19 Aralık 2007 Çarşamba

Yani Affedersiniz!

Yanımıza bir Pakistanlı aile taşındı. Evlerimizin bahçeleri iki duvar kıvamında birleşiyor. Arap Emirlikleri'ne ilk taşındığımızda söylemişlerdi Araplar en çok gece çıkar, çocukları hele de yerel mekanlarda akşam sürekli dışarda oynar demişlerdi. Bizim başımıza şimdi Allah'ı var üç senedir böyle bir durum hiç gelmedi. Ama şimdi böyle bir tecrübe var :( Benim de saçımı başımı yolasım varrrrrrr!

Bu insanlar, ( tabi her zaman söylüyorum genellemeler herkes için geçerli değildir, illa ki kaideyi bozan çürük yumurtalar (!) çıkacaktır ) büyük aileleri severler ( Pakistan'lı ve Arap olanlar, Yalova erkanı ). Şöyle çoluk çombalak oldular mı deyme keyiflerine! Parası pulu olan da aynı, hiç yiyecek ekmeği olmayan da. Değişik bir maneviyatları olduğu için varlığın da yokluğun da kalabalık bir aileyle daha zevkli hale geleceğine koşullandırılmışlar sanki. Beyinleri yıkanmış, kadınları çoğalmaya, erkekleri çoğaltmaya odaklanmış, gerisi Allah kerim olan bir mekanizma.

Burada Pakistan'lı kim tanıdıysam ( gerçi abarttım alt tarafı iki aile ) iç içeler. Fiza mesela, ne zaman görsem illa ya bir düğünleri oluyor, onun hazırlığını yapıyorlar veya bir akraba gerek kendi tarafından, gerek koca tarafından bir daim ağırlanmakta...Diğer Pakistan'lı arkadaşım Shadan ise doktoru; " İkinci çocuğundan sonra hamile kalırsan doğururken ölürsün." dediği için beş tane falan yapmadığını, BÜYÜK AİLE'yi herzaman çok sevdiğini söyler durur.

Ben, böyle şeyleri anlayamam. Bana kalabalık aile falan çok kaotik gelir. Aynı bir film vardı hani John Travolta ve şimdi çok şişman olan bir kadının filmi, "Bak Şu Konuşana" olabilir mi dedim birden, orada kadın bir rüya görüyordu, sarhoş koca eve gelir, kadın saç baş bir tarafta, heryerde mamalar uçuşur, çocuklar bağrışır, kadın bağırır, adam bağırır....Hah! İşte öyle benim için. Gerçi hoş, bir taneyle bile " Heheeee çok yaramaz bu heperaktiffff" diye övünenler de var ya, onlar bambaşka bir konu. Çok yaramazlık eşittir süper zeka, o da eşittir kasaba zihniyeti olanlar.

Ama farklılıktan konu açılmışken, iyi ki insanlar farklı farklı tabi. Düşünsenize, hepimizin büyük aile diye emelleri olacak mesela, en az beş çocuk ya da herkes aynı mekanda yaşama isteği duyacak. Mesela bazısı büyük apartman katlarını beğenir, bazısı bahçeli, sakin yerleri tercih eder gibi...Hani, Ferrarisini Satan Adamın karşısına bir de Ferrarisini Geri Alanların listesini çıkartmışlardı ya, sakinlikten daral gelmiş bu insanlara " Şehirrrr, şehirrr, egzos dumanım, vay canım!!!" diye geri dönmüşler :) Farklı oldukları için sinirlenmem ben onlara, benim mekanımı ayılıklarıyla mıçıp batırmadıkları için ellerinden öperim. Aman! Yeter ki benden uzak cehenneme direk olsunlar durumları yani :)

Birkaç akşamdır işte bu yeni taşınan ailenin topu topu üç çocuğu, ki bir tanesi 15 yaşında gözüken katır gibi bir kız, şimdi üst katın penceresinden karanlıklar içinden dikizledim, saat gece 22:00 civarları çıkıp bir ordu kadar gürültü yapıyor. Mecbur muyum kardeşim ben senin ipini koparmış çocuklarının sesiyle evimin içinde sarsılmaya?! Başlarındaki anne kılıklı karı da afedersiniz, ellerini çırpıyor, onlar birbirlerinin tepesine atlarken, bisikletle düz duvara falan tırmanırken angut yavrularına gaz veriyor. Bir de tiz mi tiz sesiyle konuşuyor. Iyyyyyy ıy!

