16 Aralık 2025 Salı
BPA Kabusu ve Avent'in Polikarbon Biberonları İle İlgili Maceram
Benim kitabımda eğer bir marka bir sürü ödül almışsa, klinik olarak kanıtlandığını, herşeyin bebeğimiz ve bizim için olduğunu iddia ediyorsa, diğer bütün alternatiflerden kat kat pahalıya satılıyor, üretimi İngiltere'de gerçekleştiriliyorsa (İngiltere böyle konularda son derece dikkatli bir memleket ama bu konuda ciddi derecede çuvalladı) güvenirsin. Acaba dünya üzerinde kaç kişi bir ürünün internetteki bilimsel araştırma sonuçlarına göre hareket eder ki?!
İşte bence hükümetlerin durması gereken en önemli nokta budur. Etik olarak yalnızca kendi ülkesini değil dünya üzerinde yaşamını sürdüren her türlü varlığa saygılı olmak. Nerdeee?!!!! Kıçımın kenarı demek gerekiyor böyle bir politikaya ancak.
Neyse, uzatmadan konumuza gireyim. Zoe doğmadan önce yine her şeyde olduğu gibi alacağım mal konusunda bayağı bir bakındım. Bu arada, piyasaların birbirinden farklı olduğunu belirtmek gerekli. Bir ülkede satılan ve tanınan bir marka başka bir ülkede hiç bilinmeyebiliyor ya da ilaçlarda falan aynı ürün farklı isimlerle pazarlanabiliyor. Türkiye'den uluslararası piyasalarda satılan ve güvenilecek hangi markaları biliriz mesela? Chicco, Mother Care, Avent, Nuk...
Chloe zamanında biz Chicco'nun sıvı strelizesini kullanmıştık. Zoe'de Chicco'nun buhar strelize makinasını aldık. Sebebi de kimyasal hiçbir şeye güvenmemekti. O dönemlerde Chicco'nun kendi mağazası da yoktu Antalya'da, ancak bebek mağazalarından bazılarına böyle strelize için falan şu bu geliyordu. Bu isimler farklı farklı konularda uzmanlaşmışlar. Avent'in bu konuda gözle görülür bir pazarlama dehası var. Bir kere her türlü bebek mağazasında satılıyor bu bir, bir sürü ödülün sahibi, bu da iki.
İlk aşamada bebek başlangıç setini aldım. Bir sürü mağaza dolaşıp, fiyat karşılaştırması, indirim takipleri, ürün seçmeden önce kataloğun elden geçirilmesi...Sonra manüel süt sağma makinasını, ardından büyük biberonlarından, küçük olanlardan bilmem kaçtane yedek...Bayağı bir yatırım yaptım Avent'e, e ne de olsa fevkalade bir ürün, süt sağma makinasını da çok severek kullanıyordum.
Derken geçen haftalarda biberon uçlarını iki numaraya çevirmek için gittiğimde raflarda B bilmemne Free diye bir şey okudum ama hani pazarlama hilesi vardır bir ürünü saniyenin binde biri kadar gösterip film arasında onu aldırtmak gibi...O Free etiketi beni bir işkillendirdi. Derken, ertesi günlerden birinde televizyonda " Ebruli" programına bakarken bebeğin açlığını hissetmesi hissetmemesi, falan filan Ebru Şallı bir şekilde konuyu biberonlara getirdi ama kimseleri kurcalamadan " O konuda da bir ara çok yazıldı çizildi..." diyerekten bir geçiştirme...
