi ki...

Valla ne güzel olur :))) Benim burada sanırım en zorda kaldığım konu bu. Kendimden birileriyle çene yapmak, gülmek, ya tv de şu vardı dün seyrettin mi diyebilmek...

Beni tanıyıp tanımadığını bilmiyorum da Melike en sıkı takipçi olma yolunda plaket hazırlasam sana veririm :))

Üçüncüyü de mi düşünüyorsun? Amanın!!! Yok, ben iki tanede bırakacağım bu işi. Ama kurum kurum kurulma durumunu buna bırakıyorum galiba. Birincideki korkularım ve yaşadıklarım yüzünden. Sen niye ikincide yapmadın, orasını bilmiyorum bak.

Yatma konusunu ben de beceremem. Biran evvel kalkmak zorundayım, elime bir su getirecek insan olmayacak çünkü. Üç günde kalkılıyor zaten de gerisi yavaş yavaş...

İki kız hakkında hemfikirim. Kesinlikle hem birbirlerinin herşeyini kullanacaklar, daha az masraf hem de dostluk anlamında çok daha yakın olacaklar. Süper!!!

Çok teşekkürler :) Sen de sağlıcakla kal.

small button nose dedi ki...

iyi haberlerini okumak cok guzel. alinca kirmizi bavulunun resmini koy bak merak ediyorum.
iki kiz ay ne guzel allahim insallah bi gun bebegim olursa benimde kizim olsun tabi once saglikli olsun cok onemli degil ama kiz olsa fena olmaz:)
xx

Evin Kedisi dedi ki...

Evet, tamam alınca fotoğrafını çeker koyarım :) Güzel yorumların için teşekkürler. İnşallah bir terslik merslik olmadan biter gider bu iş. Şimdi de doğumu yaptıktan sonra ev bakımında ne yapacağım kafama takık da...

small button nose dedi ki...

merak etme kizlar sana ev islerinde yardim ederler artik:)
cidden dusunme sende benim gibisin. dusun dusun .daha bende cocuk yok hangi okula gidecek turkceyi nasil ogrenecek gibi daha bi ton sey dusunuyorum:)

Evin Kedisi dedi ki...

Ben Türkçe konuşuyorum, herşeyin de doğallıkla otomatikman yaşatıldığı kadarıyla öğrenildiğine inanıyorum. Maalesef Small Button Nose'cum İngilizce'de kitaplar ve eğitim o kadar renkli ki, ne Türkiye'deki pedagojiden bir haber yazılmış kitaplar ne de bir konuya odaklanmış, yaratıcılıktan yoksun eğitim sistemimiz İngilizceyle yarışabiliyor bu düzeyde. Maalesef diyorum çünkü o kitapları ve projeleri gördükçe benim içim içime sığmıyor, rengarenk! Kendi öğrencilik hayatıma dönesim geliyor.

Sen de bir gün hayatına katılan insancıklarınla İngiltere'de isen o zaman Türkçe konuşmaya devam edersin, öğreniyorlar merak etme. İnsanın kapasitesi sonsuz, yeter ki doğallığıyla severek gelsin bilgiler :)

Sağlıcakla!

miso dedi ki...

Canım benim,
İki kız muhteşem; ben ve Burcu gibi. Biliyorsun bizde bir oğlan var. Aslında ikinci çocuğu istemiyoruz ama zaman zaman benim aklımdan geçmiyor değil. Ama evin kedisicim, bir oğlan daha olursa cidden başa çıkamam. Beni çok yorar; gereksiz yere yani. Başa döneyim: İki kız? Muhteşem. Cidden :)

marruu

Evin Kedisi dedi ki...

Miso'm;

Bence de...İki kızın ya da iki erkeğin olması sanki aralarında daha bir ahenk yaratıyor. Ama her zaman söylediğim şu, her iki cinsiyetin de verdiği farklı enerjiler vardır muhakkak gerek aileye, gerek kardeşlik anlayışına ama benim heppp gönlüm ikinci kızı tamamlamaktı giden de kız olduğu için. Bu oğlan da olsaydı, herhalde kalbimin bir kenarında kızım diye kalacaktı. O dürtü bitti en azından :)))

Sağol varol ve bu arada, eğer biz de şu an Türkiye'de olsak gönlümüzdeki eğitimi parasal anlamda asla veremeyeceğimiz, o olsa da belki o sistemin yine bizleri mutlu etmeyeceği düşüncesi adına ikinciyi istesek de yapamazdık. Yalnızca şartlar...Haklısın.

gulay dedi ki...

Yupiiii....ben demiştim, kızımız geliyor diye.
Bu arada en son, blogunda birara yazmayacagım demiştin diye hiç girmiyordum bloguna. Kaçgündür sana mail yazmak için bilgisayara oturup, unutarak kalkıyorum masadan.
Bugun senin yorumunu görünce çok sevindim. Yazılarının tamamını okuyamadım ama sanırım hersey yolunda gidiyor.
Yine yazacam, simdi kalkmam lazım
Hoscakal

Evin Kedisi dedi ki...

Amaannnn! Ben böyleyim işte, bir sinir paldır küldür, pata küte...Sonra durulan dalgalar, ardından yazmazsam kurtlanırım duygusu...Çok sağol Gülay'cım, inan Candaş'la seni gördüm bloğunda, mutlu mutlu ben de enerji aldım. Kolay gelsin. Yaz, bekliyorum :)