Yalova'da böyledir. İnsanlar geceleri bilmemneye kadar oturur, öküz gibi birbirlerinin üst katında horon teper, annemin bir komşusu sabah üçte oğluyla koridorda futbol maçı yapardı, kadının biri saat iki gibi sabah evi vakumlardı veeee tabi ki tahmin edilsin sabah kaçta uyanılıyor? Evet, doğru onikiye doğru! Peki, sabah o saatlerde bir inceleyelim bu hıyarların ev ses düzenini. Kimsede çıt yok!!!! Ama mesela, benim kız öğlen yatardı... NE?! Öğlen bizim kalkış saatimiz kalkışşşşş! Dan din Donnnnnn! Birisinin çükü kesilecek, akşam şu saatte gelin, anons veya, patatesss soğannnnn, dan din don!!!! birinin çocuğu kayboldu, bulanın canı çıksın, hatta ve hatta kuzusu kayboldu bulan getirsin, zırnnnnn! kapı, çlink çlonk telefon. Allah'ım sen beni kurtar! Bir ülkede bu kadar mı ses kirliliği olur ve insanlar buna uyumlanmış şekilde yaşar yahu! Kimsenin sesi çıkmaz hatta anonsu kapattırdığında cinayet işlenmiş durumları yaratılır. Yok, buraları daha o kıvama gelmedi ama güzel olana alışmak zordur ya, öyle işte. Ne güzeldi, sessiz sedasız yaşayıp gitmek. Üst komşu yok, alttan bağıran eden yok.

İşte, aslında bu mağara insanı sürüsünün uyuduğu öğlen vaktine kadar alacaksın eline ne kadar gürültülü şey varsa kafalarında patlatacaksın. Şimdi dua ediyorum. Lütfennnnnnn bu BÜYÜK AİLE buradan gitsinnnnnnn! Ben istemiyorum büyük aile falan ya! Ben dinginliğimi sessizliğimi bozan bir bok istemiyorum hayatımda ya! Yani afedersiniz!

18 yorum:

Goddess Artemis dedi ki...

Gürültü yapmamak, konu komşuyu rahatsız etmemek en basit görgü kurallarından biridir. Ama anlattığınız Paki'ler beni şaşırtmadı, tıpkı yazları Boğaz'ın en gözde semtlerini dolduran ses/görüntü/çevre kirliliği yaratan pis Araplar gibi. [Vakti zamanında Gulf Air ve Emirates için çalışmıştım, bunların en zenginlerinin bile ne halt olduğunu iyi bilirim!]

Avuntunuz şu olabilir: bu görgüsüzler altı üstü bitişiğinizdeki eve taşınmış, hiçbir şekilde iletişim kurma mecburiyetinizin olmadığı denyolar. Biz yönetimdeki görgüsüzlerle ne halt edelim? [bkz: son yazım]

Evin Kedisi dedi ki...

Ah Artemis ah!