Haaaa, alırsın eline bilgisayarını İngilizce olarak girersin Google'a, sorarsın "Biberonlar ne kadar güvenli?" ( Türkçe'de girdim ama evlere şenlik, ne bilimsel bir çalışma ne bir sonuç, arama motorunda ilk gelen bloglar!!! )
Aman Allah'ım sayın seyirciler! Gelen sonuçlardan inanın gözlerim döndü, bir hafta ben iş üstünde vaziyetteyken BPA işte o an karşıma çıktı. Elinin altında internet olan herkes BPA'nın ne olduğunu araştırabilir. Burada belki binlerce kez açıklaması yapılmış bilgileri copy paste yapmak istemiyorum. Kısaca, BPA 19.yy. sonlarında bulunmuş olup, plastiğin ( polikarbonat/polycarbonate)olan versiyonunda hammaddelerden biri. Olmazsa olmazı, hayatımızın boktan bir parçası haline getirilmiş ama işin en acıklı kısmı Avent'de bu işin içinde! Neden? Çünkü şimdiye kadar öyle ya da böyle hükümetler, sağlık örgütleri falan filan BPA'nın insan sağlığına zarar vermeyecek bir boyutta olduğunda dert yaratmayacağına kanaat getirmiş. Sonra birileri çıkmış bu işe burnunu sokmuş, ahanda yıllardır olagelenin tam tersi test sonuçları ortaya çıkmaya başlamış, bulgular kafa karıştırmış, bak sen!
Gözlerine inanmak istemiyor insan, değil mi? İlk başta " Nasıl yani?!" dedim, "Yok bu olamaz." O kadar para dökmüşüm, iki buçuk aydır Avent'in süt pompası ile sütümü çekip, yine aynı şekilde biberonlarına koyup savunmasız ufacık bir bebeğe toksik madde yüklüyormuşum.
Yazdıklarıma inanmayan ve çüş diyenlere Avent'in kendi web sitesine gitmelerini öneriyorum. Aşağıda linkini verdim gerçi ama İngilizce olanı, anlayanlar okuyup bazı cevaplara gülsün diye. Sitede görünen odur ki Kuzey Amerika, Çin, Avustralya, Almanya, Yeni Zelanda.. gibi bilinç düzeyi yüksek müşteri kesimi olan ülkelere Avent yeni BPA sız ürününü sunmuş, hatta ve hatta Kuzey Amerika ve Kanada'da ürün Eylül 2008 den beridir varmış. ( Kanada hükümeti bu ürünün kullanıldığı her türlü insan sağlığını tehtid edebilecek malları yasaklamıştır ) ancak Türkiye, Arap Emirlikleri gibi bu konularda aklı bir karış havada hükümetlerin ve toplumların olduğu yerlerde maşallah satış devam!!!
Türkçe siteye baktığımızda yine İngilizce siteden farklı olarak askeri bir bildirge (!) görüyoruz. Hani EFSA ve FDA bunu dedi, kes sesini otur aşağıya, bizim BPA'dan haberimiz var, uyuz uyuz gelip de bu konuda başımızı şişirme kıvamında bir derleme. Soru cevaplar nedense yok!!!! Bu da bana göre bir standart eksikliği mesela. Neden? Herkes İngilizce anlamak zorunda mı?!!! Avent'in en üst düzey yetkilileri ülke farklılıklarını ve neyin kesilip nerede biçilme tekniği uygulandığını takipten mi aciz yoksa? Bu tip uygulamaların kendilerine kan kaybettirdiğinin farkında değiller mi?
Avent'in İngilizce sitesine gittiğimizde soru cevaplarla karşılaşıyoruz. Bazı soruların cevapları çok komik, buhar strelize makinası BPA çıkışına sebep verir mi? Efendim buharlı strelize aleti BPA free imiş de o içine BPA lı biberonları koyup toksikleri çıkartınca önemli değil ki!!! Ayrıca bu kör göze parmak bir soru çünkü yapılan tüm araştırmalar ( tabi ki İngilizce sitede belirtildiği gibi direkt insan üzerinde yapılacak değil, fareler kullanılıyor ) bu hammaddenin sıcak ile temasa geçtiğinde aktığını ve en ufak bir kısmının bile insan sağlığı üzerinde büyük zararlara sebep olacağını gösteriyor. Buraya bakın. The Meterials we use diye BPA free biberonların fotosunu koyup, içerdeki soru cevapların içine serpiştirmişler polikarbonları...Sıkça sorulan sorular'a bakabilirsiniz.
