26 Ekim 2008 Pazar

Yılların Geleneği

Türkiye'de bu yeni olan bir şey değil ki! Ben küçücük çocukken babamla abim bahçeye götürüp bir sürü kitabımızı yakmışlardı. Evlerde arama vardı, onların (!) karar verdiği, okunmamalı listesi görüldüğü an hapsi boylamak, hatta daha da acı hayat tecrübeleriyle karşılaşmak olasıydı.

Ya da mesela, yıllar boyu cinsellik televizyonlarda öpüşme bile olsa kesilen, filmin hop! diye başka bir kısmına geçilen bölümünü oluşturdu. Öyle basit bir sansür değildi bu, belki nesillerin yatak odalarına yansıdı, sürekli yok sayılanın, kesilenin, gösterilmeyen ve konuşulmayan bir ayıptan zevk almak olası mıdır sizce?

İyi kızlar, kötü kızlar, kafası bir tek oraya çalışan erkeklerden korunan, zaman zaman hediye olarak sunulan bekaretler...Hala eskilerden uyarlanmış dizilerde kızlarımızın kendine güvensiz, bu konuda bastırılan versiyonları " Türk gelenek ve göreneklerine uygun kadın prototipi" olarak sunuluyor da deliriyorum sinirden.

Olması gereken birey olarak ne istediğini bilen, kendini sağlık anlamında nasıl koruyabileceğinin ayırdına varmış, mumyalıktan çıkartılmış kadınlar olabilmekte...Ama maalesef. İşte, hala gördüğümüz bu yasak zihniyetinin yatak odasına burnunu sokmuş versiyonudur. Her yer bitmiş oraya kadar bile uzanmıştır konu. Çünkü o zihniyet içten içe bakiretini koruyan, ürkek, içine kapalı, onları kimselerle karşılaştırmayacak, performanslarının ne kadar ucube olduğunu anlaşılmasına engel olacak, masum, bozulmamış (!) kız ları beğenir, kendine onları depolar.

Bizim gençliğimizde de yasaklanmıştır çoğu kitap. Kitabın yasaklanması bir kenara 64 gazeteci öldürülmüştür ve herhalde bu sayı bu konuda ün yapmış olan Rusya'dan sonra ikinci ülke olmamıza sebeptir. Zaten Türkiye'ye bakılacak olursa dünya birinciliklerimizi şu konularla özetlemek mümkün; sigara içmede birinci, trafik kazalarında birinci, çocuk yaştaki kızlarının başlık parası adı altında satılması ile birinci...

Hülya Avşar'ın Türk Max'da getirdiği konukları ve konuşmalarını büyük bir keyifle izliyorum. Yazarlarımız, kadın beyinlerimiz...Belki yıllardır adını sanını duymadığımız bireyler geliyor oraya, düşünce yapılarıyla ağzımın suyunu akıtıyorlar.

Bir kadın yazar...O'na " Neden siz öncülük etmiyorsunuz?" denildiğinde verdiği cevap; " Ben çok sevdiğim bir halka öncülük edebilirim, bu halk ki bizim neslimizde ülkeyi kurtarma adına ortaya çıkan giden ve bir daha geri dönmeyenin sessiz takipçisidir. Kırgınım...Elimden geleni küçük gruplarda yapmaya çalışıyorum ama içimizden hiçbirisi onların arasına giremez, yaşatmazlar zaten."

Yaşatmazlar mecazi anlamda kullanıldı ama iki tür yaşatmamak var, birincisi hayata kasıt, ikincisi de o felsefeyi maçolukla yoketmek, içine etmek, maçoluk geleneği, keserim lan! tarzı yaratmak...

Ve bir halk, içinde aydın var ama kıstırılmış. Türkiye Avrupa'nın ortaçağını görünmez şekilde yaşamaktadır bugün ve yüzyıllardır...

Ben her zaman onu söylerim, felsefeyle, düşünce gücüyle, yazmakla, okumakla despotluğa karşı kısa vadede durulmaz. Oyun baştan kaybeder güç karşısında. Belki yazılanlar ve yakarışlar da yüzyıllar sonra çözülür ve anlaşılır.

Bugünden ümidim ise Türkiye anlamında sıfırdır. Bu da böyle biline!

8 yorum:

small button nose dedi ki...

daha neler yasaklanacak bakalim ben gercekten anlamdim ysaklama nedenini .
hersey baski altinda tutulup, yasaklanip ayiplanip hayata goruntude kisitlamalar getiriliyor.sonra insanlarda gizli gizli her bi halti yiyolar.erkelerrin sokakta yuruken bile bakislari sanki hic kadin kiz gormemmis gibi kucuk yasta evlendirmeler tacizler nebilim onca kotu seyler hepsi baskidan . bilmiyorum kotu bi ornek mi ama burda millet mini etek ti askili bluzdu giyiniyor is yerinde sokakta bi allahin kulu donup bakmiyo. bana ilk basta garip gelmisti aliskin olmadigim biseydi bizim memlekette hep cekindimiz seylerin burda ne kadar normal oldugunu .su anda okudgum bi kitap var saira ahmed (disgrace)ingilterede yasayan pakistan asili musluman bir kizin pakistana gonderilerek zorla evlendirilmesi gordugu gozunu acip biseler ogrenmesindiye yapilan baskilar kitapta kzin pakistanda sokakta yururken gordugu tacizler filan neyse boyle sanirim baski ve ezilen hor gorulen kadinlar.yasaklar nereye kadar gidecek bakalim. sevgiler.umarim sikintilarin azalmistir hamilelikle ilgili

Evin Kedisi dedi ki...

Dünden beridir Türkiye'den gelen tüm tıklanmalar bitmiş...Öyle bir duygu ki sanki kocaman bir ülke ölmüş...Çok kötü bir durum.