Şimdi senin yorumunu okurken içimden Antalya'yı geçirmeye başlamıştım, sonra yazıma yalnızca Yalova'yı koyarak haksızlık mı ettim diye düşündüm. Neden diyeceksin? Çünkü orada da Almanya'da yaşayıp yaz aylarında türkiye'de tatil yapmaya gelen Türkler olurdu. Bu insanların hayatı yemin ediyorum balkonlarında geçerdi, geceleri yapılan takır tukur, bağırtı çağırtı okey partileri, mahallenin sonunda yeralan dansözlü, içkili, sarhoşlu oyun havalı, horonlu geceleri ve tepki gösterdiğinde havaya gecenin bir karanlığında sıkılan tabancalar, komşunun bütün mahallenin köepklerini beslemesi, ardından yoldan geçen her arabanın arkasından korkunç sesler çıkartarak bu köpek sürüsünün arabaları kovalaması...

Neden korunmak lazım, esas cahilden. Ne bir kuralları vardır ne kaideleri, ince düşünmek kültürdür ama onu verebilmek iyi bir eğitim gerektirir, nesilden nesile aktarabilmek de öyle.

Öküz gibi doğup, öküz gibi yaşlananan çook millet var. İşin acısı içlerinde bizden örnek de bol :(

Tatilde bile bloğumu okuyup yorum bıraktığın için teşekkür ediyorum. Gelip bakacağım ne yazmışsın.

Magissa dedi ki...

Vallahi baksanıza pek de "altı üstü yan ev" durumu değil bu Artemis'cim... Kapı komşusu; burnunun dibi?
Yaygaracı ve kaba komşu kadar gıcık eden az şey olsa gerek. Başkaları yokmuş gibi davranmayı bazı kesimler "en temel hak" görseler de, aynıları kendilerine yapılsa yeri göğü birbirine katarlar eminim. Cidden allah sabır versin.

Bizim de karşı komşumuz (hem de yönetici) olan hanım cankurtaran sireni gibi ötüyor. Sadece uyuduğu saatlerde suskun. İki tane azman gibi oğlu var, birbirlerine ağız alınmayacak laflarla saldırıp mobilya fırlatıyorlar. Nereden biliyorsun derseniz, attıkları şeyler iki daire arasındaki ortak duvarda patlıyor da oradan biliyorum. Hatta arada küçük oğlanı (küçük dediğim 15-16 yaşlarında) kapıya koydukları da oluyor. Geçenlerde sokak kapımıza birisi koç başıyla girişiyor sandık, delikten bakınca meğer babası oğlanın okul çantasını bizim kapıya doğru fırlatmış. Bir yandan da öz çocuğuna "s.tir git, k.duğumun çocuğu" diye bağırıyordu. (Bu arada biz evi tutmadan evvel gezerken emlakçı olacak madrabaz "komşularınız çok nezih insanlar, apartman da aile apartmanı, karşı komşunuz makina mühendisi" bilmemne diye övgüler sıralıyordu.)

Bazı sabahlar kavga çığlıkları veya yüksek sesli Sedar Ortaç şarkılarıyla uyanan bir mağdure olarak sizi anladığımı dile getireyim dedim, çok sevgili Evin Kedisi!

Evin Kedisi dedi ki...

Sevgili Magissa;

Bence bu konu insanların en fazla şikayetçi oldukları başlıklardan en önde geleni. Beraber yaşayamamak konusunda çok tecrübelerimiz var. Bu konuda sanki hepimiz masterlıyız ve nereye kaçsak da kurtulamıyoruz. Çok basit görgü kuralları okullarda okutulmaya okutulmaya, öküzlerden çıkan çocukların oluşturdukları gruplar toplumu oluştura oluştura işte gelinen nokta!

Şimdi bu komşun örneğin gelecek nesillere potansiyel. Diyaloğu, sandalye fırlatmak olduğunu sanarak büyüyen çocuklar. Babamın bir lafı vardı, çürük ve hasta bir toplumuz derdi, hakikaten katılıyorum, hasta meyve veren bir ağaçtan çıkan sağlamlar da kendine ne kadar hayat hakkı bulabilecek acaba?

Açalya dedi ki...