Efendim, Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu (EFSA) ABD Gıda ve İlaç Kurumu (FDA)diyormuş ki " Vücuda alınan miktar çocuklar ve yetişkinler tarafından kolayca elimine edilir." Yok ya!!! Almak isteyip istemediğim, bebeğime vermek isteyip istemediğim sorulmadan ve bana seçme hakkı tanınmadan o ürünün toksik maddeli olanı dayatılıyor. Tabi ki ellerinde silahla gel benimkini al diyen yok ama benim gibi Avent'e yüzde yüz güvenip de son üç yılın bilimsel araştırma sonuçlarına bakmadan alanların sinirden saçları diken diken oluyor.
Global Isınma olayını hatırlayın. Hükümetler nasıl da olayın karşısında durmuş, umursamaz tavırlar sergilemişlerdi. Hala bizimki gibi devlet yönetimlerinde "Ben kendi kabıma sıçarım sana ne?!" mantığı hakimdir. Ama öyle olmuyor işte! Bütün bu yapılan ahlaksızları bizlerin çocukları ödemek zorunda kalıyor.
Düşünün ki hayatının ilk anında toksik'le karşılaşıyor bebecikler. Bizler ki buhar makinası aldık bebeğimiz hiçbir kimyasalla karşılaşmasın, aman anne sütü verelim diye kıçımızı yırtıyoruz dışardan kötü bir şey gelmesin. Al sana!!!
Emperyalizm denilen parayla satın alınma mantığı budur. Bu mantıkta bebeklerin veya insan sağlığının, doğanın, denizlerin, hayvanların hiçbir hakkı hukuku yoktur. Hayattaki herşey ama herşey cebine para girecek kişi için çıkar aletidir. Bu da öyle bir şey işte. Büyütme canım ne olacak diyenlere de cevabım, buu kadar da önemli, evet!
Yahu, BPA sız olarak üretim yapılabiliyorsa ve BPA denilen toksik ne kadar azıcık, ufacık, defecik içi dolu fıçıcık (!) şeklinde kullanılıyorsa kullanılsın, ister gökten zemberekle indirilsin " Alıyorsun ama bak bi şeycik olmayacak!" denilsin hala Avent gibi bir markanın hemen dünyanın her yerinde harekete geçip BPA Free ürünlerini sunmamasına aklım ermiyor bir türlü. Bizim memlekette alışkınız öyle hükümet adamlarının çıkıp kanserojen yapacak çayı lüpür lüpür içmesine de bunu efendim bu kadar yatırımım var, dünya birincisiyim diyen bir üreticinin yapması akıl karı değil. Aradan yıllar geçti şimdi Karadeniz'den insanların nasıl kansere yakalandığı konuşulur oldu ama o zamanlar tersi iddia ediliyordu.
Madem bu kadar önemli değildi de neden belli başlı firmaların hepsi Avent'de buna dahildir hemen alternatif üretime geçti? Neden o kadar önemsizdi ve bu kadar sağlık örgütü onay vermişti de Kanada hükümeti çözümü BPA lı ürünleri yasaklayarak buldu? Avent'in İngilizce sitesinde BPA azıcık olunca sağlığa yararlıdır ya da ürünlerimizde BPA yoktur demiyor, bu örgütlerin onayı vardır, bu kadarı insana bir şey yapmaz deniyor ama bu da benim gibi bir sürü insanı tatmin etmiyor maalesef.
Eğri oturup doğru konuşmak lazım, ben onların yerinde olsam kendi ismimi lekelememek adına onaylı da olsa şu da bu da polikarbonat olan ürünlerimi (ki dediğim gibi Türkiye ve burada satılanlar onlar) geri çeker, o zarara katlanır ama müşterimin çıkarını ve şimdiye kadar piyasada yaptığım yeri korurdum.