Benim bildiğim yasaklanmalar gizli olanı arttırır, öfkeyi biler, başka da hiçbir şeye yardımcı olamaz. Sebebi falan da belli, kontrol hastalığı, o kadar!

Herkesin ahlak konusunda ahkam kestiği yerden arkanı bırakıp kaçacaksın.

Yok, hamilelikle ilgili nakarat devam :( Ama o konu şu olanların yanında çok bana odaklı kaldı.

balanne melike dedi ki...

Sustum öylece kalakaldım. belki çocuklarımız bunları değiştirir belki her yer AKDENİZ olur..Hayalprest miyim ne?

Berceste dedi ki...

Oncelikle yasaklarin anlamsiz olanlarini onaylamiyorum, zaten mumkun de degil onaylamak diyerek baslamak istiyorum. Amma velakin yurtdisindaki gibi cocuk yasta ilkleri deneyen bir genclik de hos olmasa gerek. Icip icip sabahlara dek sokaklarda tuvaletini yapan, bagirip cagiran, uyusturucu kullanan... Dengeli olmali hersey. Ne asiri ozgurluk, ne fazla yasak... TV'daki yasaklardan bahsediyoruz, dogru, haklisiniz ama ailemle film seyrederken en olmadik yerde en olmadik sahneleri seyretmek zorunda kalmak da hos degil. Ayni seyi sinema salonunda yasamak da hos degil. Dun Mustafa filmini seyretmek icin sinemaya gittik. Yanimizda aile dostumuzun ufakliklari... Oyle kanli sahneleri olan bir tanitim yaptilar ki, cocuklarin odu koptu. Arada cinsel objeler de vardi, Allah'tan onlari ya farketmediler ya da tepki gosteremediler! Bunu UK'de bir sinemada yasadim mi? Hayir! Ozellikle her kesimin seyredebilecegi film logosu olan bir filmden once reklamlar da ayni kalitede seciliyor! Acik icerik tasiyan filmler gece belli bir saatten sonra(cocuklarin uyku saatinden sonra) yayimlaniyor.
Gelelim bloglara... Bunca blog var icerigi calinan, fotograflari calinan... Buna tepki gosterdigimizde hicbir yasal yaptirim bulamadik, yanarim bir Lig TV olamadik :( Anlayamadigim da neden sadece o blog degil de her Blogger yazari ayni muameleye tutulur?

Evin Kedisi dedi ki...

Kesinlikle, çocuk yetiştirirken de disiplinden bahsedilir zaten. Disiplinin ve ailenin(!) olmadığı yerlerde çocukların daha mutsuz oldukları, sınırlarını bilmedikleri için de kendilerini sanki mahvetmek için çaba harcadıkları...Ama günümüzde maalesef kendilerine liderlik yeteneğinden yoksun o kadar çok insan çiftleşme yoluyla anne ve baba oluyor ki! Bu ayrı bir konu...Ve yabancısı ya da yerlisi yok, dünyanın heryerinde var, Türkiye'de herşey fazlasıyla var da gizli kapaklı, var dersen de haşa! Şu son zamanlarda tv de döne döne yayınlanan ve İngiltere gündemine bomba gibi düşeceği çocuklara yapılanlardan önce konuşulan ve üzünülen bir ülke Türkiye. Zaten seyredeceksiniz orada da...

Diğer yasaklamalara ve sınırlara gelince...Kesinlikle katılıyor ve kendi ülkemden verilen yayınlara izin vermiyorum kendi kızımda. Aynen! Çocuk programlarının arasına vahşet ve seks odaklı reklamlar, her on dakikada bir haber programlarının bile yaptığı ahlaksızlık " Döneceğiz" diyip güle güle demeden önce sıkıştırılan reklamlar...Bunları kaç kere şikayet amaçlı yazılar yazıldı, yanıt?! Okunmaz ki bile, koskoca bir boşluk, dom domluk ama dediğin gibi futbol oldu mu konu küt kapatma için bahane.

Ben hayatım boyunca ciddi muhalefetim memlekete, hep de aynı şekilde düşünüyorum, bu böyle gittikçe de aynen devam edeceğim.

balanne melike dedi ki...

KÜSME YAAA. PEKİ BİZ NE OLUCAZ YAZ DA OKUYALIM BAKALIM, GÜZELİM MUHALAFAT YAZILARINI..SEVGİLERRRRRRR

miso dedi ki...

Halkım mı dedik? En çok senin benim gibi kadınlardan nefret ediyorlar. Ne yazık ki. Hem de kadınlı erkekli.

Evin Kedisi dedi ki...

Melike'cim;

Küsmedim, hala yazacak bir sürü şey kafamda oynaşmasına rağmen bs'la canım cicim yapamıyorum. Ne kadar başında kalırsam o kadar midem ağzıma geliyor :((

Miso;

Evettttt! Al benden de o kadar! Helal olsun bu gözlemine ama doğru, hem de yüzde yüz! Programlardan birinde kadın Almanya'da mı ne yaşamış Türk erkeklerinin bakış açısı ve yapısından, kendine uymadığından, evlenirse ne olursa olsun ülke dışı görmüş, farklı kültürleri deneyimlemiş biriyle birlikte olmak istediğinden bahsediyordu ki, kadınlarımızdan (!) biri atılıp, Türk erkeği gibisi var mı, halkın önünde erkeklerimizden özür dileyin dedi!!!!! O ha dedim ve aynen katılıyorum sana Miso, o maganda kısıma giren erkekleri de yaratan Türk kadını değil midir? Kendisi hıyar ve maganda olmayan kadından onun erkek versiyonu çıkar mı? Öptüm seni :)