Kolayliklar valla, sen anlatirken bana daral geldi.
siz en iyisi bizim bu tarafa tasinin, milet 10'da yatar 6'da kalkar, saygi, sessizlik, huzur...var hafasonu bbq'culri, particiler am, insanlar artik o kadar da egleniversin deyip sesini cikarmiyorsun.

elektra dedi ki...

uffff, kolay gelsin.
ama ben iyi bayramlar diyecektim. hatta dedim bile:) sevgiler...


not: yahu, sen de bu kelime doğrulama eziyetii koymuşsun ama:(

Evin Kedisi dedi ki...

Elektra'cım teşekkürler, bu kelime eziyeti hani gelmişti ya bir İspanyolca yorum, onun ardından geldi. Ben de deli oluyordum nedir bu kelime doğrulama falan diye ama meğerse o işlem otomatik olarak herkese yollanan yorumları önlemek içinmiş. Yani, kelime doğrulamayı ancak insan gözü yapıyor makina yapamıyor şeklinde. Biliyorum sıkıyor insanı ama belki bir süre sonra kaldırırım, şimdilik kalsın böylecene :)

miso dedi ki...

Ah evinkedisi,
Yarama bastın. Kumla da böyle. Bursa'nın ilçesi kendileri. Her yaz gitmek zorunda kalıyorum ve nefret ediyorum. Gürültü olayı dayanılır gibi değil. İnsanlar hakkında düşündüklerimi yazmak bile istemiyorum inan.

marruu

Evin Kedisi dedi ki...

Miso'cum;

Bilmem mi Kumlayı?! Yıllar yıllar önce gitmiştik de iğrenç denizanalı bir denizi vardır, kalabalığı ben ergenlik çağındayken bile felaketti, artık düşünemiyorum. Ama bir şey söyleyeyim mi eğitimsiz insan kalabalıklarının olduğu heryerden kaçmakta fayda var. İnsanın böyle işte iliğini kemiğini kurutuyorlar.

Bu arada, ilginç bir şekilde ben bu yazıyı yazdım ardından o çocuklar yokoldu :) Acaba diyorum yeni taşındıkları için çocuklu akraba mı gelmişti bunlara yardım ediyordu? Allah'ım amin amin ya, valla.

Biyo dedi ki...

Hayır ben gelip gözüktüm o veletlere.Bi kafa koydum"Dağılın lan!Evin kedisini mazlum ve sahipsiz mi sandınız denyolar!başlarım sizin büyük aile marakınıza daaa size de,defolun,naş naş haddeee"dedim.

Ücretimi bi zaamet postayla nderiver kedicim.Krismınzda geliyor,eve çam mam bişiiler alacaaz.

Kedi dayanışması ayaaana bedavaya babamın hayrına yapmadım ben bu işi.Belalı bi iş sonra.Hadi gözün aydın diyeyim ben saga!

Evin Kedisi dedi ki...

Biyo...

Bak senin bu yazdıklarından korkularından mıdır nedir ses seda çıkmıyor yahu beş gündür falan :) Tabi, havaların buraya göre soğuk olması ve dışarıya pek çıkmamaları da olabilir sebep. Anlamadım gitti...Ama kesin iki erkek çocuk, bir kız ( 14 lerinde gibi ) bir tane ne olduğunu anlayamadığım baba gibi gözükmeyen ama abi için de katır gibi olan başka biri :(

Ya, işte bu da haksız rekabet kardeşim!! Dünyanın kıt kaynaklarından biri çoğalıyor bilmemnekadar götürürken biz buralarda ikinci olursa ne kadar standart yakalayacak telaşına düşüyoruz.

Değişik bir dünya, denyoların dünyası :) Şimdi bu tip insanlara sorsan " Sen de yap" derler " Tutan mı var?!"

alev dedi ki...

Sevgili Evin Kedisi,

Hic uyarmayi denedinmi? Insanlar bazen geldikleri ortamlardaki aliskanliklarini, yeni bir cevreye girmis olduklarinin farkina varamadiklari icin surduruyor olabilirler. Pakistan'da havalar cok sicak oldugu icin, hayat gunes battiktan sonra basliyor diye anlatirdi esim.