Şimdi yaptığım nedir onu da hemen anlatayım. Birincisi hemen gidip BPA Free hangi markayı bulacağımı araştırdım. Alternatif cam şişeler olsa da düzenli olarak strelize ettiğim süt sağma makinası bile içimi kaldırmaya başladı. Hemen söyleyeyim, Türkiye'yi bilmiyorum ama Arap Emirlikleri'nde Medela ve Nuk var yalnızca BPA Free. Cam şişelerden de Pigeon diye bir Japon markası. Cam şişenin ağız kısmı çok dar, hiç sevmediğim iş ve çok da ağır ancak Medela bir şekilde biberon üretmediği için onun ağzına uygun emzikleri var Pigeon, oradan kurtarıyor. Teknolojisi de gayet iyi, içine bir valf koymuşlar, bebeğin süt içerken hava yutmasını önlüyor, ayrıca süt içtikçe Avent'de olduğu gibi kabarcıklar çıkıyor anlıyorsun içiyor mu içmiyor mu? Bu gece beslenmelerinde benim çok önem verdiğim bir şey. Nuk antikolik ortodontik bir başlık yapmış olmasına rağmen birincisi bebeğin süt içme sırasında meme ucunu getirdiği şekil otomatik olarak verilmiş, ikincisi ses mes çıkmıyor ve anlaşılmıyor süt içiyor mu içmiyor mu? Nuk'un klasik meme ucu satılmıyor bulamadım ve sinir oldum. Arap Emirliklerinde yaşayanlar çok iyi bilir burada Baby Shop'a gidip bu farklı ürünleri bulabilirler. Mother Care yalnızca Avent satıyor bir de kendi markasını, ilginçtir ki herhalde buradaki piyasada domdom olduğu için Mother Care'ın bile BPA Free biberonları yok, sordum...Hatta satışı gerçekleştiren elemanların bunun anlamını bile bildiklerini düşünmüyorum. Ben söyleyince teşekkür ettiler bilgi için, soracaklarını söylediler ama hiççç sanmıyorum. Zira sen arkanı dönünce başka bir soruyla bin tane müşteri geliyor.
İkinci büyük hareket Avent'e açık mektup yazmak oldu, dört gün içinde yanıt verileceği söylenildi, yanıt gelince ya da dört gün içinde gelmez ise buraya koyacağım. Türkç yazmaya bile gerek görmedim dayılanma mantığıyla karşılaşıp sinirlerimi daha fazla yıpratmak istemiyorum. Ama kendimi çok yorgun hissediyorum, yeni bir insana bakmak başlı başına iş, bir de benim diyen markaların ne kadar güvenilir olduğunu, bizlere nerede ne zaman trick yapacaklarını araştırmakla mı zaman harcanacak? Çüş diyorum başka bir şey demiyorum.
Bu arada, bir iki site daha buldum. Son derece faydalı bilgiler var. Bir tanesi "Our Stolen Future" diğeri "Environmantel Working Group" ve "The Green Guide-For Everyday Living"
Bunları okudukça çevremizin nasıl kanserojenlerle sarmalandığını anlıyor, en azından en büyük kuvvetimiz olan seçme hakkımızı kullanıyoruz. Bilinçli olmakla hem çocuklarımızı hem de kendimizi elimizden geldiğince korumak yapacağımız en önemli şey. En sonunda her birimiz birer Michael Jackson olursak ve nefes almaktan korkar hale gelirsek yemin ederim şaşırmayacağım.
Siteler İngilizce ama olsun, ben zaman olursa beğendiklerimi buraya aktarırım ama söz veremiyorum işte. Hayatımdaki hiçbir şeyin bacağımdan kolumdan çekiştirmesini sevmiyorum ve blog da bunlardan biri, yazmayınca kaşıntı tutuyor, kendimi ödevini yapmamış çocuk gibi hissediyorum. Diğer bütün bloggerlardan özür diliyorum ve son derece az girip birilerini okuyabiliyorum. Şu ara bencil bir şekilde yazıp çıkıyorum, affola.
3 Ekim 2020 Cumartesi
Oculus Quest
Geçen yılbaşına kadar üç boyutlu gözlük denildiğinde oyun bilgisayarına bağlı olan bir sürü kablo, odanın orasına burasına yerleştirilen tripod sistemleri falan gibi sıkıntılar akla geliyordu. Oyun oynayacağım derken inanılmaz derecede kablo yığınlarına bağlı bir organizma şekline dönüşülüyordu ve gözlük kendisiyle birlikte böyle bir sürü zamanzingoyu da yanında getiriyordu.