Onun cocuklugunda, aksamlari herkes disari cikar, tatliciya, pazarlara falan giderlermis sogukluk yemeye icmeye falan. Eminim kimiside evinde bahcelerinde bir tur serinleme cabasi icinde vaktini geciriyordur.

Uzun lafin kisasi, belki bu ailenin kimilerimize gore gec buldugumuz saatlerde disari cikmasi da iklim tarafinda dictate edilen bir tur kulturel aliskanlik olabilir.

Ama tabiki sen buna her zaman anlayis gostermek zorunda degilsin. Yine de ben hep acik iletisime inanirim. Gidip bu hosnutsuzlugunu onlarla paylassan umuyorumki hersey yoluna girecektir.

Sonucta Pakistanlilar da aile oriented insanlar, yaptiklarinin gurultu oldugunun farkina varipta seni ve aileni rahatsiz ettigi uygun bir dille anlatilirsa daha dikkatli hareket ederler diye dusunuyorum.

Yinede tabi hic bir seyin garantisi yok, ama bu garantisizligin insanlarin uyruklarina maledilmeside yanlis diye dusunuyorum.

nitekim sende belirtmissin, ben kendim de Turkiye'de de apartman hayatinda bu tur senaryolar yuzunden bir cogumuzun muzdarip oldugunu biliyorum. Buna ek olarak sigara icilmemesi gereken yerlerde sigara icmek, cevreye karsi duyarsizlik bizim ulkemizde bizim insanlarimiz soz konusu oldugunda da almis basina gidiyor.

O yuzden bence yorum birakan arkadaslardan birinin dedigi gibi bu durum cehaletle ilgili birsey, turk ya da pakistanli olmakla ilgili degil. Bence bu tur konulara yorumlarimizda daha duyarli olmamiz gerekiyor.

Evin Kedisi dedi ki...

Sevgili Alev;

Yazdıklarına katılıyorum, bunu belirtmek için de kendi yazdıklarımın içine Türkiye'den yaşadıklarımı ve diğerlerini örneklemeler vererek anlattım. Cahilliğin de millet dinlemediğini ekledim. Bu tür farklılıklarımız insan olarak o kadar uç noktalarda ki işte o yüzden hep kimselerin kimselerle yaşayamayacağını savundum durdum. İklimsel etkilere gelince...Burası Arap Emirlikleri yani gündüz insanların haşlandığı gece yaşamın başladığı yer, dolayısıyla Pakistan'dan ya da yaz ayı Türkiye'sinden bir farkı yok ama herkesin seni duyacağı yerde bağırıp çağırarak horon tepmek, senin ayakta olduğun vakit herkesin ayakta olduğunu düşünmek ya da düşünmemek bir kültürsüzlük bir cahillik göstergesidir. Yazdığım gibi Yalova'ya, Antalya'ya kalabalıklarıyla (!) gelen ailelerimizin de bakış açısı budur. O yüzdendir ki birbirlerine soğuktur dediğimiz İngiliz kültürü aslında soğuk falan değil tam tersine o sevecen olarak nitelendirdiğimiz enseye tokat ....parmak anlayışından fersah uzakta, bireysel sessizliğe saygılı bir toplumdur ama bu eğitimsiz cahil örneklere bakılacak olursa soğuk nevaledir. Yani, kısaca ve özce herkes birbirinden farklıdır kabul ama rahatsızlık vermemek üzerine de kurallar olmalıdır. Açık konuşmak? Bunu Türkiye'deyken yaşadığım birçok yerde denedim pek bir işe yaramadı. Zaten onlar sana gürültü olsun diye yapmıyorlar ki bunu gündelik hayat akışları öyle, dolayısıyla insanlara değiş demekten öteye geçmez. Hele ki kendi memleketin olmayan bir yerde hayatta yapılmaz. Sonuçta sen buraya geldin onlara uyacaksın, tempo neyse homurdansan da katlanacaksın ama bir de yazmıştım son bir haftadır sesleri yok :) Bu arada yorum yazdığın için teşekkürler :)

balanne dedi ki...