Oculus Quest, Facebook'un yan ürünü olarak ilk piyasaya çıktığında son derece pahalı ve aynı zamanda yerinden kalkmayan oyun bilgisayarları da elenmiş oldu. Bu bir ilkti tabi ki ve benim gibi bunlara bağımlı olmayı sevmeyen ama üç boyutlu dünyayı deneyimlemeyi isteyenler için harika bir fırsat doğmuş oldu.
Bundan on yıl sonrasında tüm şu anda kullandığımız aletler yine dinazor zamanını hatırlatacak bundan eminim. Oculus Quest 2 bir yıl arayla piyasaya sürüldü. Elektronikteki bu hızlı gelişimin getirdiği agresifçe tüketime aslında son derece karşıyım. Elimdeki alet hiç de ucuz bir şey olmamasına rağmen hayatının bir yılla sınırlı olmasını tüketici açısından bir hayal kırıklığı olarak değerlendiriyorum.
Piyasada bu şekilde hiç umursamazca yeni ürün çıktığında eskisini çöpe atan zihniyetler var, en önde gelen deneyimlediğim Samsung. En üstün kalitedeki ürün bile bir yıl sonra parçası bulunamayacak derecede eskimeye bırakılıyor bu bir, hiçbir şekilde bir Apple'daki gibi aksesuar bulunamıyor bu da iki. Dolayısıyla aldığınız ürünü bir şekilde Apple daki gibi korumanız, dışında değişiklikler yapmanız mümkün olmuyor. Şu anda Apple Store'lara gittiğinizde örneğin hala Iphone 6 bulmanız, aksesuarlarına ulaşabilmeniz, değişim yaparak yeni ürünü güzel bir indirimle satın alabilmeniz mümkünken bunu diğer hiçbir firma yapmaya gönüllü olmuyor.
Dolayısıyla, sanırım benim gönlümde kendi Mac Pro bilgisayarıma uygun olan bir Apple VR sistemi var.
Gelelim Oculus Quest'i aldınız ve elinizde de lap topunuz var. Ne yapacağım diyorsunuz?
Oculus Quest bitti artık üretilmiyor yerine Quest 2 geldi, o kısım tamam dolayısıyla aldığınızda ancak dükkanların elinde kalan son parçaları aldınız. Eve geldiniz bilgisayarla hiçbir şekilde haşır neşir olmadan bağlandınız. Oyunlar gözlüğe yükleniyor, platformu cebe veya tablete yüklemeniz yetiyor ama diyelim ki başka neler var diye bakmaya başladınız...
Derken benim gibi başka platformlar da buldunuz diyelim...Ben Side Quest'i buldum ve gördüm ki Oculus Quest'de basitçe bizlere verilen mesaj şu, size bilgisayar almanıza gerek yok diyoruz evet ama bu demek oluyor ki aldığınız platformla sınırlısınız. Mesela, Beat Saber müzikleri biz istediğimiz zaman update oluyor, belli gruplarda müzikler sunduğumuzda oradaki platformdan alabiliyorsunuz ama eğer bu müzikleri kendinize göre download etmek ve geliştirmek isterseniz üzgünüz ama bilgisayarlarınızın belli özellikleri olmak zorunda.
Yani kısaca o videoları çekenlerin dediği gibi hop Mac olursa bu, yok Android olursa USB kablo al tak şipşak oldu gibi bir durum yok!
Çünkü bilgisayarlarınızın MAc de 2015 ve öncesi örneğin GPU kartı yeterli değilmiş. Diğer lap topların çoğu aynı şekilde grafik kart bakımından geride kalıyor. Bu da USB kablosunu almanıza rağmen bir şey değişmeyeceğini gösteriyor.
Kısa ve öz, bilgisayarınız eğer lap top ise oyun laptopu olması gerekiyor. Gidip ne zamanınızı ne de paranızı harcayın derim.