Slm, uzunca bir aradan sonra ancak vakit bulabildim. Bu arada yeni trend uzun yorum yapmak mı?:) Genel anlamda iyi olmanıza sevindim. Bu arada bende siteme muhabbet katacak yazar arıyorum ilgilenenlere duyurulur.Hoşçakalın.
balanne.com buradayım...

Evin Kedisi dedi ki...

Yok Melike'cim, uzun yazmak yeni trend diye bir şey yok buralarda, isteyen kafasına göre takılıyor, ben buradayım demek bile benim için çok hoş bir süpriz olabiliyor. Sende olduğu gibi, düşünmeye başlamadım değil, nerelerde bu kız diye :) Hoşgeldin. Sen neden blog açmıyorsun, ben mi bilmiyorum yoksa? Pot mu kırdım? Biliyorsun ben bir siteye de yazı gönderiyorum ve üç yıldır o macerama da severek devam ediyorum ama burada yazdığım gibi değil. Bir kere gönlünden geçeni muhakkak makaslamak zorunda kalıyorsun, bir başlığa bağlı kalarak yazmak durumundasın falandı filandı gibi disiplinleri olan bir iş ama burada kafana göre takılma lüksü var, beğenen seninle kalır, beğenmeyen zaten okumaz diyorsun. Evet yoksa ben mi atladım? Senin niye bir bloğun yok? Biz de onu bekleriz :)

balanne melike dedi ki...

Hoşbulduk.:)Dediğine yani özgür olamama kısmına kısmen katılıyorum.Ben beynimle ilgili frekans dışında özgürüm. Hem zaten hakaret, çalıntı olmadıktan sonra istediğimizi yazıyoruz bizde. Blog işini denedim ama sonuç felaket oldu, şapşal şapşal saçmaladım, siteyi daha cazip yapan nedir tam olarak ifade edemiycem. Lakin seninki gibi, pigmelerledans gibi gerçekten özgün bloglar muhtemelen senin kurabiyelerin tadında, ben çok lezzetli buluyorum.

Daha önce demiştim, egeye yeni taşındık doğal olarak adaptasyon süreci oldu. Allahdan hızlı ve özümseyerek oldu. Ama seni her fırsatımda zevkle okuyorum.

Bu arada nerede yazıyorsun.

Evin Kedisi dedi ki...

İnternet dergilerinin birinde diyeyim kısaca ;)) Buradan, nerede yazdığımı söylersem Evinkedisi olarak kalamam, o zaman da kendim olamam, kasmak hiç istemiyorum.

Güneye taşınma işinde dediğin gibi (sanırım daha önce yazmıştın ben de oradan hatırlıyor olabilirim), iyi okul bulursan ne ala. Biz de üç sene kadar kaldık ama iş durumları yine başka maceralara kapı açma durumunda kaldı.

Bu arada kurabiye benzetmene teşekkür ederim. Sen zaten benim moralim için biçilmiş kaftansın :)

Sana kişisel ulaşabileceğim bir adres var mı? Benim mail adresime girip verebilirsin.

Görüşmek dileğiyle :)

öz dedi ki...

mayıs sonunda taşındık BAE'ne ve buraya işi bırakıp geldiğim için ev hanımı olmak durumunda kaldım. internette vakit geçirirken de burada yazılan blogları araştırdım. bir süredir yazdıklarınıza bakıyordum. Ama şimdi bi de tesadüf blogunuzda Yalova'yı görünce içim ısındı, o yüzden size yazmak istedim. ben de yalovalıyım. komik oldu di mi böyle yazınca :) neyse, sevgiler.